1- Vergi mahremiyeti nedir?
Kimler vergi mahremiyeti yasağı kapsamındadır? Hangi durumlar vergi
mahremiyetinin ihlali sayılmaz?
Öncelikle
kimlerin vergi mahremiyeti yasağına uymak zorunda olduklarını açıklayalım:
1. Vergi muameleleri ve
incelemeleri ile uğraşan memurlar;
2. Vergi mahkemeleri bölge idari
mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar;
3. Vergi kanunlarına göre kurulan
komisyonlara iştirak edenler;
4. Vergi işlerinde kullanılan
bilirkişiler.
Bu
kişiler; görevleri dolayısıyle, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin;
-
şahıslarına,
-
muamele ve hesap durumlarına,
-
işlerine,
-
işletmelerine,
-
servetlerine
-
mesleklerine
ilişkin olarak öğrendikleri sırları veya gizli kalması gereken diğer
hususları açıklayamazlar ve kendilerinin veya üçüncü şahısların yararına
kullanamazlar.
Aşağıdaki durumlar ise vergi mahremiyetinin ihlali sayılmaz:
1-
Gelir Vergisi mükelleflerinin yıllık Gelir Vergisi ve
sermaye şirketlerinin Kurumlar Vergisi beyannamelerinde gösterdikleri
matrahları (zarar dahil) ve beyanları üzerinden tarh olunan Gelir ve Kurumlar
Vergileri ile mükelleflerin ad ve unvanları, bağlı oldukları vergi dairelerince
beyannamelerin verildiği yıl içinde dairenin münasip yerlerine asılacak
cetvellerle ilan olunur. Mükellefin bağlı bulunduğu teşekkül varsa, bu ilan
orada da yapılır.
2-
Kazancı basit usulde tespit edilenler dahil Gelir
Vergisi mükellefleri ile sermaye şirketleri her yıl Mayıs ayının son gününe
kadar vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ile bunlara isabet eden vergi
miktarlarını gösteren levhayı merkezlerine, şubelerine, satış mağazalarına iş
sahipleri ile mükellefler tarafından kolayca okunup görünecek şekilde asmak
zorundadırlar. (görüldüğü üzere burada
aynı zamanda kimlerin vergi levhası asmak zorunda oldukları ve ne zamana kadar
vergi levhası asmak zorunda oldukları kısaca belirtilmiştir.)
3-
Maliye Bakanlığı, mükelleflerin vergi tarhına esas olan
beyanlarını, kesinleşen vergi ve cezalarını, vadesi geçtiği halde ödenmemiş
bulunan vergi ve ceza miktarlarını açıklayabilir. Maliye Bakanlığı bu yetkisini
mahalline de devredebilir.
4-
Kamu görevlilerince yapılan adlî ve idarî soruşturmalar
ile ilgili olarak talep edilen bilgi ve belgeler verilebilir.
5-
Bankalara, yapacakları vergi tahsiline yönelik bilgiler
verilebilir
6-
Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge
düzenledikleri veya kullandıkları vergi inceleme raporuyla tespit olunanlar,
kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlarına ve 3568 sayılı Kanunla kurulan birlik ve
meslek odalarına bildirilir.
Not: Kendilerine bilgi verilen
kişi ve kurumlar da vergi mahremiyeti yasağı kapsamına dahil olurlar.
(Ekstra not: Bazı yasaklar
1. Vergi muameleleri ve
incelemeleri ile uğraşan memurlar;
2. Vergi mahkemeleri bölge idari
mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar;
3. Vergi kanunlarına göre kurulan
komisyonlara iştirak edenler;
4. Vergi işlerinde kullanılan
bilirkişiler.
- Kendilerine, nişanlılarına ve
boşanmış olsalar bile eşlerine;
- Kan veya sıhri usul ve füruuna,
evlatlığına veya kendisini evlat edinene yahut kan hısımlığında üçüncü (Bu
derece dahil), sıhri hısımlıkta, bu hısımlığı meydana getiren evlenme ortadan
kalkmış olsa bile, üçüncü (Bu derece dahil) dereceye kadar civar hısımlarına;
-Kanuni temsilcisi veya vekili
bulundukları kimselere;
ait vergi inceleme ve takdir işleriyle uğraşamazlar.
1. Vergi muameleleri ve
incelemeleri ile uğraşan memurlar;
2. Vergi mahkemeleri bölge idari
mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar
mükelleflerin vergi kanunlarının uygulanması ile ilgili hesap, yazı ve
sair özel işlerini ücretsiz de olsa yapamazlar.)
3-
Vergi mükellefi, vergi sorumlusu, vergi ehliyeti
kavramlarını kısaca tanımlayarak, vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve
vergi cezaları ve hürriyeti bağlayıcı cezalar bakımından sorumluluk müessesesini
açıklayınız.
Vergi mükellefi: Vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu
terettüp eden gerçek yada tüzel kişidir. Yükümlülük özel sözleşmelerle başka
kişilere devredilemez. Vergi Usul Kanunundaki maddelerinde ifade bulan mükellef
ibaresi vergi sorumlularını da kapsamaktadır.
Verginin sorumlusu: Verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı sorumlu olan
kişidir.
Vergi Ehliyeti: Vergi
kanunlarına göre mükellef veya vergi sorumlusu olabilmeyi ifade eder. Mükellef
veya sorumlu olabilmek için kanuni ehliyet şart değildir. Yani, küçük ve kısıtlılar
( medeni hakları kullanamayan kişiler) da mükellef ve sorumlu olabilir.
SORUMLULUK MÜESSESESİ
Küçük ve kısıtlılarla tüzel
kişilerin mükellef olması halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilciler
tarafından yerine getirilir. Küçük ve kısıtlılarda kanuni temsilciler veli,
vasi veyahut kayyımdır. Tüzel kişilerde ise kanuni temsilciler tüzel kişiliğin
türüne göre değişmektedir. Örneğin anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı
üyesi veya üyeleri, limited şirkette şirketin müdürü vb. şeklinde farklılıklar
söz konusudur.
Cemaatler gibi tüzel kişiliği
olmayan topluluklar mükellef olduğunda ise bunlara ait ödevler idare edenler
veya varsa temsilcileri tarafından yerine getirilir.
1-
Küçük
ve Kısıtlıların Temsilinde Sorumluluk (VUK)
Küçük ve kısıtlılara ait ödevlerin kanuni
temsilciler tarafından yerine getirilmemesi dolayısı ile alınamayan vergiler ve
vergi aslına bağlı alacaklar (gecikme faizi ve gecikme zammı) öncelikle küçük
ve kısıtlının mal varlığından alınmaya çalışılır. Küçük ve kısıtlının mal
varlığından alınamayan vergiler ve vergi aslına bağlı alacaklar, kast ve ihmale
bakılmaksızın kanuni temsilcinin mal varlığından alınır. Vergiler ve vergi
aslına bağlı alacaklarda kanuni temsilcilerin asıl mükellefe (küçük ve
kısıtlıya) rücu hakkı vardır.
Küçük ve kısıtlılara ilişkin vergileme ile ilgili ödevlerin kanuni
temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı kesilecek vergi
cezalarında ise farklı bir durum söz konusudur. Vergi cezaları her hal ve
takdirde kanuni temsilciden alınır ve kanuni temsilcinin ödediği cezaları
mükellefe rücu hakkı yoktur. Ayrıca, hapis cezaları da kanuni temsilciler adına
hükmolunur.
2- Tüzel Kişilerin Temsilinde Sorumluluk (VUK)
Tüzel kişiliğe ilişkin vergileme ile ilgili
ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı salınan
vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve kesilen vergi cezalarının hepsi
öncelikle tüzel kişiliğin mal varlığından alınmaya çalışılır. Vergi aslı, vergi
aslına bağlı alacaklar ve kesilen vergi cezaları tüzel kişiliğin mal varlığından
alınamadığı takdirde, kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.
Kanuni
temsilcinin cezalar dışındakileri tüzel kişiliğe rücu hakkı vardır.
Tüzel
kişilerde hürriyeti bağlayıcı cezalarda özellikli bir durum vardır. Şöyle ki,
VUK 333. maddesinde belirtilen kaçakçılık suçunun işlenmesi veya bu suça
iştirak edilmesi durumunda, kaçakçılık
suçunu işleyen veya bu suça iştirak eden bizzat kendisi sorumludur. Hürriyeti
bağlayıcı cezalar bizzat bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacaktır.
Kanuni temsilcinin suça iştiraki halinde bu kişiler de ayrıca sorumlu olurlar.
3-
Vergi Kesenlerin Sorumluluğu (VUK)
Yaptıkları
veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak
kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten
sorumludurlar. Yani, vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve kesilen
vergi cezaları vergi kesmeye mecbur
olanlardan istenir. Bu sorumluluk,
bunların ödedikleri vergilerden dolayı asıl mükelleflere rücu etmek hakkını
kaldırmaz.
Ancak,
mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi
dairesine yatırmak zorunda olunması durumunda farklı bir durum söz konusudur.
Vergi Usul Kanunu, mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısıyla vergi
kesintisi yapılması gereken durumlarda müteselsil sorumluluk esasını
benimsemiştir. Buna göre; mal alım ve
satımı ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine
yatırmak zorunda olanların, bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde
verginin ödenmesinden,
-
alım
satıma, taraf olanlar,
-
hizmetten
yararlananlar ve
-
aralarında
doğrudan veya hısımlık nedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetimine
katılmak veya menfaat sağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu
tespit edilenler
Müteselsilen sorumludurlar. Fakat, müteselsilen
sorumluluk mal üreten çiftçiler ile nihai tüketiciler için söz konusu değildir.
3-
Tasfiye
Memurlarının Sorumluluğu (KVK)
Şirketlerin tasfiyesi durumunda tasfiye işlerini
yapmakla görevlendirilen tasfiye memurları öncelikle şirketin vergi borçlarını
ödemek zorundadırlar. Tasfiye memuru bu yükümlülüğe uymadan alacaklılara veya
ortaklara şirketin parasını dağıtırsa alınamayan kamu alacağı tasfiye
memurlarından veya kendisine para ödenen kimselerden istenebilir.
4-
Serbest
Muhasebeciler ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin Sorumluluğu (VUK Mük 227
ve SM ve SMMM Genel Tebliği)
Serbest muhasebeciler ve serbest muhasebeci mali
müşavirlerin sorumlulukları kapsamına giren işlemlerden dolayı bir vergi ziyaı
ortaya çıktığı taktirde, beyannameyi imzalayan meslek mensubu, ziyaa uğratılan
bu vergi ile buna ilişkin cezalar ve gecikme faizlerinden müteselsilen
sorumludurlar.
5-
Mirasçıların
Sorumluluğu (VUK)
Mükellefin ölmesi durumunda
mükellefin vergi ile ilgili yapması gereken işlemler, mirası reddetmemiş olan
kanuni ve atanmış mirasçıları tarafından yerine getirilir. Ancak, mirasçılardan
her biri ölen kişinin vergi borçlarından dolayı miras payları oranında sorumlu tutulurlar. Mirasçıların sorumluluğu vergi aslı ve bağlı alacaklar (gecikme faizi,
gecikme zammı) ile usule ilişkin mükellefiyetlerle ilgilidir. Vergi Usul
Kanunu'nun 372 nci maddesine göre mirasçılara cezai sorumluluk söz konusu
değildir.
6-
Trafik Memuru, Gümrük Memuru ve Noterin Sorumluluğu
(ÖTVK)
Motorlu Taşıtların ilk iktisabı, teslimi veya
ithalini gerçekleştirenler bu işlemlerden önce özel tüketim vergisinin
ödendiğine ait belgeyi aramak zorundadırlar. Aksi taktirde mükellefle birlikte
müteselsil sorumlu olurlar.
7-
Tapu Memurunun Sorumluluğu (VİVK)
Miras kalan veya intikal eden gayrimenkullerin
tapudaki devir işleminden evvel veraset ve intikal vergisinin ödenmesi gerekir.
Aksi taktirde tapu memuru mükellefle birlikte ödenmeyen vergiden dolayı sorumlu
olur.
4-
Mücbir sebep hallerini ve mücbir sebebin vergi
ve cezalar açısından sonuçlarını açıklayınız.
Mücbir sebep halleri:
1. Vergi ödevlerinden her hangi
birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve
tutukluluk;
2. Vergi ödevlerinin yerine
getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;
3. Kişinin iradesi dışında vukua
gelen mecburi gaybubetler;
4. Sahibinin iradesi dışındaki
sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması gibi
hallerdir.
Mücbir
sebebin sonuçları:
-
Mücbir sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez.
-
Tarh zamanaşımı işlemeyen süreler kadar uzar.
-
Mücbir
sebep dolayısı ile beyannamenin geç verildiği hallerde buna bağlı ödev süresi
uzar. Vergi henüz tahakkuk etmediğinden gecikme zammı uygulanmaz. Ancak yeni
bir taksitlendirme de yapılmaz.
-
Mücbir
sebep halinde ceza da kesilmez.
Tüm bu
sonuçların doğması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından
ispat veya belgelendirilmesi lazımdır. Mücbir sebep vergiyi doğuran olayı
etkilemez. Sadece vergi alacağının doğması üzerine mükellefçe yerine
getirilecek ödevlerin süresini uzatır. Örneğin;
Gelir Vergisi mükellefi 2003 takvim yılına ilişkin beyannamesini
vermeden 10 Mart 2004 tarihinde kalp krizi geçirmiş ise ve 20 Mayıs 2004 tarihinde iyileş ise; mücbir
sebep ortaya çıktığında mükellefin gelir vergisi beyannamesini normal tarihinde
vermesine 5 gün kaldığı için, mücbir sebebin bittiği 20 Mayıs tarihine 5 gün
eklenir ve beyanname verilmesi gereken süre bulunur.
Maliye Bakanlığı, mücbir sebep
sayılan haller nedeniyle; bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar
itibarıyla mücbir sebep hali ilân etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine
getirilemeyecek olanları tespit etmeye yetkilidir. Bu yetki vergi türleri ve
işyerleri itibarıyla; beyannamelerin toplulaştırılması, yeni beyanname verme
süreleri belirlenmesi ve beyanname verme zorunluluğunun kaldırılması şeklinde
de kullanılabilir.
5- Zor durum ( Mühlet Verme)
hali ne demektir? Şartları nelerdir?
Zor durum, mükelleflerin içinde bulundukları
durum nedeniyle vergi muamelelerine ilişkin ödevlerini süresi içinde yerine
getiremeyecek halde olmalarıdır.
Zor durumun şartları:
1- Mükellefin sürenin bitmesinden
evvel yazı ile istemde bulunması,
2- İstemde gösterilen mazeretin,
kabule layık olması,
3- Sürenin verilmesi halinde
verginin alınmasının tehlikeye girmemesi,
Bu şartların oluşması halinde; Maliye Bakanlığı kanuni sürenin bir katını geçmemek üzere, eğer kanuni
süre bir aydan az ise bir ayı geçmemek üzere mükelleflere uygun bir süre
verilebilir. Örneğin, ölen bir kimsenin ülkenin değişik yerlerinde çok sayıda
mal varlığının bulunması halinde, mirasçılarının normal süre içinde ödevlerini
yerine getiremeyecekleri gerekçesiyle süre verilmesi talebinde bulunmaları
hali.
Maliye
Bakanlığı mühlet verme yetkisini tamamen veya kısmen mahalline devredebileceği
gibi bölgeler, iller, ilçeler veya sektörler ile iş kolları ya da mükellef
grupları itibarıyla yazılı başvuru şartı aramaksızın da kullanabilir.
5-
Tarh, tebliğ ve tahakkuk kavramlarını kısaca
tanımlayarak tebliğ çeşitlerini sayınız. Kimlere tebliğ yapılabileceğini ve
tebliğ esaslarını açıklayınız.
Tarh: Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında
gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak
bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.
Tebliğ : Tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve
hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza
sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir.
Tahakkuk : Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen
bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.
Tebliğ
çeşitleri:
1. Posta Yolu İle Tebliğ
2. İlan Yolu İle Tebliğ
3. Memur Eliyle Tebliğ
4. Dairede, Komisyonda Tebliğ
Beyana dayanan tarhta tahakkuk
fişinin düzenlenmesi tahakkuk için yeterlidir. Bu fişin mükellefe ayrıca
tebliğine ihtiyaç yoktur. Tebliğ yapılacak kimseler ise şunlardır:
- Tebliğ mükelleflere, bunların
kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere
yapılır.
- Tüzel kişilere yapılacak
tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve
cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya
temsilcilerine yapılır.
- Mükellef yerine geçen veli,
vasi veya kayyım gibi vergi sorumlusu birden fazla olursa, tebliğ bunlardan
yalnız birine yapılabilir. Şayet tebliğin mevzuu olan işe ayrı bir vasi veya
kayyım bakmakta ise, tebliğ bunlara yapılır.
- Kamu idare ve müesseselerine
yapılacak tebliğ, bu idare ve müesseselerin en büyük amirlerine veya bunların
muavinlerine veya en büyük amirin yetkili kılacağı memurlara yapılır.
Tahakkuk
fişinden hariç, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden her türlü
vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta
vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ise ilan
yolu ile tebliğ edilir. Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin
daire veya komisyonda yapılması caizdir.
Tebliğ,
kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde
bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır.
(Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne
nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması
gerekir.)
Kara, deniz, hava ve jandarma eratına
yapılacak tebliğler kıta komutanı veya müessese amiri gibi en yakın üst
vasıtasıyla yapılır.
Yabancı memlekette bulunanlara
tebliğ o memleketin yetkili makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma
varsa veya o memleketin kanunları müsait ise o yerdeki Türk siyasi memuru veya
konsolosu tebliğin yapılmasını yetkili makamdan ister. Kendisine tebliğ
yapılacak kişi Türk vatandaşı ise tebliğ Türk siyasi memuru veya konsolosu
vasıtasıyla da yapılabilir. Yabancı memlekette resmi görevle bulunan Türk
memurlarına tebliğ Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla yapılır. Yabancı memlekette
bulunan askeri şahıslara yapılacak tebliğ, bağlı bulundukları kara, deniz, hava
kuvvetleri komutanlıklarıyla Jandarma Genel Komutanlığı vasıtasıyla yapılır.
6-
Hangi hallerde ilanen tebliğ yapılır. İlanen
tebliğin yapılış şeklini açıklayınız?
Aşağıda yazılı
hallerde tebliğ ilan yoluyla yapılır:
1. Muhatabın
adresi hiç bilinmezse;
2. Muhatabın
bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup
geri gelirse;
3. Başkaca
sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa;
4. Yabancı
memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa.
İlan aşağıdaki şekilde yapılır.
Tutarı ne
olursa olsun ilan yazısı tebliğ yapan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus
mahalline asılır. İlan ile yapılan
tebliğin konusu “1.100 YTL ila 110.000 YTL (2005 değerleri) arasındaki vergi
veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ilan, ilgili vergi dairesinin
bulunduğu yerin belediye sınırları içinde çıkan bir veya daha fazla gazetede
yayımlanır. Tutarın 110.000 YTL’yi aşması halinde ilan, Türkiye genelinde yayın
yapan günlük gazetelerden birinde ayrıca yapılır. Tebliğin konusu, her biri için ayrı ayrı
olmak üzere, 1.100 YTL’den az vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde
ayrıca gazetede ilan yapılmaz ve ilan yazısının askıya çıkarıldığı tarihi
izleyen onbeşinci gün ilan tarihi olarak kabul edilir.
İlan yazısının
bir sureti mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilir.
Tebliğ
olunacak evrakın örnekleri yabancı memlekette bulunan mükellefin bilinen
adresine ayrıca posta ile gönderilir.
İlan tarihinden başlayarak bir ay içinde
bizzat veya bilvekale müracaat edenlere yerinde, adres bildirenlere ise posta
ile tebliğ yapılır. İlan tarihinden başlayarak bir ay içinde ne vergi dairesine
müracaat yapmış ve ne de adresini bildirmiş olanlara bir ayın sonunda tebliğ
yapılmış sayılır.
(NOT: İdarece tarh edilen
vergiler ve kesilen cezalarda özellikli bir durum söz konusudur. Şöyle ki;
İdarece tarh olunan vergilerle cezalarına ilişkin ihbarnameler bir taraftan,
mükellefin bilinen adresine posta ile yollanır; diğer taraftan mükellefin
adını, soyadını, hesap numarasını, işini, adresini tarh edilen verginin ve
kesilen cezanın miktar ve cinsini gösterir bir ilanı vergi dairesinin ilan
koymaya mahsus mahalline asılır. İlanın asılması keyfiyeti ve tarihi tutanakla
tespit olunur. Verginin tahakkuku ve cezanın kesinleşmesi için geçmesi gereken
vergi mahkemesinde dava açma süresi; mükellefin bilinen adresinde tebligat
yapıldığı hallerde tebliğ tarihinden, aksi halde tutanakla tespit olunan ilan
tarihinden başlar.)
7- Tarhı kısaca tanımlayınız.
Tarh çeşitlerini ve Vergi Usul Kanununda Resen tarhiyat nedeni olarak kabul
edilen durumları açıklayınız.
Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında
gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak
bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.
Vergi Usul Kanununun getirdiği
düzenlemeye uygun biçimde, tarh işlemlerini beş kategoride toplayabiliriz:
-
Beyana dayanan tarh,
-
İkmalen vergi tarhı,
-
Re'sen vergi tarhı,
-
İdarece vergi tarhı ve
-
Düzeltme
yoluyla tarhiyattan söz edilebilir. (Düzeltme yoluyla tarhiyat düzeltme
işleminin doğal bir sonucu olarak, önceki hatalı vergilendirmenin yerine doğru
işlemin konulmasına ilişkin bir işlemdir.)
Beyana
dayalı tarhiyat:
Beyana dayanan tarh işleminde vergi matrahı yükümlüce
saptanıp bildirilir. Yükümlüler ilke olarak kendi beyanları üzerine yapılan
tarhiyata karşı dava açamazlar. İşlemde vergi hatası bulunması ve ihtirazi
kayıtla beyan durumları bu ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Beyan
usulünde vergi, yükümlünün yazılı veya sözlü beyanı üzerine tarh edilir.
Aslolan yazılı beyandır; Beyan usulünde tarh işlemi ile tahakkuk aşaması
birlikte gerçekleşir. Beyan üzerine tahakkuk fişi kesilir. Böylece
vergilendirme sürecinin ayrı birer teknik aşaması olarak düşünülen
tarh-tebliğ-tahakkuk aşamaları ayni anda tamamlanmış
olmaktadır.
İkmalen
vergi tarhı:
İkmalen vergi tarhı, her ne
şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik
olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere
dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden
alınacak verginin tarh edilmesidir. Özel kanunlarında ikmalen tarhiyata ilişkin
olarak yer alan hükümler saklıdır. (VUK m.29)
Ek ya da tamamlayıcı vergi tarhı olarak da
adlandırılan bu işlem her ne şekilde olursa olsun belli bir vergi tarhiyatından
sonra ortaya çıkan ve idarece saptanan matrah farkı için yapılan bir
vergilendirmedir. İkmalen vergi tarhı için gerekli üç koşul madde metninden
çıkartılabilir. Buna göre ikmalen vergi tarhına gidilebilmesi için
a) Daha önceden mutlaka bir vergi tarh edilmiş olması,
b) Bu vergiye ilişkin olarak matrah veya matrah farkı
ortaya çıkmalı
c) Matrah veya matrah farkı miktarının, defter, kayıt
ve belgeler gibi maddî delillere ya da kanunî ölçülere göre tespit edilmesi
gerekir.
Örneğin; yükümlü beyan dönemi içinde matrahının belli
olduğu beyannamesini vermiş ve vergi tarh edilmiş, ancak defter, kayıt ve belgelerinde
yapılan inceleme sonucunda gelirini eksik gösterdiği anlaşılmışsa bu maddî
delillerden ortaya çıkan matrah farkı üzerinden ek vergi tarh edilecektir.
İkmalen tarhiyat ihbarname ile yükümlüye bildirilir. Yükümlünün dava hakkını
kullanıp kullanmamasına ya da açılan davanın sonucuna göre tarh işlemi tahakkuk
eder, kesinleşir, ya da iptal edilir (terkin edilir).
Re'sen vergi
tarhı
:
Resen vergi tarhı, vergi
matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere
dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından
takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi
inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh
olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah
farkı resen takdir olunmuş sayılır.
Resen
vergi tarhı için gerekli
iki koşul madde metninden çıkartılabilir. Buna göre ikmalen vergi tarhına
gidilebilmesi için
a) Vergi matrahının tamamen veya kısmen
defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan
bulunmayacak
b) Matrah veya matrah kısmı
takdir komisyonları tarafından takdir edilecek veya vergi incelemesi yapmaya
yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen miktar
olacak.
Resen tarhiyat ihbarname ile yükümlüye bildirilir.
Yükümlünün dava hakkını kullanıp kullanmamasına ya da açılan davanın sonucuna
göre tarh işlemi tahakkuk eder, kesinleşir, ya da iptal edilir (terkin edilir).
Verginin idarece
tarhı
Verginin idarece tarhı; ikmalen
ve resen vergi tarhını gerektiren durumların dışında kalan hallerde,
mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile belli zamanlarda müracaat
etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine yüklenilen mecburiyetleri yerine
getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli
matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.
Bu takdirde vergi, yoklama
fişine dayanılarak tarh olunur.
Bu şekilde tarh olunan
vergilerle cezalarına ilişkin ihbarnameler bir taraftan, mükellefin bilinen
adresine posta ile yollanır; diğer taraftan mükellefin adını, soyadını, hesap
numarasını, işini, adresini tarh edilen verginin ve kesilen cezanın miktar ve
cinsini gösterir bir ilan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline
asılır. İlanın asılması keyfiyeti ve tarihi tutanakla tesbit olunur.
Verginin tahakkuku ve cezanın
kesinleşmesi için geçmesi gereken vergi mahkemesinde dava açma süresi;
mükellefin bilinen adresinde tebligat yapıldığı hallerde tebliğ tarihinden,
aksi halde tutanakla tespit olunan ilan tarihinden başlar.
Resen tarhiyatı gerektiren
haller:
Aşağıdaki hallerden herhangi
birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt
ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul
edilir.
1. Vergi beyannamesi kanuni
süresi geçtiği halde verilmemişse, (Vergi beyannamesini kanuni süresi geçtikten
sonra vermiş olanlara bu beyannamede gösterdikleri matrah üzerinden re'sen
gerekli tarhiyat yapılır ve bu beyannameler re'sen takdir için takdir
komisyonuna sevk edilmez. Ancak, vergi incelemesine başlanılmasından veya
takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler
için bu hüküm uygulanmaz.)
2. Vergi beyannamesi kanuni
veya ek süreler içinde verilmekle beraber beyannamede vergi matrahına ilişkin
bilgiler gösterilmemiş bulunursa, (Bu durumda mükellefe, takdir komisyonu
tarafından 15 günden az olmamak üzere bir mühlet verilerek vergi matrahına
ilişkin bilgileri vermeye ve kanuni defterlerini ibraz etmeye davet olunur. Bu
davet üzerine mükellef istenilen bilgileri verir ve kanuni defterlerini ibraz
ederse, defter ve vesikalar ihticaca salih bulunmak şartiyle, mükellefe takdir
olunacak matrah defter ve vesikaları kayıtlarına göre tesbit olunacak miktardan
fazla olamaz.)
3. Bu kanuna göre tutulması
mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik
ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara her hangi
bir sebeple ibraz edilmezse,
4. Defter kayıtları ve bunlarla
ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan
vermiyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca
salih bulunmazsa.
5. Tutulması zorunlu olan
defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil
bulunursa.
6. Yetki almış meslek
mensuplarına imzalattırma mecburiyeti getirilen beyanname ve ekleri
imzalattırılmazsa veya tasdik kapsamına alınan konularda yeminli mali müşavir
tasdik raporu zamanında ibraz edilmezse,
8- Vergi alacağını kaldıran nedenleri açıklayınız.
a) Ödeme: Vergi
alacağını kaldıran sebeplerin başında ödeme gelir. Vergi, kanunlarında
gösterilen süreler içinde ödenir. Ödeme süresinin son günü verginin vadesi
tarihidir. Beyannamenin posta ile gönderilmesi halinde, beyan edilen vergi
tahakkuk işleminin bitmesi beklenmeksizin vadesinde ödenir.
Verginin kanunlarda bazı ödeme
süreleri:
Gelir Vergisi Kanunu : (2 taksit) Mart – Temmuz
Kurumlar Vergisi
Kanunu : (1 taksit) Nisan
Motorlu Taşıtlar
Vergisi : (2 taksit) Ocak – Temmuz
Katma Değer
Vergisi : Ertesi ayın 26. günü
Veraset ve İntikal Vergisi : Tahakkuktan sonra 3 yıl
içinde Mayıs ve Kasım aylarıdır.
Özel ödeme zamanları:
1. İkmalen resen ve idarece tarhiyatlar:
-İkmalen, re`sen veya idarece tarh olunan
vergiler taksit zamanlarından evvel tahakkuk etmişse; taksit süreleri içinde
ödenir.
- İkmalen, re`sen veya idarece tarh olunan
vergiler Taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse;
geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.
(Not: İkmalen, re`sen veya idarece, dava
konusu olmadan yapılan tarhiyatta tahsil süresi geçmişse, tahsil süresinden,
sonraki tahakkuka kadar geçen süreler için gecikme faizi ödenir.)
Örnek : Gelir vergisi mükellefine 2003 takvim yılına ilişkin olarak ikmalen
tarhiyat 5.6.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mükellef dava yoluna
gitmediğinden 5.7.2004 tarihinde tarhiyat kesinleşmiştir. İkmalen tarhiyat
1.500.000.000 TL’dir. Verginin ödeme zamanları ne olacaktır? Çözüm: Gelir
vergisi taksit süreleri; Mart – Temmuz’dur.
I.Taksit : Normal ödeme tarihi geçmiş
olduğundan tahakkuktan itibaren 1 ay içinde, 5.8.2004’e kadar.
II.Taksit : Normal ödeme tarihi kısmen geçmiş
olduğundan tahakkuktan itibaren 1 ay içinde 5.8.2004’e kadar ödenir.
2- Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyeti sona erdiren hallerde, beyan
üzerine tarh olunan vergiler, beyanname
verme süreleri içinde ödenir. Mükellefin, vadeleri beyanname verme süresinden
sonra gelen vergileri de aynı süre içinde alınır.
Örnek : Gelir Vergisi Kanununun 92 nci maddesinde, ölüm halinde beyannamenin 4
ay içinde verileceği belirtilmiştir. Bu durumda ödemenin de bu süre içinde
yapılması gerekir.
- Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya
benzeri haller dolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, re`sen veya
idarece tarh olunan vergileri tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde
ödenir.
Bir aylık bu süre Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca teminat gösterilmesi
halinde, vergi kanunu ile belli taksit
zamanına kadar ve taksit zamanı geçmiş ise üç ay uzatılır.
3. Vergi mahkemesinde dava açma dolayısıyla tahsili durdurulan
vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar, vergi mahkemesi kararına göre
hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir
ay içinde ödenir.
Ayrıca ikmalen, re`sen veya idarece yapılan
tarhiyatlarda :
a)
Dava
konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilerde:
*Kanunda belirtilen normal vade
tarihinden tahakkuk tarihine kadar geçen süre için;
b) Dava konusu yapılan vergilerde:
*Normal vade tarihinden, yargı
organı kararının tebliğ tarihine kadar geçen süreler için;
c) Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi;
*Uzlaşılan vergi miktarına,
normal vade tarihinden, uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre
için;
6183 sayılı Kanuna göre tespit
edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır.
*Gecikme faizi de vergi ile aynı
süre içinde ödenir.
*Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri dikkate alınmaz.
b)
Zamanaşımı:
Vergi alacağını kaldıran nedenlerden biri de
zamanaşımıdır. Zamanaşımı, süre geçmesi nedeniyle vergi alacağının kalkmasıdır.
Zamanaşımı, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın
hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. Bu yönüyle Vergi Usul Kanunu'ndaki
zamanaşımı hak düşürücü süre niteliği taşımaktadır.
Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından
başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler
zamanaşımına uğrar. (Buna tarh-tahakkuk zamanaşımı denir.)
Yatırım indiriminde yatırımcının öngörülen özel şartları
ihlal etmesi halinde, zamanaşımı bu şartların ihlal edildiği yılı takip eden
yıl başından itibaren başlar.
Damga vergisine tabi olup vergi
ve cezası zamanaşımına uğrayan evrakın hükmünden tarh zamanaşımı süresi
dolduktan sonra faydalanılması halinde söz konusu evraka ait vergi alacağı
yeniden doğar.
Vergi dairesince matrah takdiri
için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı
komisyon kararının vergi dairesine verilmesini takip eden günden itibaren
işlemeye devam eder.
c) Terkin: Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, muzır
hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzer afetler yüzünden:
1. Varlıklarının en az üçte
birini kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile
ilgili bulunan vergi borçları ve vergi cezaları;
2. Mahsullerinin en az üçte
birini kaybeden mükelleflerin, afete maruz arazi için zararın tahakkuk ettiği
hasat zamanına isabet eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen Arazi Vergisi
borçları ve vergi cezaları;
Maliye Bakanlığınca kısmen veya tamamen terkin (silinir) edilir. Maliye
Bakanlığı terkin yetkisini mahalline devredebilir.
Tabii afetlerde, afetin meydana geldiği tarihten önce tahakkuk edip
ödenmemiş borçları terkin edilir.
d) Tahakkuktan
vazgeçme : İkmalen, re`sen veya idarece tarh edilen vergi ve bunlara
ilişkin cezaların toplam miktarının bunların tahakkukları için yapılacak
giderleri karşılayamayacak kadar küçük olması halinde, Bakanlıkça bu vergilerin
tahakkukundan vazgeçilebilir.
e) Vergi Hatalarını Düzeltme ve Raddiyat
Vergi Usul
Kanununda vergi hatası, “vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede
yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya
alınmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre vergi hatası hesap hataları ve
vergilendirme hataları olarak iki ana grupta toplanmıştır.
Hesap
Hataları:
a) Matrah hataları : Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk
fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya
indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.
b) Vergi miktarında hatalar : Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların
yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda
verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.
c). Verginin mükerrer olması : Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi
için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.
Vergilendirme Hataları:
a) Mükellefin şahsında hata : Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya
alınmasıdır.
b) Mükellefiyette hata : Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan
kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır.
c) Mevzuda hata :
Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir,
servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya
alınmasıdır.
d) Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata : Aranan verginin ilgili bulunduğu
vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya
fazla hesaplanmış olmasıdır.
Vergi Hatalarının Ortaya Çıkarılması:
1. İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile;
2. Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi
ile;
3. Hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması ile;
4. Hatanın vergi incelenmesi sırasında meydana çıkarılması ile;
5.
Mükellefin müracaatı ile ortaya çıkarılır.
Hatanın
Düzeltilmesi:
Vergi Usul Kanununa göre vergi hatalarını düzeltmeye
yetkili kişi olarak vergi dairesi müdürleri belirlenmiştir.
Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak
düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı
fişe dayanılarak mükellefe iade edilir. Düzeltme fişinin bir nüshası mükellefe
tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlayarak bir yıl içinde parasını
geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sona erer.
Nakden veya mahsuben tahsil edilen ancak
fazla veya yersiz olarak tahsil edildiği anlaşılan vergilerde ve kanunları
gereğince mükelleflere yapılacak iade ve mahsup işlemlerinde, düzeltmeye
dayanak teşkil edecek belgeler ile bu işlemlere ait usul ve esaslar Maliye
Bakanlığınca belirlenir.
Re’sen düzeltme
İdarece tereddüt edilmeyen açık ve mutlak
vergi hataları re'sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin
düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları mahfuzdur.
Vergi muamelelerindeki
hataların düzeltilmesini mükellefler, vergi dairesinden yazı ile
isteyebilirler.
Şikayet Yoluyla Müracaat:
Vergi mahkemesinde dava açma süresi
geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu
ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler. Maliye Bakanlığınca da düzeltme
talebi reddedilenler bu ret kararına karşı idari yargıya müracaat edebilirler.
Bu madde gereğince il
özel idare vergileri hakkında valiliğe ve belediye vergileri hakkında belediye
başkanlığına müracaat edilir.
Vergi
hatalarının düzeltilmesi zamanaşımı sürelerine tabidir. Vergi Usul
Kanununda yazılı tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi
hataları düzeltilemez.
Ancak aşağıda yazılı durumlarda düzeltme zamanaşımı
süresi :
a) Zamanaşımı süresinin son yılı içinde tarh ve tebliğ edilen
vergilerde hatanın yapıldığı;
b) İlan yolu ile tebliğ edilip vergi mahkemesinde dava konusu
yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme emrinin tebliğ edildiği;
c) İhbarname ve ödeme emri ilan yoluyla tebliğ edilen vergilerde 6183
sayılı Kanuna göre haczin yapıldığı;
Tarihten başlayarak bir
yıldan aşağı olamaz.
d) Yargı kararları;
Vergi Usul
Kanununda sayılmasa da yargı kararları da vergi alacağını ortadan kaldıran
nedenlerdendir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder