22 Haziran 2015 Pazartesi

Vergi Usul Kanunu Çalışma Soruları

1- Vergi mahremiyeti nedir? Kimler vergi mahremiyeti yasağı kapsamındadır? Hangi durumlar vergi mahremiyetinin ihlali sayılmaz?

            Öncelikle kimlerin vergi mahremiyeti yasağına uymak zorunda olduklarını açıklayalım:
1. Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar;
2. Vergi mahkemeleri bölge idari mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar;
3. Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler;
4. Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler.

            Bu kişiler; görevleri dolayısıyle, mükellefin ve mükellefle ilgili kimselerin;
-          şahıslarına,
-          muamele ve hesap durumlarına,
-          işlerine,
-          işletmelerine,
-          servetlerine
-          mesleklerine
ilişkin olarak öğrendikleri sırları veya gizli kalması gereken diğer hususları açıklayamazlar ve kendilerinin veya üçüncü şahısların yararına kullanamazlar.
Aşağıdaki durumlar ise vergi mahremiyetinin ihlali sayılmaz:
1-              Gelir Vergisi mükelleflerinin yıllık Gelir Vergisi ve sermaye şirketlerinin Kurumlar Vergisi beyannamelerinde gösterdikleri matrahları (zarar dahil) ve beyanları üzerinden tarh olunan Gelir ve Kurumlar Vergileri ile mükelleflerin ad ve unvanları, bağlı oldukları vergi dairelerince beyannamelerin verildiği yıl içinde dairenin münasip yerlerine asılacak cetvellerle ilan olunur. Mükellefin bağlı bulunduğu teşekkül varsa, bu ilan orada da yapılır.
2-              Kazancı basit usulde tespit edilenler dahil Gelir Vergisi mükellefleri ile sermaye şirketleri her yıl Mayıs ayının son gününe kadar vergi tarhına esas olan kazanç tutarları ile bunlara isabet eden vergi miktarlarını gösteren levhayı merkezlerine, şubelerine, satış mağazalarına iş sahipleri ile mükellefler tarafından kolayca okunup görünecek şekilde asmak zorundadırlar.  (görüldüğü üzere burada aynı zamanda kimlerin vergi levhası asmak zorunda oldukları ve ne zamana kadar vergi levhası asmak zorunda oldukları kısaca belirtilmiştir.)
3-              Maliye Bakanlığı, mükelleflerin vergi tarhına esas olan beyanlarını, kesinleşen vergi ve cezalarını, vadesi geçtiği halde ödenmemiş bulunan vergi ve ceza miktarlarını açıklayabilir. Maliye Bakanlığı bu yetkisini mahalline de devredebilir.
4-              Kamu görevlilerince yapılan adlî ve idarî soruşturmalar ile ilgili olarak talep edilen bilgi ve belgeler verilebilir.
5-              Bankalara, yapacakları vergi tahsiline yönelik bilgiler verilebilir
6-              Sahte veya muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge düzenledikleri veya kullandıkları vergi inceleme raporuyla tespit olunanlar, kanunla kurulmuş mesleki kuruluşlarına ve 3568 sayılı Kanunla kurulan birlik ve meslek odalarına bildirilir.
Not: Kendilerine bilgi verilen kişi ve kurumlar da vergi mahremiyeti yasağı kapsamına dahil olurlar.

(Ekstra not: Bazı yasaklar
1. Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar;
2. Vergi mahkemeleri bölge idari mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar;
3. Vergi kanunlarına göre kurulan komisyonlara iştirak edenler;
4. Vergi işlerinde kullanılan bilirkişiler.
- Kendilerine, nişanlılarına ve boşanmış olsalar bile eşlerine;
- Kan veya sıhri usul ve füruuna, evlatlığına veya kendisini evlat edinene yahut kan hısımlığında üçüncü (Bu derece dahil), sıhri hısımlıkta, bu hısımlığı meydana getiren evlenme ortadan kalkmış olsa bile, üçüncü (Bu derece dahil) dereceye kadar civar hısımlarına;
-Kanuni temsilcisi veya vekili bulundukları kimselere;
ait vergi inceleme ve takdir işleriyle uğraşamazlar.

1. Vergi muameleleri ve incelemeleri ile uğraşan memurlar;
2. Vergi mahkemeleri bölge idari mahkemeleri ve Danıştayda görevli olanlar
mükelleflerin vergi kanunlarının uygulanması ile ilgili hesap, yazı ve sair özel işlerini ücretsiz de olsa yapamazlar.)



3-      Vergi mükellefi, vergi sorumlusu, vergi ehliyeti kavramlarını kısaca tanımlayarak, vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve vergi cezaları ve hürriyeti bağlayıcı cezalar bakımından sorumluluk müessesesini açıklayınız.

Vergi mükellefi: Vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek yada tüzel kişidir. Yükümlülük özel sözleşmelerle başka kişilere devredilemez. Vergi Usul Kanunundaki maddelerinde ifade bulan mükellef ibaresi vergi sorumlularını da kapsamaktadır.
Verginin sorumlusu: Verginin ödenmesi bakımından alacaklı vergi dairesine karşı sorumlu olan kişidir.
Vergi Ehliyeti: Vergi kanunlarına göre mükellef veya vergi sorumlusu olabilmeyi ifade eder. Mükellef veya sorumlu olabilmek için kanuni ehliyet şart değildir. Yani, küçük ve kısıtlılar ( medeni hakları kullanamayan kişiler) da mükellef ve sorumlu olabilir.
SORUMLULUK MÜESSESESİ
Küçük ve kısıtlılarla tüzel kişilerin mükellef olması halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilciler tarafından yerine getirilir. Küçük ve kısıtlılarda kanuni temsilciler veli, vasi veyahut kayyımdır. Tüzel kişilerde ise kanuni temsilciler tüzel kişiliğin türüne göre değişmektedir. Örneğin anonim şirketlerde yönetim kurulu başkanı üyesi veya üyeleri, limited şirkette şirketin müdürü vb. şeklinde farklılıklar söz konusudur.
Cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan topluluklar mükellef olduğunda ise bunlara ait ödevler idare edenler veya varsa temsilcileri tarafından yerine getirilir.

1-      Küçük ve Kısıtlıların Temsilinde Sorumluluk (VUK)
Küçük ve kısıtlılara ait ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesi dolayısı ile alınamayan vergiler ve vergi aslına bağlı alacaklar (gecikme faizi ve gecikme zammı) öncelikle küçük ve kısıtlının mal varlığından alınmaya çalışılır. Küçük ve kısıtlının mal varlığından alınamayan vergiler ve vergi aslına bağlı alacaklar, kast ve ihmale bakılmaksızın kanuni temsilcinin mal varlığından alınır. Vergiler ve vergi aslına bağlı alacaklarda kanuni temsilcilerin asıl mükellefe (küçük ve kısıtlıya)  rücu hakkı vardır.
            Küçük ve kısıtlılara ilişkin vergileme ile ilgili ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı kesilecek vergi cezalarında ise farklı bir durum söz konusudur. Vergi cezaları her hal ve takdirde kanuni temsilciden alınır ve kanuni temsilcinin ödediği cezaları mükellefe rücu hakkı yoktur. Ayrıca, hapis cezaları da kanuni temsilciler adına hükmolunur.

2-      Tüzel Kişilerin Temsilinde Sorumluluk (VUK)
Tüzel kişiliğe ilişkin vergileme ile ilgili ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı salınan vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve kesilen vergi cezalarının hepsi öncelikle tüzel kişiliğin mal varlığından alınmaya çalışılır. Vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve kesilen vergi cezaları tüzel kişiliğin mal varlığından alınamadığı takdirde, kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.
      Kanuni temsilcinin cezalar dışındakileri tüzel kişiliğe rücu hakkı vardır.
      Tüzel kişilerde hürriyeti bağlayıcı cezalarda özellikli bir durum vardır. Şöyle ki, VUK 333. maddesinde belirtilen kaçakçılık suçunun işlenmesi veya bu suça iştirak edilmesi durumunda,  kaçakçılık suçunu işleyen veya bu suça iştirak eden bizzat kendisi sorumludur. Hürriyeti bağlayıcı cezalar bizzat bu fiilleri işleyenler hakkında hükmolunacaktır. Kanuni temsilcinin suça iştiraki halinde bu kişiler de ayrıca sorumlu olurlar.

      3- Vergi Kesenlerin Sorumluluğu (VUK)
      Yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludurlar. Yani, vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve kesilen vergi cezaları vergi kesmeye mecbur olanlardan istenir.  Bu sorumluluk, bunların ödedikleri vergilerden dolayı asıl mükelleflere rücu etmek hakkını kaldırmaz.
      Ancak, mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olunması durumunda farklı bir durum söz konusudur. Vergi Usul Kanunu, mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapılması gereken durumlarda müteselsil sorumluluk esasını benimsemiştir. Buna göre;  mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların, bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde verginin ödenmesinden,
-          alım satıma, taraf olanlar,
-          hizmetten yararlananlar ve
-          aralarında doğrudan veya hısımlık nedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetimine katılmak veya menfaat sağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu tespit edilenler
Müteselsilen sorumludurlar. Fakat, müteselsilen sorumluluk mal üreten çiftçiler ile nihai tüketiciler için söz konusu değildir.

3-      Tasfiye Memurlarının Sorumluluğu (KVK)
Şirketlerin tasfiyesi durumunda tasfiye işlerini yapmakla görevlendirilen tasfiye memurları öncelikle şirketin vergi borçlarını ödemek zorundadırlar. Tasfiye memuru bu yükümlülüğe uymadan alacaklılara veya ortaklara şirketin parasını dağıtırsa alınamayan kamu alacağı tasfiye memurlarından veya kendisine para ödenen kimselerden istenebilir.

4-      Serbest Muhasebeciler ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirlerin Sorumluluğu (VUK Mük 227 ve SM ve SMMM Genel Tebliği)
Serbest muhasebeciler ve serbest muhasebeci mali müşavirlerin sorumlulukları kapsamına giren işlemlerden dolayı bir vergi ziyaı ortaya çıktığı taktirde, beyannameyi imzalayan meslek mensubu, ziyaa uğratılan bu vergi ile buna ilişkin cezalar ve gecikme faizlerinden müteselsilen sorumludurlar.

5-      Mirasçıların Sorumluluğu (VUK)
Mükellefin ölmesi durumunda mükellefin vergi ile ilgili yapması gereken işlemler, mirası reddetmemiş olan kanuni ve atanmış mirasçıları tarafından yerine getirilir. Ancak, mirasçılardan her biri ölen kişinin vergi borçlarından dolayı miras payları oranında  sorumlu tutulurlar. Mirasçıların sorumluluğu vergi aslı ve bağlı alacaklar (gecikme faizi, gecikme zammı) ile usule ilişkin mükellefiyetlerle ilgilidir. Vergi Usul Kanunu'nun 372 nci maddesine göre mirasçılara cezai sorumluluk söz konusu değildir.

6-      Trafik Memuru, Gümrük Memuru ve Noterin Sorumluluğu (ÖTVK)
Motorlu Taşıtların ilk iktisabı, teslimi veya ithalini gerçekleştirenler bu işlemlerden önce özel tüketim vergisinin ödendiğine ait belgeyi aramak zorundadırlar. Aksi taktirde mükellefle birlikte müteselsil sorumlu olurlar.

7-      Tapu Memurunun Sorumluluğu (VİVK)
Miras kalan veya intikal eden gayrimenkullerin tapudaki devir işleminden evvel veraset ve intikal vergisinin ödenmesi gerekir. Aksi taktirde tapu memuru mükellefle birlikte ödenmeyen vergiden dolayı sorumlu olur.

4-      Mücbir sebep hallerini ve mücbir sebebin vergi ve cezalar açısından sonuçlarını açıklayınız.

Mücbir sebep halleri:
1. Vergi ödevlerinden her hangi birinin yerine getirilmesine engel olacak derecede ağır kaza, ağır hastalık ve tutukluluk;
2. Vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak yangın, yer sarsıntısı ve su basması gibi afetler;
3. Kişinin iradesi dışında vukua gelen mecburi gaybubetler;
4. Sahibinin iradesi dışındaki sebepler dolayısıyla defter ve vesikalarının elinden çıkmış bulunması gibi hallerdir.

            Mücbir sebebin sonuçları:
-          Mücbir sebep ortadan kalkıncaya kadar süreler işlemez.
-          Tarh zamanaşımı işlemeyen süreler kadar uzar.
-          Mücbir sebep dolayısı ile beyannamenin geç verildiği hallerde buna bağlı ödev süresi uzar. Vergi henüz tahakkuk etmediğinden gecikme zammı uygulanmaz. Ancak yeni bir taksitlendirme de yapılmaz.
-          Mücbir sebep halinde ceza da kesilmez. 
Tüm bu sonuçların doğması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından ispat veya belgelendirilmesi lazımdır. Mücbir sebep vergiyi doğuran olayı etkilemez. Sadece vergi alacağının doğması üzerine mükellefçe yerine getirilecek ödevlerin süresini uzatır. Örneğin;  Gelir Vergisi mükellefi 2003 takvim yılına ilişkin beyannamesini vermeden 10 Mart 2004 tarihinde kalp krizi geçirmiş ise ve  20 Mayıs 2004 tarihinde iyileş ise; mücbir sebep ortaya çıktığında mükellefin gelir vergisi beyannamesini normal tarihinde vermesine 5 gün kaldığı için, mücbir sebebin bittiği 20 Mayıs tarihine 5 gün eklenir ve beyanname verilmesi gereken süre bulunur.
Maliye Bakanlığı, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle; bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hali ilân etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye yetkilidir. Bu yetki vergi türleri ve işyerleri itibarıyla; beyannamelerin toplulaştırılması, yeni beyanname verme süreleri belirlenmesi ve beyanname verme zorunluluğunun kaldırılması şeklinde de kullanılabilir.

5- Zor durum ( Mühlet Verme) hali ne demektir? Şartları nelerdir?

Zor durum, mükelleflerin içinde bulundukları durum nedeniyle vergi muamelelerine ilişkin ödevlerini süresi içinde yerine getiremeyecek halde olmalarıdır.
Zor durumun şartları:
1- Mükellefin sürenin bitmesinden evvel yazı ile istemde bulunması,
2- İstemde gösterilen mazeretin, kabule layık olması,
3- Sürenin verilmesi halinde verginin alınmasının tehlikeye girmemesi,
Bu şartların oluşması halinde; Maliye Bakanlığı kanuni sürenin bir katını geçmemek üzere, eğer kanuni süre bir aydan az ise bir ayı geçmemek üzere mükelleflere uygun bir süre verilebilir. Örneğin, ölen bir kimsenin ülkenin değişik yerlerinde çok sayıda mal varlığının bulunması halinde, mirasçılarının normal süre içinde ödevlerini yerine getiremeyecekleri gerekçesiyle süre verilmesi talebinde bulunmaları hali.
Maliye Bakanlığı mühlet verme yetkisini tamamen veya kısmen mahalline devredebileceği gibi bölgeler, iller, ilçeler veya sektörler ile iş kolları ya da mükellef grupları itibarıyla yazılı başvuru şartı aramaksızın da kullanabilir.

5-      Tarh, tebliğ ve tahakkuk kavramlarını kısaca tanımlayarak tebliğ çeşitlerini sayınız. Kimlere tebliğ yapılabileceğini ve tebliğ esaslarını açıklayınız.

Tarh: Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.
Tebliğ : Tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir.
Tahakkuk : Verginin tahakkuku, tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir.
Tebliğ çeşitleri:
1. Posta Yolu İle Tebliğ
2. İlan Yolu İle Tebliğ
3. Memur Eliyle Tebliğ
4. Dairede, Komisyonda Tebliğ
Beyana dayanan tarhta tahakkuk fişinin düzenlenmesi tahakkuk için yeterlidir. Bu fişin mükellefe ayrıca tebliğine ihtiyaç yoktur. Tebliğ yapılacak kimseler ise şunlardır:
- Tebliğ mükelleflere, bunların kanuni temsilcilerine, umumi vekillerine veya vergi cezası kesilenlere yapılır. 
- Tüzel kişilere yapılacak tebliğ, bunların başkan, müdür veya kanuni temsilcilerine, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerde bunları idare edenlere veya temsilcilerine yapılır.
- Mükellef yerine geçen veli, vasi veya kayyım gibi vergi sorumlusu birden fazla olursa, tebliğ bunlardan yalnız birine yapılabilir. Şayet tebliğin mevzuu olan işe ayrı bir vasi veya kayyım bakmakta ise, tebliğ bunlara yapılır.
- Kamu idare ve müesseselerine yapılacak tebliğ, bu idare ve müesseselerin en büyük amirlerine veya bunların muavinlerine veya en büyük amirin yetkili kılacağı memurlara yapılır.

Tahakkuk fişinden hariç, vergilendirme ile ilgili olup, hüküm ifade eden her türlü vesikalar ve yazılar adresleri bilinen gerçek ve tüzel kişilere posta vasıtasıyla ilmühaberli taahhütlü olarak, adresleri bilinmeyenlere ise ilan yolu ile tebliğ edilir. Şu kadar ki, ilgilinin kabul etmesi şartıyla tebliğin daire veya komisyonda yapılması caizdir. 
Tebliğ, kendisine tebligat yapılacak kimsenin bulunmaması halinde ikametgah adresinde bulunanlardan veya işyerlerinde memur ya da müstahdemlerinden birine yapılır. (Muhatap yerine bu şekilde kendisine tebliğ yapılacak kimsenin görünüşüne nazaran 18 yaşından aşağı olmaması ve bariz bir surette ehliyetsiz bulunmaması gerekir.) 
  Kara, deniz, hava ve jandarma eratına yapılacak tebliğler kıta komutanı veya müessese amiri gibi en yakın üst vasıtasıyla yapılır.
Yabancı memlekette bulunanlara tebliğ o memleketin yetkili makamı vasıtasıyla yapılır. Bunun için anlaşma varsa veya o memleketin kanunları müsait ise o yerdeki Türk siyasi memuru veya konsolosu tebliğin yapılmasını yetkili makamdan ister. Kendisine tebliğ yapılacak kişi Türk vatandaşı ise tebliğ Türk siyasi memuru veya konsolosu vasıtasıyla da yapılabilir. Yabancı memlekette resmi görevle bulunan Türk memurlarına tebliğ Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla yapılır. Yabancı memlekette bulunan askeri şahıslara yapılacak tebliğ, bağlı bulundukları kara, deniz, hava kuvvetleri komutanlıklarıyla Jandarma Genel Komutanlığı vasıtasıyla yapılır.

6-      Hangi hallerde ilanen tebliğ yapılır. İlanen tebliğin yapılış şeklini açıklayınız?
Aşağıda yazılı hallerde tebliğ ilan yoluyla yapılır:
1. Muhatabın adresi hiç bilinmezse;
2. Muhatabın bilinen adresi yanlış veya değişmiş olur ve bu yüzden gönderilmiş olan mektup geri gelirse;
3. Başkaca sebeplerden dolayı posta ile tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa;
4. Yabancı memleketlerde bulunanlara tebliğ yapılmasına imkan bulunmazsa.

İlan aşağıdaki şekilde yapılır.
Tutarı ne olursa olsun ilan yazısı tebliğ yapan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılır.  İlan ile yapılan tebliğin konusu “1.100 YTL ila 110.000 YTL (2005 değerleri) arasındaki vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ilan, ilgili vergi dairesinin bulunduğu yerin belediye sınırları içinde çıkan bir veya daha fazla gazetede yayımlanır. Tutarın 110.000 YTL’yi aşması halinde ilan, Türkiye genelinde yayın yapan günlük gazetelerden birinde ayrıca yapılır.  Tebliğin konusu, her biri için ayrı ayrı olmak üzere, 1.100 YTL’den az vergi veya vergi cezasına taalluk ettiği takdirde ayrıca gazetede ilan yapılmaz ve ilan yazısının askıya çıkarıldığı tarihi izleyen onbeşinci gün ilan tarihi olarak kabul edilir.
İlan yazısının bir sureti mükellefin bilinen son adresinin bağlı olduğu muhtarlığa gönderilir.
Tebliğ olunacak evrakın örnekleri yabancı memlekette bulunan mükellefin bilinen adresine ayrıca posta ile gönderilir.
İlan tarihinden başlayarak bir ay içinde bizzat veya bilvekale müracaat edenlere yerinde, adres bildirenlere ise posta ile tebliğ yapılır. İlan tarihinden başlayarak bir ay içinde ne vergi dairesine müracaat yapmış ve ne de adresini bildirmiş olanlara bir ayın sonunda tebliğ yapılmış sayılır.

(NOT: İdarece tarh edilen vergiler ve kesilen cezalarda özellikli bir durum söz konusudur. Şöyle ki; İdarece tarh olunan vergilerle cezalarına ilişkin ihbarnameler bir taraftan, mükellefin bilinen adresine posta ile yollanır; diğer taraftan mükellefin adını, soyadını, hesap numarasını, işini, adresini tarh edilen verginin ve kesilen cezanın miktar ve cinsini gösterir bir ilanı vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılır. İlanın asılması keyfiyeti ve tarihi tutanakla tespit olunur. Verginin tahakkuku ve cezanın kesinleşmesi için geçmesi gereken vergi mahkemesinde dava açma süresi; mükellefin bilinen adresinde tebligat yapıldığı hallerde tebliğ tarihinden, aksi halde tutanakla tespit olunan ilan tarihinden başlar.)

7- Tarhı kısaca tanımlayınız. Tarh çeşitlerini ve Vergi Usul Kanununda Resen tarhiyat nedeni olarak kabul edilen durumları  açıklayınız.
            Verginin tarhı, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.
Vergi Usul Kanununun getirdiği düzenlemeye uygun biçimde, tarh işlemlerini beş kategoride toplayabiliriz:
-          Beyana dayanan tarh,
-          İkmalen vergi tarhı,
-          Re'sen vergi tarhı,
-          İdarece vergi tarhı ve
-          Düzeltme yoluyla tarhiyattan söz edilebilir. (Düzeltme yoluyla tarhiyat düzeltme işleminin doğal bir sonucu olarak, önceki hatalı vergilendirmenin yerine doğru işlemin konulmasına ilişkin bir işlemdir.)                                                                                                                 

Beyana dayalı tarhiyat:

Beyana dayanan tarh işleminde vergi matrahı yükümlüce saptanıp bildirilir. Yükümlüler ilke olarak kendi beyanları üzerine yapılan tarhiyata karşı dava açamazlar. İşlemde vergi hatası bulunması ve ihtirazi kayıtla beyan durumları bu ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Beyan usulünde vergi, yükümlünün yazılı veya sözlü beyanı üzerine tarh edilir. Aslolan yazılı beyandır; Beyan usulünde tarh işlemi ile tahakkuk aşaması birlikte gerçekleşir. Beyan üzerine tahakkuk fişi kesilir. Böylece vergilendirme sürecinin ayrı birer teknik aşaması olarak düşünülen tarh-tebliğ-tahakkuk aşamaları ayni anda tamamlanmış olmaktadır.
İkmalen vergi tarhı: 
İkmalen vergi tarhı, her ne şekilde olursa olsun bir vergi tarh edildikten sonra bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkı üzerinden alınacak verginin tarh edilmesidir. Özel kanunlarında ikmalen tarhiyata ilişkin olarak yer alan hükümler saklıdır. (VUK m.29)
Ek ya da tamamlayıcı vergi tarhı olarak da adlandırılan bu işlem her ne şekilde olursa olsun belli bir vergi tarhiyatından sonra ortaya çıkan ve idarece saptanan matrah farkı için yapılan bir vergilendirmedir. İkmalen vergi tarhı için gerekli üç koşul madde metninden çıkartılabilir. Buna göre ikmalen vergi tarhına gidilebilmesi için
a) Daha önceden mutlaka bir vergi tarh edilmiş olması,
b) Bu vergiye ilişkin olarak matrah veya matrah farkı ortaya çıkmalı
c) Matrah veya matrah farkı miktarının, defter, kayıt ve belgeler gibi maddî delillere ya da kanunî ölçülere göre tespit edilmesi gerekir.
Örneğin; yükümlü beyan dönemi içinde matrahının belli olduğu beyannamesini vermiş ve vergi tarh edilmiş, ancak defter, kayıt ve belgelerinde yapılan inceleme sonucunda gelirini eksik gösterdiği anlaşılmışsa bu maddî delillerden ortaya çıkan matrah farkı üzerinden ek vergi tarh edilecektir. İkmalen tarhiyat ihbarname ile yükümlüye bildirilir. Yükümlünün dava hakkını kullanıp kullanmamasına ya da açılan davanın sonucuna göre tarh işlemi tahakkuk eder, kesinleşir, ya da iptal edilir (terkin edilir).

Re'sen vergi tarhı :

Resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır. İnceleme raporunda bu maddeye göre belirlenen matrah veya matrah farkı resen takdir olunmuş sayılır.
            Resen vergi tarhı için gerekli iki koşul madde metninden çıkartılabilir. Buna göre ikmalen vergi tarhına gidilebilmesi için
a) Vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayacak
b) Matrah veya matrah kısmı takdir komisyonları tarafından takdir edilecek veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen miktar olacak.
Resen tarhiyat ihbarname ile yükümlüye bildirilir. Yükümlünün dava hakkını kullanıp kullanmamasına ya da açılan davanın sonucuna göre tarh işlemi tahakkuk eder, kesinleşir, ya da iptal edilir (terkin edilir).

 

Verginin idarece tarhı

Verginin idarece tarhı; ikmalen ve resen vergi tarhını gerektiren durumların dışında kalan hallerde, mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile belli zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine yüklenilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.
Bu takdirde vergi, yoklama fişine dayanılarak tarh olunur.
Bu şekilde tarh olunan vergilerle cezalarına ilişkin ihbarnameler bir taraftan, mükellefin bilinen adresine posta ile yollanır; diğer taraftan mükellefin adını, soyadını, hesap numarasını, işini, adresini tarh edilen verginin ve kesilen cezanın miktar ve cinsini gösterir bir ilan vergi dairesinin ilan koymaya mahsus mahalline asılır. İlanın asılması keyfiyeti ve tarihi tutanakla tesbit olunur.
Verginin tahakkuku ve cezanın kesinleşmesi için geçmesi gereken vergi mahkemesinde dava açma süresi; mükellefin bilinen adresinde tebligat yapıldığı hallerde tebliğ tarihinden, aksi halde tutanakla tespit olunan ilan tarihinden başlar. 

Resen tarhiyatı gerektiren haller:
Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir.
1. Vergi beyannamesi kanuni süresi geçtiği halde verilmemişse, (Vergi beyannamesini kanuni süresi geçtikten sonra vermiş olanlara bu beyannamede gösterdikleri matrah üzerinden re'sen gerekli tarhiyat yapılır ve bu beyannameler re'sen takdir için takdir komisyonuna sevk edilmez. Ancak, vergi incelemesine başlanılmasından veya takdir komisyonuna sevk edilmesinden sonra kendiliğinden verilen beyannameler için bu hüküm uygulanmaz.)
2. Vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde verilmekle beraber beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgiler gösterilmemiş bulunursa, (Bu durumda mükellefe, takdir komisyonu tarafından 15 günden az olmamak üzere bir mühlet verilerek vergi matrahına ilişkin bilgileri vermeye ve kanuni defterlerini ibraz etmeye davet olunur. Bu davet üzerine mükellef istenilen bilgileri verir ve kanuni defterlerini ibraz ederse, defter ve vesikalar ihticaca salih bulunmak şartiyle, mükellefe takdir olunacak matrah defter ve vesikaları kayıtlarına göre tesbit olunacak miktardan fazla olamaz.)
3. Bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara her hangi bir sebeple ibraz edilmezse,
4. Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tesbitine imkan vermiyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmazsa.
5. Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa.
6. Yetki almış meslek mensuplarına imzalattırma mecburiyeti getirilen beyanname ve ekleri imzalattırılmazsa veya tasdik kapsamına alınan konularda yeminli mali müşavir tasdik raporu zamanında ibraz edilmezse,

8- Vergi alacağını kaldıran nedenleri açıklayınız.

a) Ödeme: Vergi alacağını kaldıran sebeplerin başında ödeme gelir. Vergi, kanunlarında gösterilen süreler içinde ödenir. Ödeme süresinin son günü verginin vadesi tarihidir. Beyannamenin posta ile gönderilmesi halinde, beyan edilen vergi tahakkuk işleminin bitmesi beklenmeksizin vadesinde ödenir.
Verginin kanunlarda bazı ödeme süreleri:
            Gelir Vergisi Kanunu        : (2 taksit) Mart – Temmuz
            Kurumlar Vergisi Kanunu : (1 taksit)            Nisan
            Motorlu Taşıtlar Vergisi    : (2 taksit) Ocak – Temmuz
            Katma Değer Vergisi        :                Ertesi ayın 26. günü
Veraset ve İntikal Vergisi :                   Tahakkuktan sonra 3 yıl içinde Mayıs ve Kasım aylarıdır.
Özel ödeme zamanları:
1. İkmalen resen ve idarece tarhiyatlar:
-İkmalen, re`sen veya idarece tarh olunan vergiler taksit zamanlarından evvel tahakkuk etmişse; taksit süreleri içinde ödenir.
- İkmalen, re`sen veya idarece tarh olunan vergiler Taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.
(Not: İkmalen, re`sen veya idarece, dava konusu olmadan yapılan tarhiyatta tahsil süresi geçmişse, tahsil süresinden, sonraki tahakkuka kadar geçen süreler için gecikme faizi ödenir.)
Örnek : Gelir vergisi mükellefine 2003 takvim yılına ilişkin olarak ikmalen tarhiyat 5.6.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mükellef dava yoluna gitmediğinden 5.7.2004 tarihinde tarhiyat kesinleşmiştir. İkmalen tarhiyat 1.500.000.000 TL’dir. Verginin ödeme zamanları ne olacaktır? Çözüm: Gelir vergisi taksit süreleri; Mart – Temmuz’dur.
I.Taksit : Normal ödeme tarihi geçmiş olduğundan tahakkuktan itibaren 1 ay içinde, 5.8.2004’e kadar.
II.Taksit : Normal ödeme tarihi kısmen geçmiş olduğundan tahakkuktan itibaren 1 ay içinde 5.8.2004’e kadar ödenir.

2- Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyeti sona erdiren hallerde, beyan üzerine tarh olunan  vergiler, beyanname verme süreleri içinde ödenir. Mükellefin, vadeleri beyanname verme süresinden sonra gelen vergileri de aynı süre içinde alınır.
Örnek : Gelir Vergisi Kanununun 92 nci maddesinde, ölüm halinde beyannamenin 4 ay içinde verileceği belirtilmiştir. Bu durumda ödemenin de bu süre içinde yapılması gerekir.
- Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya benzeri haller dolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, re`sen veya idarece tarh olunan vergileri tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.

Bir aylık bu süre Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca teminat gösterilmesi halinde, vergi kanunu ile belli taksit  zamanına kadar ve taksit zamanı geçmiş ise üç ay uzatılır.

3. Vergi mahkemesinde dava açma dolayısıyla tahsili durdurulan vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir.

Ayrıca ikmalen, re`sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda :
a)      Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilerde:
*Kanunda belirtilen normal vade tarihinden tahakkuk tarihine kadar geçen süre için;
b)     Dava konusu yapılan vergilerde:
*Normal vade tarihinden, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar geçen süreler için;
c)      Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi;
*Uzlaşılan vergi miktarına, normal vade tarihinden, uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için;
6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır.
*Gecikme faizi de vergi ile aynı süre içinde ödenir.
*Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri dikkate alınmaz.
b) Zamanaşımı:
Vergi alacağını kaldıran nedenlerden biri de zamanaşımıdır. Zamanaşımı, süre geçmesi nedeniyle vergi alacağının kalkmasıdır. Zamanaşımı, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. Bu yönüyle Vergi Usul Kanunu'ndaki zamanaşımı hak düşürücü süre niteliği taşımaktadır.
Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içinde tarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. (Buna tarh-tahakkuk zamanaşımı denir.)
Yatırım indiriminde yatırımcının öngörülen özel şartları ihlal etmesi halinde, zamanaşımı bu şartların ihlal edildiği yılı takip eden yıl başından itibaren başlar.
Damga vergisine tabi olup vergi ve cezası zamanaşımına uğrayan evrakın hükmünden tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra faydalanılması halinde söz konusu evraka ait vergi alacağı yeniden doğar.
Vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı komisyon kararının vergi dairesine verilmesini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder.

c) Terkin: Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, muzır hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzer afetler yüzünden:
1. Varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili bulunan vergi borçları ve vergi cezaları;
2. Mahsullerinin en az üçte birini kaybeden mükelleflerin, afete maruz arazi için zararın tahakkuk ettiği hasat zamanına isabet eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen Arazi Vergisi borçları ve vergi cezaları;
Maliye Bakanlığınca kısmen veya tamamen terkin (silinir) edilir. Maliye Bakanlığı terkin yetkisini mahalline devredebilir.
Tabii afetlerde, afetin meydana geldiği tarihten önce tahakkuk edip ödenmemiş borçları terkin edilir.

d) Tahakkuktan vazgeçme : İkmalen, re`sen veya idarece tarh edilen vergi ve bunlara ilişkin cezaların toplam miktarının bunların tahakkukları için yapılacak giderleri karşılayamayacak kadar küçük olması halinde, Bakanlıkça bu vergilerin tahakkukundan vazgeçilebilir.

e) Vergi Hatalarını Düzeltme ve Raddiyat
Vergi Usul Kanununda vergi hatası, “vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre vergi hatası hesap hataları ve vergilendirme hataları olarak iki ana grupta toplanmıştır.
Hesap Hataları:
a)  Matrah hataları : Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.
b) Vergi miktarında hatalar : Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.
c). Verginin mükerrer olması : Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.
Vergilendirme Hataları:
a) Mükellefin şahsında hata : Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır.
b) Mükellefiyette hata : Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır.
c) Mevzuda hata : Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır.
d) Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata : Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.
Vergi Hatalarının Ortaya Çıkarılması:
1. İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile;
2. Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile;
3. Hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması ile;
4. Hatanın vergi incelenmesi sırasında meydana çıkarılması ile;
5. Mükellefin müracaatı ile ortaya çıkarılır.

Hatanın Düzeltilmesi:
Vergi Usul Kanununa göre vergi hatalarını düzeltmeye yetkili kişi olarak vergi dairesi müdürleri belirlenmiştir.
Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak mükellefe iade edilir. Düzeltme fişinin bir nüshası mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlayarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sona erer.
Nakden veya mahsuben tahsil edilen ancak fazla veya yersiz olarak tahsil edildiği anlaşılan vergilerde ve kanunları gereğince mükelleflere yapılacak iade ve mahsup işlemlerinde, düzeltmeye dayanak teşkil edecek belgeler ile bu işlemlere ait usul ve esaslar Maliye Bakanlığınca belirlenir.

 

Re’sen düzeltme

 İdarece tereddüt edilmeyen açık ve mutlak vergi hataları re'sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları mahfuzdur.
            Vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini mükellefler, vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler.
           
Şikayet Yoluyla Müracaat:
Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler. Maliye Bakanlığınca da düzeltme talebi reddedilenler bu ret kararına karşı idari yargıya müracaat edebilirler.
            Bu madde gereğince il özel idare vergileri hakkında valiliğe ve belediye vergileri hakkında belediye başkanlığına müracaat edilir.
                        Vergi hatalarının düzeltilmesi zamanaşımı sürelerine tabidir. Vergi Usul Kanununda yazılı tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez.
Ancak aşağıda yazılı durumlarda düzeltme zamanaşımı süresi :
a) Zamanaşımı süresinin son yılı içinde tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı;
b) İlan yolu ile tebliğ edilip vergi mahkemesinde dava konusu yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme emrinin tebliğ edildiği;
c) İhbarname ve ödeme emri ilan yoluyla tebliğ edilen vergilerde 6183 sayılı Kanuna göre haczin yapıldığı;
            Tarihten başlayarak bir yıldan aşağı olamaz.

d) Yargı kararları;
Vergi Usul Kanununda sayılmasa da yargı kararları da vergi alacağını ortadan kaldıran nedenlerdendir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Blogda Ara