2 Haziran 2015 Salı

Vergi Usul Kanunu Özet

1-Vergiyi doğuran olay: Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.
            Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder.
2-Tarh: Mükellef tarafından ödenecek verginin idarece hesaplanmasıdır. Bu hesaplama ilgili vergi kanununda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi tutarının tespit edilmesidir
Vergi Tarhında Ön (Hazırlayıcı) İşlemler
Verginin idarece tarh edildiği işlem türlerinde (re’sen, ikmalen, verginin idarece tarhı gibi), beyana dayalı tarhiyatın aksine, matrah vergi dairesince saptanır. Matrahın idare tarafından saptanması, aslî işlem olan vergi tarhına hazırlayıcı işlem niteliği taşır. Vergi alınmasında aslî idarî işlem, yani kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem tarh işlemidir. Ancak kendisi hazırlayıcı nitelikteki matrah saptaması için de bir kısım ön işlemlere, ön inceleme ve çalışmaya gerek vardır
Yoklama: Vergi idaresinin yükümlüleri ve yükümlülükle ilgili maddî olayları, kayıtları ve konuları saptamaya yönelik araştırma işlemidir  Yoklamanın ne zaman yapılacağı ilgiliye bildirilmez; yoklama her zaman yapılabilir. Yoklama sonucu tutanak niteliğindeki yoklama fişine geçirilir; bu fiş ilgili kişiye imzalatılıp bir nüshası da ona verilir. Toplu yoklama için yasada ayrıca hüküm getirilmiştir .
İnceleme: Bu işlem, beyanların ve ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu sağlamak amacıyla yükümlünün defter kayıtları, belgeleri ve envanteri üzerinde yapılan derinlemesine bir araştırmadır. Vergi Usul Kanununa göre incelemeye tâbi olanlar, yasa ile öngörülen defter ve hesapları tutmak, evrak ve belgeleri muhafaza ve gerektiğinde ibraz etmek zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerdir. İnceleme zamanının önceden haber verilmesi zorunlu değildir; ancak yükümlünün hazırlık yapması gerekli ise haber verilir. Kanun, sonucu alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere tahakkuk zamanaşımı süresi içinde inceleme yapma olanağı tanımaktadır. İnceleme sonucunda gerektiğinde vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları tutanakla saptanır; varsa ilgililerin itirazları da bu tutanağa geçirilir. Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesine göre, inceleme elemanının raporunda belirtilen matrah farkı üzerinden, ayrıca takdir komisyonuna sevk etmeden, re’sen vergi tarh edilebilmektedir.
Arama: Bir ihbar ya da inceleme sonucu vergi kaçırdığı yolunda kuvvetli belirtiler bulunan kişinin ve olayla ilgili bulunan üçüncü kişilerin nezdinde ve üzerlerinde vergi kaybı ve vergi suçuna ilişkin delillerin toplanması için yapılan bir araştırmadır. Buna göre, arama için inceleme elemanının sulh yargıcından karar alması zorunludur (VUK.m.142/2).
Bilgi Toplama Vergi Usul Kanunu vergi dairesine, yükümlü ile ilgili araştırmalarını yürütürken yükümlüden, yükümlü ile herhangi bir işlem yapan üçüncü kişilerden, kamu idare ve müesseselerinden bilgi almak yetkisini tanımaktadır. Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler, mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar. Bilgi vermekten çekinme hakkına sahip olanlar yasada ayrıca belirtilmiştir. Bilgi verme yükümünü yerine getirmeyenlere uygulanacak yaptırım olarak Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinde özel usulsüzlük cezası hükme bağlanmıştır.
Takdir Komisyonlarınca Matrah Saptanması: Takdir komisyonları yetkili makamlarca istenen matrah ve servet takdirlerini yapmakla görevli, vergi idaresi ve yükümlü kesiminin temsilcilerinden oluşan sürekli ya da geçici komisyonlardır. Komisyonların matrah saptama konusundaki görevleri iki ana noktada toplanır: Genel- objektif nitelikteki matrah saptamaları, bireysel-sübjektif nitelikteki matrah saptamaları.
3-Tebliğ: “Vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir.Yükümlünün, adına salınan vergiden haberdar olması için tarh işleminin kendisine bildirilmesi gerekir. Tebliğ adı verilen bu uygulama işleminden sonra yükümlü ya borcu kabul edip öder ya da işleme karşı hukuki yollara başvurur. Tebliğ, vergi borcunun daha somutlaşması, iyice belirginleşmesi bakımından tahakkuk aşaması ile bir köprü kurduğundan vergilendirme sürecinde büyük önem taşır. Bunun gibi idari ve yargısal sürelerin işlemeye başlamasında da belirleyici unsur tebliğ tarihi olmaktadır
VUK ta düzenlenen şekliyle tebliğ usulleri üç kısımda toplanabilir:
-İlgilinin kabul etmesi koşuluyla tebligat vergi dairesinde yapılabilir (VUK. m.93/2).
-İkinci usul, tebligatın adreste yapılmasıdır.
-Yasada öngörülen son usul ilan yoluyla tebliğdir.
4-Tahakkuk: “Tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir” (m.22). Vergilendirme sürecinin önemli bir aşaması da tahakkuktur. Vergi borcunun ödenecek duruma gelmesini ifade eden bu aşama, vergilendirme sürecinde hukuk tekniği açısından ayrı bir idari işlem niteliği taşımamaktadır. Tahakkuk, tarh edilen verginin ödenecek aşamaya gelmesini ifade eden bir durumdur, bir saptamadır. Bu aşama ya belli dava süresinin geçirilmesi ile kendiliğinden yada yargı organının açılan davayı ret kararı üzerine gerçekleşir. Bu kendiliğinden gerçekleşme özelliği tahakkuku birer idari işlem olarak tarh ve tahsil işlemlerinden ayıran en önemli noktadır.
Beyana dayalı vergilendirmede tahakkukun tarh işlemiyle birlikte gerçekleşmesi de ona ayrı bir işlem niteliği kazandırmamaktadır. Beyan usulünün daha önce belirtilen özelliği gereği tarh işlemiyle birlikte vergi tahakkuk eder. Buna karşılık örneğin ikmalen ya da resen vergi tarhında idarenin inisiyatifiyle gerçekleştirdiği işlemlerden haberdar edilerek belli hukuki yolları kullanma olanağı yükümlüye tanınmakta; tahsil ertelenmekte, yani ayrı bir aşama olarak araya tahakkuk aşaması girmektedir.
Tahakkuk- Kesinleşme: Tarh edilen bir vergi borcu kendisine tebliğ edilen yükümlü ya bu borcu kabul edip öder ya da hakkında tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu kanısında ise belli hukuki yollara başvurur. Birinci durumda, yani otuz günlük süreyi dava açmadan geçirerek vergi borcunu kabul etmiş olan yükümlü bakımından vergi tahakkuk eder; ayni zamanda artık hukuken süresinde kullanılabilecek herhangi bir olağan yargısal başvuru olanağı kalmamış olduğundan tahakkuk eden vergi kesinleşmiş de olur. Buna karşılık yükümlü haksız bir işleme muhatap olunduğu gerekçesiyle süresinde vergi davası açarsa tahakkuk, yani ödenecek duruma gelme, mahkeme kararına kadar ertelenir
 Ancak ihtirazi kayıtla verilen beyannameler için erteleme söz konusu değildir (İYUK.m.27/3). Vergi mahkemesi yükümlünün iddiasını kabul ederse vergi tahakkuk etmez; buna karşılık vergi mahkemesi davayı reddederse, vergi işleminin doğruluğu yolundaki belirtiler artık iyice kuvvetlendiğinden ve mahkeme kararı işlem lehine adeta bir karine oluşturduğundan vergi borcu tahakkuk eder, ödenmesi gerekli aşamaya gelir . Davası reddedilip borcu tahakkuk eden yükümlü bir yandan vergisini öder, öte yandan tarh işlemi ve mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu kanısını hala taşıyorsa üst yargı mercilerine başvurur. Kanun yollarına başvurma yürütmeyi durdurmaz. Meğerki üst yargı mercilerinde bu yolda bir karar verilmiş olsun. Görüldüğü gibi tahakkuk etmiş ve ödenmiş olan vergi henüz kanun yolları tüketilmediğinden, kesinleşmemiştir.
Sonuç olarak tüm olağan kanun yollarına başvuru olanaklarının tüketilmesi anlamına gelen kesinleşme ve tahakkuk kavramları farklıdır.
5-Tahsil: . “Verginin tahsili Kanuna uygun surette ödenme” şeklinde tanımlar (VUK.m.23). Somut, sübjektif bir vergilendirme işleminde vergiyi doğuran olay ile ortaya çıkan vergi ödevi ilişkisi verginin tahsili ile sona erer. tahsil işlemi ile yani ödeme ile o vergi borcu ortadan kalkmış olur. Tahakkuk aşamasının aksine, tahsil ayrı bir idari işlem niteliği taşır. Dolayısıyla tahsil aşamasında yapılan yanlışlıklar idari ve yargısal denetim konusu olabilir. Tarh ve tahsil işlemleri arasında temel işlem – sonuç işlem bağıntısı vardır
Tahakkuku tahsile bağlı vergiler:Damga Vergisi gibi bazı vergilerde tahakkuk tahsile bağlıdır. Verginin tahsili tahakkuku da içine alır.Tahakkuku tahsile bağı vergiler zamanında tahsil edilmediğinde İhbarname ile tarh ve tahakkuk ettirilir.


VERGİ ALACAĞININ KALKMASI

1-ÖDEME: Mükellefin vergi borcunu bağlı olduğu vergi dairesine ödemesidir. Vergi, kanunlarında gösterilen süreler içinde ödenir. Ödeme süresinin son günü verginin vadesitarihidir.
Ödeme bağlı olunan vergi dairesi dışındaki vergi dairelerine de hangi vergi dairesi hesabına yatırıldığının bildirilerek, yapılabilir.

Beyannamenin posta ile gönderilmesi halinde, beyan edilen vergi tahakkuk işleminin bitmesi beklenmeksizin vadesinde ödenir.
Beyanname verilme süresi ile ödeme süresi farklı olabilmektedir. Beyanname verme süresini uzatan nedenler aynı zamanda ödeme süresini de uzatmaktadır. (mücbir sebep                       

Verginin kanunlarda gösterilen ödeme süreleri:

            Gelir Vergisi Kanunu:  (2 taksit)   Mart – Temmuz
            Kurumlar Vergisi Kanunu: (1 taksit)   Nisan
            Motorlu Taşıtlar Vergisi: Ocak – Temmuz
            Muhtasar Beyanname : Ertesi ayın 26. günü
Katma Değer Vergisi: Ertesi ayın 26. günü
Veraset ve İntikal Vergisi: Tahakkuktan sonra 3 yıl içinde Mayıs ve Kasım aylarıdır.

Özel ödeme zamanları: **
                                                                            
1. -İkmalen, re`sen veya idarece tarh olunan vergiler taksit zamanlarından   evvel tahakkuk etmişse; taksit süreleri içinde ödenir.

- Taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.
                
Örnek: Gelir vergisi mükellefine 2003 takvim yılına ilişkin olarak ikmalen tarhiyat 5.5.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mükellef dava yoluna gitmediğinden 4.6.2004 tarihinde tarhiyat kesinleşmiştir. İkmalen tarhiyat 1.500.000.000 TL’dir. Verginin ödeme zamanları ne olacaktır.

            Çözüm: Gelir vergisi taksit süreleri; Mart – Temmuz’dur.

I.Taksit:   Normal ödeme tarihi geçmiş olduğundan tahakkuktan itibaren 1 ay   içinde, 4.7.2000’e kadar.
                  
II.Taksit:  Taksit zamanı geçmediğinden Temmuz sonunda ödenir.


2. – Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyeti sona erdiren hallerde, beyan üzerine tarh olunan vergiler, beyanname verme süreleri içinde denir.                                                                        

- Mükellefin, vadeleri bu süreden sonra gelen vergileri de aynı süre içinde alınır.
                                                                    
Örnek: Gelir Vergisi Kanununun 92 nci maddesinde, ölüm halinde beyannamenin 4 ay içinde verileceği belirtilmiştir. Bu durumda ödemenin de bu süre içinde yapılması gerekir.

- Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya benzeri haller dolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, re`sen veya idarece tarh olunan vergileri tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.                                

Bir aylık bu süre Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca teminat gösterilmesi halinde, vergi kanunu ile belli taksit  zamanına kadar ve taksit zamanı geçmiş ise üç ay uzatılır.

Örnek:Gayri menkul sermaye iradı elde eden ve 06.10.2004 tarihinde ölen bir kişinin ölüm tarihine kadar olan geliri (1.1.2004-06.10.2004) için beyannamenin verilme süresi ve verginin ödeme vadesi ölüm tarihinden itibaren 4 ay yani 6.2.2005 tarihidir. Ancak mirasçılar teminat gösterirse ödeme yıllık gelir vergisinin taksit süreleri içinde( Mart,Temmuz) yapılabilecektir.

                    
3. Vergi mahkemesinde dava açma dolayısıyla tahsili durdurulan vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir.

4. Maliye Bakanlığınca belirlenen ödeme süreleri (VUK 111)

500 den fazla mükellefi olan vergi dairelerine para yatırmak bakımından mükelleflere, vadenin bitmesini takip eden tarihten başlayarak 15 gün içerisinde gün belli etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

5. Mücbir sebep hali ilan edilen il, ilçe ve yerlerdeki mükelleflerin vergi borçlarının ödeme süresi
Maliye Bakanlığı il ilçe ve bölgeler itibariyle, mücbir sebep ilan edilen yerlerdeki mükelleflerin bu kanun kapsamında olup ödeme süresi afet tarihinden sonraya rastlayan her türlü vergi ve cezalar ile gecikme faizlerinin ödeme suretlerini vadelerinin bitimi tarihinden itibaren azami bir yıl süreyle uzatmaya yetkili kılınmıştır.
Maliye bakanlığı bu yetkisini yerleşim yerleri (il, ilçe) itibariyle veya afetten zarar görme derecesine ya da vergi türlerine göre farklı süreler tespit ederek de kullanılabilecektir.

6. Uzlaşma halinde ödeme:Uzlaşma tutanağı kanuni ödeme süresinden önce ilgiliye tebliğ edilmişse kanuni ödeme zamanında, kanuni ödeme süresi kısmen veya tamamen geçtikten sonra tebliğ edilmişse tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir.

7.Pişmanlık halinde ödeme:VUK 371. Maddesine uygun olarak verilen beyannameler üzerinde tahakkuk eden vergiler ve pişmanlık zammının, haber verme tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenmesi gerekir. Ancak taksit süreleri henüz geçmemiş olan vergiler taksit süresinde ödenir.

Örnek:2003 yılında elde ettiği menkul sermaye iradına ilişkin gelir vergisi beyannamesini 10 Haziran 2004 tarihinde pişmanlık talepli veren bir mükellefe 6 milyar gelir vergisi tahakkuk ettirilmişse, bu mükellefin 25 Hazirana kadar süresi geçen 1. taksiti (3 milyar) ve buna isabet eden pişmanlık zammını ödemesi gerekir. İkinci taksit ise Temmuz ayında ödenecektir.

2. ZAMANAŞIMI:Zamanaşımı, süre geçmesi nedeniyle vergi alacağının kalkmasıdır.

Zamanaşımında hak (alacak) ortadan kalkmaz, fakat talep ve dava hakkı düşer. Zamanaşımını bundan yararlanacak olanın bir def’i olarak ileri sürmesi gerekir.

Hak düşürücü sürede bu sürenin geçip geçmediğini hakim kendiliğinden dikkate almaktadır. Ayrıca, hak düşürücü süre alacağı da ortadan kaldırmaktadır.

Ancak Vergi Usul Kanunu’nda yer alan zamanaşımında, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. Bu yönüyle Vergi Usul Kanunu’ndaki zamanaşımı hak düşürücü süre niteliği taşımaktadır.

Zamanaşımı süreleri:                                                       

Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içindetarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. (Buna tarh zamanaşımı denir.)

Yatırım indiriminde yatırımcının öngörülen özel şartları ihlal etmesi halinde, zamanaşımı bu şartların ihlal edildiği yılı takip eden yıl başından itibaren başlar.
                                                                          
Damga vergisine tabi olup vergi ve cezası zamanaşımına uğrayan evrakın hükmünden tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra faydalanılması halinde sözkonusu evraka ait vergi alacağı yeniden doğar. (VUK 114)

Tasfiye halinde zamanaşımı tasfiyeye giren kurumlarda, tasfiyenin son bulduğu tarihi izleyen yıldan başlamaktadır. (KVK 30)

Veraset ve İntikal vergisinde zaman aşımı ivazsız intikal veya miras yoluyla edinilen malları,

-Beyanname ile beyan edildiği durumlarda beyanname verildiği,
-Beyannamede gösterilmeyen malların bulunması veya beyanname verilmeyen hallerde, intikal eden malların idarece tespit edildiği,
-Terekenin tahriri,defter tutma veya resmi tasfiye hallerinde bu işlemlerin tamamlandığı (mükellefiyetin doğduğu)
tarihi takip eden  yılın başından başlamaktadır.(VİVK 20)

            Emlak Vergisinde bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zaman aşımı, bu bina ve arazinin beyan edilmediğinin idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlar. (EVK 40)

            Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde vergi alacağı işin bittiği yılın geliri olarak doğduğundan zaman aşımı da bu işe ilişkin gelirin beyan edildiği yılda başlayacaktır.

            İthalde alının vergilerde zaman aşımı, Gümrük kanununa göre, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren 3 yıldır.

            İade edilecek gelir vergisinde, beyannamede mahsup imkanı olmayan verginin mükellefe bildirilmesi ve mükellefin kendisine tebliğ edilen verginin, bir yıl içinde müracaat ederek iadesini istemesi gerekir. Buradaki bir yıllık süre mükellef açısından hak düşürücü süre niteliğindedir.(GVK 121)

*Vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı komisyon kararının vergi dairesine verilmesini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder.
Tahakkuk zamanaşımını durduran başka bir neden de mücbir sebeplerdir Vergi Usul Kanunu mücbir sebeplerin meydana gelmesi halinde sürelerin, bu sebeplerin kalkmasına kadar işlemeyeceğini, tarh zamanaşımının da işlemeyen süreler kadar uzayacağını öngörmektedir.

Burada zamanaşımı süresi durmakta, ancak, özel hukukta olduğu gibi kesilmemektedir. Zira takdir komisyonunda geçen süre kadar zaman aşımı süresi uzamakta fakat kesilmede olduğu gibi yeniden başlamamaktadır.

Örnek:  1999 yılı gelirine ilişkin olarak 20.12.2004 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilen bir mükellef dosyası komisyonda 30.06.2005 tarihinde karara bağlanmış ve karar aynı gün vergi dairesine intikal etmişse tarh zaman aşımı süresi 11.07.2005 tarihi mesai saati sonunda bitecektir.

Oysa zaman aşımının kesilmesinde zaman aşımını kesen sebebin ortadan kalkmasından itibaren 5 yıl yeniden başlamakta ve önceden geçen süreler dikkate alınmamaktadır.           

3. TERKİN: Bazı koşulların varlığı halinde vergi alacağını bütün hukukî sonuçları ile birlikte ortadan kaldıran bir idari işlemdir.
Terkin Nedenleri
Vergi hataları dolayısıyla yapılan terkinler, Yükümlü aleyhine doğmuş olan vergi hatalarının düzeltilmesi halinde vergi henüz tahakkuk etmemişse hatalı işlem düzeltilir; tahakkuk etmiş vergiler ise terkin edilir. Vergi ayni zamanda tahsil edilmiş ise terkin edilen vergi, yükümlüye red ve iade edilir.
Yargı organlarının kararına dayanan terkinler Vergi yargı organlarının kararları uyarınca da tarh olunmuş veya tahakkuk etmiş vergiler terkin olunur. Bu yolla verginin terkin edilebilmesi için yargı organının verdiği kararın kesin nitelikte olması yahut süresi içinde üst mercie başvurulmadığı için kararın kesinleşmiş bulunması veya süresi içinde üst yargı organına başvurulmuş ise vergi mahkemesi kararının onaylanmış bulunması gerekir.
Vergi Usul Kanununun öngördüğü terkin nedenleri
Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, muzır hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzer afetler yüzünden:           
  
 a. Varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili bulunan vergi borçları ve vergi cezaları;  

 b. Mahsullerinin en az üçte birini kaybeden mükelleflerin, afete maruz arazi için zararın tahakkuk ettiği hasat zamanına isabet eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen Arazi Vergisi borçları ve vergi cezaları; Maliye Bakanlığınca kısmen veya tamamen terkin edilir.

Tabii afetlerde, afetin meydana geldiği tarihten önce tahakkuk edip ödenmemiş borçları terkin edilir..
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun öngördüğü terkin nedenleri
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda da (m.105) doğal afetler nedeniyle yapılacak terkine ilişkin bir hüküm bulunmaktadır. Terkin yetkisi Maliye Bakanlığına değil, Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Yine aynı Kanuna göre, yapılan takip sonunda tahsili imkânsız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan 8 YTL (dahil) kadar kamu alacakları kamu idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından terkin edilir

4.TAHAKKUKTAN VAZGEÇME: İkmalen, re`sen veya idarece tarh edilen vergi ve bunlara ilişkin cezaların toplam miktarı(13 YTL’yi) aşmaması ve tahakkukları için yapılacak giderleri karşılayamayacak kadar küçük olması halinde, Bakanlıkça bu vergilerin tahakkukundan vazgeçilebilir.

5. VERGİ HATALARINI DÜZELTME

Vergi Hatası:

Vergi Usul Kanununda vergi hatası, “vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre vergi hatası hesap hataları ve vergilendirme hataları olarak iki ana grupta toplanmıştır.



a- Hesap Hataları:

1. Matrah hataları : Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.

2. Vergi miktarında hatalar : Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.

3. Verginin mükerrer olması : Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.(tevkif suretiyle alınan verginin mahsup edilememesi örnek olarak gösterilebilir)

            b- Vergilendirme Hataları:

1. Mükellefin şahsında hata : Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır. (Örn: Mükellefin ödediği borcunun, ayni isimli başka bir şahsın hesabına geçirilmesi)

2. Mükellefiyette hata : Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır.(Örn:yabancı ülkelerin Türkiyede’ki elçileri GVK 15’e göre gelir vergisinden muaftır. Bu hükme rağmen gelir vergisi tahakkuk ettirilmesi mükellefiyette hataya girer)

3. Mevzuda hata : Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır. (Örn:Döviz teslimleri KDV’den istisna edilmiştir. Bu hükme rağmen döviz satışı dolayısıyla KDV istenmesi verginin konusunda hataya girer.)
           
4. Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata : Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.(2002 Nisan dönemi KDV beyannamesini vermeyen bir mükellef adına takdir edilen KDV döneminin 2001 Nisan olarak gösterilmesi dönemde hata oluşturur.)

Hataların Meydana Çıkarılması :Vergi hataları şu yollarla meydana çıkarılabilir:
1. İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile;
2. Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile;
3. Hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması ile;
4. Hatanın vergi incelenmesi sırasında meydana çıkarılması ile;
5. Mükellefin müracaatı ile.
Düzeltme Yetkisi ve Reddiyat :Vergi hatalarının düzeltilmesine, ilgili vergi dairesi müdürü karar verir.
Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlıyarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt olur.
Re’sen Düzeltme :İdarece tereddüt edilmeyen açık ve mutlak vergi hataları re’sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları mahfuzdur.
Düzeltme Talebi :Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler. Bunların posta ile taahhütlü olarak gönderilmesi caizdir.
Düzeltme Talebinin İncelenmesi :Vergi dairesinin ilgili servisi düzeltme talebini kendi mütalaasını da ilave ederek, düzeltme merciine gönderir.
Düzeltme mercii talebi yerinde gördüğü takdirde, düzeltmenin yapılmasını emreder; yerinde görmediği takdirde, keyfiyet düzeltmeyi isteyene yazı ile tebliğ olunur.
Şikayet Yolu İle Müracaat :Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler.
Bu madde gereğince il özel idare vergileri hakkında valiliğe ve belediye vergileri hakkında belediye başkanlığına müracaat edilir.
Düzeltmenin Şümulü : Vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştaydan geçmiş olan muamelelerde vergi hataları bulunduğu takdirde, bu hatalar, yargı kararları kesinleşmiş olsa bile, evvelki maddelerde yazılı usul dairesinde düzeltilebilir. şu kadar ki; düzeltmenin yapılabilmesi için hatalar hakkında anılan yargı mercileri tarafından bir karar verilmemiş olması şarttır.
Düzeltmede Zamanaşımı :114’üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. şu kadar ki, düzeltme zamanaşımı süresi:
a) Zamanaşımı süresinin son yılı içinde tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı;
b) İlan yolu ile tebliğ edilip vergi mahkemesinde dava konusu yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme emrinin tebliğ edildiği;
c) İhbarname ve ödeme emri ilan yoluyla tebliğ edilen vergilerde 6183 sayılı Kanuna göre hacizin yapıldığı;
Tarihten başlayarak bir yıldan aşağı olamaz

Katma değer vergisinde hataların düzeltilmesi

Vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya KDV’yi fatura ve benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde, düzenlediği bu tür vesikalarda KDV gösterenler, bu vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu husus kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir.Bu gibi sebeplerden fazla ödenen vergiler, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre ilgililere iade edilir. (KDV 8/2 )    

Örnek: %1 oranında vergiye tabi olması gereken 150 m2’den küçük konut satan mükellef (A)’nın bu satışa ilişkin düzenlediği faturada vergi oranını %10 yazması halinde alıcının durumuna göre düzeltme farklı olacaktır.

-          Alıcının da KDV mükellefiyetinin olması halinde, (A) bu vergiyi beyan edip öderken indirim hakkı bulunan alıcı da bu vergiyi kendi hasılat KDV’sinden indirmek suretiyle düzeltir. Defter, belge ve beyannamelerde  herhangi bir düzeltme yapılmaz. İndirim konusu yapılamayan vergiyi  91 Seri No.lu KDVG Tebliğinde belirtilen usul ve esaslarda iade konusu yapabilir.

-          Alıcının indirim hakkı bulunmayan, banka veya nihai tüketici olması halinde, (A) bu vergiyi beyan edip öder fakat hatanın ortaya çıkmasından sonra alıcı ile birlikte vergi dairesine düzeltme talebinde bulunur. Hatanın beyan süresinden önce ortaya çıkarılması halinde faturanın iade edilerek yeni bir fatura düzenlenerek de hata düzeltilebilir. 23 Seri No.lu KDVG Tebliğinde belirtilen usule göre iade edilir.

-          Müzayede mahallinde yapılan satışlarda, ihalenin iptal edilmesi halinde, alıcının indirim hakkının bulunup bulunmadığına bağlı olmaksızın 15 ve 82 No.lu KDVG Tebliğlerinde belirtildiği üzere vergi alıcıya iade edilir.
Vergi Borcunu Sona Erdiren Diğer Nedenler
Uzlaşma, Resen, ikmalen ve idarece tarh edilen vergilerde idare ile yükümlüler karşı karşıya gelerek anlaşabilirler Uzlaşma gerçekleştiği takdirde idarenin vazgeçtiği miktardaki vergi borcu ve vergi borcu aslına bağlı olarak vergi cezası belli miktar itibariyle sona ermiş olur. Uzlaşma talebinin vergi mahkemesinde dava açma süresi içinde yapılması gerektiğinden , uzlaşma sonucunda , henüz tahakkuk etmemiş, yani tarh edilmekle birlikte ödenmesi gerekli duruma gelmemiş borç son bulur.
Yargı Kararları, Yükümlüler tarh edilen vergi ve cezalara karşı süresi içinde vergi yargısı organlarına başvurabilirler. Yargı organlarının kararı vergi borcunun ve cezasının kısmen ya da tamamen kaldırılması yönünde olduğu takdirde yapılan idari işlem geri alınacağından vergi veya ceza o oranda sona erer.

CEZALARIN ÖDENMESİ VE KALKMASI

1- Vergi cezalarının Ödenmesi :

            1. Cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açılmamışsa dava açma süresinin bittiği tarihten;
           
2. Cezaya karşı dava açılmışsa; vergi mahkemesi kararı üzerine vergi dairesince düzenlenecek ihbarnamenin ilgiliye tebliğ tarihinden; başlayarak bir ay içinde ödenir.
           
2- Yanılma:
           
Aşağıda yazılı hallerde vergi cezası kesilmez :

            1. Yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları ;

            2. Bir hükmün uygulanma tarzı hususunda yetkili makamların görüş ve kanaatini değiştirmiş veya bu hükme ait bir içtihadın değişmiş olması.

3- Pişmanlık ve ıslah:

            Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı  cezasını gerektiren (360 ıncı maddede yazılı iştirak şeklinde yapılanlar dahil) kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren mükelleflere aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.

            1. Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından herhangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.)

            2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde herhangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması;

            3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak 15 gün içinde tevdi olunması;

            4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi ;

            5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde ödenmesi.
           
Bu madde hükmü Emlak Vergisinde uygulanmaz.
           
4- Ölüm:Ölüm halinde vergi cezası düşer.

5- Mücbir sebepler: Vergi Usul Kanununun 13. maddesinde yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin vukua geldiği malum ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezası kesilmez.

6- Ceza kesmede zamanaşımı:Aşağıda yazılı süreler geçtikten sonra vergi cezası kesilmez.

1. Vergi ziyaı cezasında, cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; Özel usulsüzlük ve Bilgi vermekten çekinenler ile 256,257 ve mükerrer 257 nci madde hükmüne uymayanlar için kesilecek usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl,
           
2Usulsüzlükte, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarakiki yıl;
İçinde zamanaşımına uğrar.

Vergi ziyaı cezası ile usulsüzlüğün birleşmesi halinde kesilecek ceza, vergi ziyaı  cezası için belli edilen zamanaşımı süresi içinde kesilir.
           
Bu süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğ edilmekle zamanaşımı kesilmiş olur.       

7-.Af, Devletin tek taraflı olarak alacağından vazgeçmesi demek olan af vergi cezalarının sona erme nedenlerindendir. Tarh edilmiş vergilerin belli süreler içinde ödenmesi kaydıyla bunlara ilişkin cezaların veya gecikme zamlarının affedileceği öngörülür. Af esas itibariyle vergi cezalarını sona erdiren bir neden olmakla birlikte bazen cezanın yanında vergi aslının bir kısmı da affedilmektedir

VERGİ KANUNLARIMIZA GÖRE SORUMLULUK HALLERİ

Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olarak tanımlanmaktadır.

Kanuni Temsilcilerin Ödevleri(VUK-10) Küçük ve kısıtlılarla tüzel kişilerin mükellef olması halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilciler tarafından yerine getirilir. Cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan topluluklar mükellef olduğunda bunlara ait ödevler idare edenler veya varsa temsilcileri tarafından yerine getirilir.

1. Küçük ve Kısıtlıların Temsilinde Sorumluluk

a)      Vergi Aslında Sorumluluk:

Küçük ve kısıtlılara ait ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesi dolayısı ile alınamayan vergiler küçük ve kısıtlının mal varlığından alınamadığı takdirde, kast ve ihmale bakılmaksızın kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.

Kanuni temsilcilerin asıl mükellefe rücu hakkı vardır.

b)      Vergi Aslına Bağlı Alacaklarda Sorumluluk:

Küçük ve kısıtlılara ait ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı kesilen vergi aslına bağlı alacaklar (Gecikme faizi ve gecikme zammı ) küçük ve kısıtlının mal varlığından alınamadığı takdirde, kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.

Kanuni temsilcilerin asıl mükellefe rücu hakkı vardır.

      c) Vergi Cezasında Sorumluluk

      Küçük ve kısıtlılara ilişkin vergileme ile ilgili ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı kesilecek vergi cezası her hal ve takdirde kanuni temsilciden alınır ve kanuni temsilcinin ödediği cezaları mükellefe rücu hakkı yoktur.

      d) Diğer Cezalar:
           
            Hapis cezaları da kanuni temsilciler adına hükmolunur.

2. Tüzel Kişilerin Temsilinde Sorumluluk:

      Vergi Aslı Vergi Aslına Bağlı Alacaklar ve Vergi Cezasında:

      Tüzel kişiliğe ilişkin vergileme ile ilgili ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı salınan vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve kesilen vergi cezaları tüzel kişiliğin mal varlığından alınamadığı takdirde, kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.

      Kanuni temsilcinin cezalar dışındakileri tüzel kişiliğe rücu hakkı vardır.

Vergi Ödevlerinin Yerine Getirilmediğinin Kanuni Temsilcinin Değişmesinden Sonra Ortaya Çıkarılması

Bu tür durumlarda, vergi ödevlerinin ilişkin olduğu dönemdeki kanuni temsilci muhatap olacaktır.

3.Vergi kesenlerin sorumluluğu(VUK-11)
                                              
Yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludurlar.                 Bu sorumluluk, bunların ödedikleri vergilerden dolayı asıl mükelleflere rücu etmek hakkını kaldırmaz. 
Yaptıkları  ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar şunlardır.

i. Gelir Vergisinde:GVK 94 üncü maddesinde belirtilen kuruluş ve mükellefler, ayni maddede yazılı nev’iden olan ödemelerinden vergi keserek ilgili vergi dairelerine yatırırlar.

ii. Kurumlar Vergisinde: KVK 24 üncü maddesinde yer alan kazanç unsurlarını dar mükellefiyete tabi kurumlara sağlayanlar, bunlardan vergi kesip, ilgili vergi dairesine yatırmak zorundadırlar.

iii. Veraset ve İntikal Vergisinde: VİV 17 nci maddesine göre, belli kuruluşlar istikak sahibi mirasçılara yaptıkları ödemelerden veraset ve intikal vergisine mahsuben vergi keserler.

iiii.Damga Vergisinde:  DVK 19 uncu maddesinde sayılan kuruluşlar, aynı maddede belirtilen mahiyetteki kağıtlara ait vergileri, ilgilinin istihkakının ödenmesi sırasında keserler, Bazı hallerde Maliye Bakanlığı bu hususu mecburi tutabilir.

 Yukarıda belirtilen sorumlular vergiyi kesip ilgili vergi dairesine ödemedikleri takdirde, vergi kendilerinden, ikmalen veya re’sen tarh edilmek suretiyle alınır. Sorumlular vergi aslı bakımından asıl mükellefe rücu edebilirler. Ancak ödedikleri cezayı mükelleften isteyemezler.

4. Mirasçıların Sorumluluğu: Mükellefin ölmesi durumunda mükellefin vergi ile ilgili yapması gereken işlemler, mirası reddetmemiş olan kanuni ve atanmış mirasçıları tarafından yerine getirilir. Ancak, mirasçılardan herbiri ölen kişinin vergi borçlarından dolayı miras payları oranında  sorumlu tutulurlar.                                

            Mirasçıların sorumluluğu vergi aslı ve usule ilişkin mükellefiyetlerle ilgilidir. Vergi Usul Kanununun 372 nci maddesine göre mirasçılara cezai sorumluluk söz konusu değildir.

            Medeni Kanuna göre mirasçılar ölenin borçlarından müteselsilen sorumlu oldukları halde vergi hukukuna göre mirasçılar ölenin vergi borcundan miras hisseleri nispetinde sorumlu tutulurlar.

            5. Motorlu taşıtlar Vergisinde Sorumluluk: Motorlu taşıt vergisinin ödendiğini gösterir belge aramadan motorlu taşıtların her türlü satış veya devir işlemini yapan noterler, memurlar ödenmeyen ya da noksan ödenen vergilerden yükümlülerle birlikte müteselsilen sorumludurlar 

5. Müteselsil sorumluluk; Mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısıyla   vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların, bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde verginin ödenmesinden, alım satıma, taraf olanlar, hizmetten yararlananlar ve aralarında doğrudan veya hısımlık nedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetimine katılmak veya menfaat sağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu tespit edilenler müteselsilen sorumludurlar.

-Vergiye tabi işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim veya iade konusu yapılan KDV’nin, ilgili mükellef tarafından beyan edilerek ödenmemiş olduğunun yapılan incelemelerle tespit edilmesi halinde, ziyaa uğratılan KDV yönünden, mükellefle birlikte, işleme taraf olanlar ile aralarında zımmen dahi olsa irtibat olduğu tespit olunanlar müteselsilen sorumludurlar.                                                                  

-Müteselsilen sorumluluk mal üreten çiftçiler ile nihai tüketiciler için söz konusu değildir.

6. Zirai Ürün Alış Bedeli Üzerinden Yapılacak Vergi Kesintisi

-Destekleme alımı yapan ile zirai ürün işleyen veya alım satımda bulunan kamu kurum ve kuruluşları satın aldıkları tarımsal ürünlerin alış bedeli üzerinden tevkifat yapacaklardır.

-Ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınan zırai ürün bedellerinde stopaj, ürün çiftçiden satın alındığında yapılır. Çiftçiden alınan ürünlerin vergi kesintisinden borsalar, yöneticileri ve ürünü satın alanlar( ihracatçılar dahil) müteselsilen sorumludur. Bu ürünlerin Çiftçiden satın alındığı önceki aşamada ödenmesi gereken vergi kesintisi ödenmemiş ise tescili yapan borsalar, yöneticileri ve zirai ürünü borsaya getirenler müteselsilen sorumludur. Çiftçi dışındaki kişilerden zirai ürün alanlar

Müteselsil sorumluluğun tespiti ve buna göre işlem yapılabilmesi için, vergi inceleme raporu düzenlenmesi şarttır.

            7. Karnesiz Hizmet Erbabı Çalıştıranların Sorumluluğu

VUK 251 inci maddesinde,kazançları basit usulde tespit edilen ticaret ve serbest meslek erbabı ile götürü gider usulünü kabul eden GMSİ mükellefleri, yanlarında çalıştırdıkları hizmet erbabının vergilerini zamanında ödemelerini temin etmek bakımından, vergi dairesine karşı tutulmuşlardır. İşveren vergi aslı bakımından diğer ücretliye rucu edebilir, ancak , cezayı kendisi ödeyecektir.
8. Türkiye’de Bulunmayan Mükelleflerin Temsilinde Ve Tüzel Kişilerin Tasfiyesinde Durum
Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin Türkiye’deki temsilcileri hakkında VUK’nun 10. maddesi aynen uygulanır. Kanuni temsilcinin kasıt ve ihmali yüzünden, vergi aslı, mükelleften alınamıyor ise, temsilcinin varlığından alınır.

Türkiye’de bulunmayan mükellefin gerçek kişi olması durumunda, vergi cezası yönünden kanuni temsilcinin durumunun ne olduğu konusunda yasada bir hüküm yoktur. Ancak VUK’nun 332. maddesiyle bir kıyas yoluna gidilerek. vergi kanunlarına aykırı hareketlerden doğacak cezanın muhatabı kanuni temsilci olarak alınabilir.

VUK’nun 10. maddesinin son fıkrasına göre de, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Burada sözkonusu olan kanuni temsilci, tasfiye memuru değil, vergi ve cezanın ait olduğu dönemdeki kanuni temsilcidir. Kanuni temsilcinin mal varlığına gidebilmek için tüzel kişinin mal varlığının yeterli olmaması gerekir.
           
İKMALEN, RE`SEN VE İDARECE TARH

İkmalen vergi tarhı (VUK 29):                                                       

Vergi tarh edildikten sonra, bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkıüzerinden salınacak verginin tarh edilmesidir.  

Beyanname idare ile mükellef arasında hukuki bir durum oluşturur. Beyanda zarar dahi gösterilse hukuki durumun oluşması nedeniyle ikmalen tarhiyat yapılır.

Bir gelirle ilgili matrah farkının tespit edildiği durumlarda;

a)      Başka bir gelir unsuru dolayısı ile beyanda bulunulmuş olunması halinde ikmalen tarhiyat,
b)      Hiçbir beyanda bulunulmayan hallerde re’sen tarhiyat yapılır.

İki unsuru vardır.
-daha önce bir verginin tarhedilmiş olması,
-ilave vergi salınmasını gerektiren matrah veya matrah farkının defter, kayıt ve belgelere dayanılarak tespit edilmiş olması gerekir.

Daha önce yapılmış bir tarhiyat yoksa,matrah, defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere göre tespit edilmiş olsa dahi ikmalen tarhiyat mümkün değildir. Tarhiyatın re’sen yapılması gerekir.
Beyannamede zarar gösterilmesi veya beyan edilen matraha indirimler dolayısıyla vergi isabet etmemesi, ikmalen tarhiyata engel değildir.

1-Defter, kayıt ve belgelerden tespit
Gelir vergisinde, bir satış faturasının deftere kaydedilmediğinin tespiti, mal satışının emtea hesabının borcuna yazılması, emtea hesabının toplamının yanlış yapılması, yıl sonunda mevcut emteanın stokta gösterilmemesi, mükerrer kayıt,geçmiş yıl zararlarının fazla olarak mahsup edilmesi, amortismanın kanuni nispetten fazla ayrılması gibi hallerde ikmalen tarhiyat yapılır.

2-Çift defter kayıtları
İkmalen tarhiyatta, mtarah farkıtespitinin dayanağı olarak zikredilen defter kayıt ve belgeler kanuni defter ve belgelerle sınırlıdır. Çift defter tutulan hallerde, kanuni defterlerin ve buna dayanan beyanın sıhhat ve geçerliliğinden söz edilemeyeceğinden re’sen tarhiyat yapılır.

3- Vergi kanunları dışında, özel kanunlara göre tutulan defter kayıtları
Kliniklerde tutulan özel klinik defteri, otellerdeki polis defteri,hekimlerin tuttuğu protokol defteri gibi defterlerden tespit edilecek matrah farkı yasal defterlerin (VUK’na göre tutulan) sıhhatini bozacak nitelikte değilse ikmalen tarhiyat, Ancak, yasal defterlere göre önemli bir farklılık oluşması halinde re’sen tarhiyat yapılmalıdır.

            Kanuni ölçü kavramı
            Matrahın tespiti ile ilgili olarak vergi kanunları ile tespit edilmiş olan ölçü ve esasları ifade eder.

-VUK’nun değerleme kitabında yer alan değerleme ölçüleri(gerek değişik ölçü kullanılması, gerek se ayni ölçünün farklı şekilde tespiti dolayısıyla, ön tarhiyata göre tahakkuk edene ilave olarak hesaplanacak vergi ikmalen tarh edilir.)

-VUK’nun 267 maddesine göre emsal bedelinin takdir komisyonunca belirlendiği durumlar. (emsal bedelin yanlış hesaplanmasından doğan matrah farkları ile ilgili tarhiyat ikmalen yapılır.)

-Gelir vergisinde emsal kira bedeli uygulamasında tarhiyat ikmalen yapılır.


Re`sen vergi tarhı:
                                                     
Vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır.

Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir.
                                                                        
1.Vergi beyannamesi kanuni süresi geçtiği halde verilmemişse,  
                                                         
2.Vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde verilmekle beraber beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgiler gösterilmemiş bulunursa, (Pişmanlık talebiyle verilen beyannamelerde, zarar gösterilmesi veya indirim ve istisnalar dolayısıyla matraha vergi isabet etmemesi re’sen tarhiyat nedenidir.)
             
3. Bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara her hangi bir sebepleibraz edilmezse,  (Tutulması veya tasdiki zorunlu defterlerden sadece birinin tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olması veya incelemeye ibraz edilmemesi re’sen takdir için yeterlidir. Defterlerin tasdik süreleri ise VUK 221’de belirtilmiştir. Bu süreler geçtikten sonra bir ay içinde defterler tasdik ettirilmezse VUK 352/1-8 uyarınca hiç tasdik ettirilmemiş sayılır.)
  
4. Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmazsa. (Defterlerin kısmen tutulmamış olması halinde defter ve belgelerin ihticaca salih olmadığı kabul edilir.)
                           
5. Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa.

6. Bu Kanuna ve 3568 sayılı göre yetki almış meslek mensuplarına imzalattırma mecburiyeti getirilen beyanname ve ekleri imzalattırılmazsa veya tasdik kapsamına alınan konularda yeminli mali müşavir tasdik raporu zamanında ibraz edilmezse,

Re`sen tarhta mahsup: Re`sen takdir edilen matrah, mükellef tarafından bildirilen matrahtan fazla değilse, re`sen vergi tarh edilmez; fazla ise sadece aradaki fark üzerinden vergi tarh edilir.                      

Verginin idarece tarhı:                                                    

İkmalen ve re’sen tarhiyatlar dışında kalan hallerde, mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.                                  

Bu takdirde vergi, “yoklama fişine” istinaden tarh olunur.                                                        

Bu şekilde tarh olunan vergilerle cezalarına ilişkin ihbarnameler bir taraftan, mükellefin adresine posta ile yollanır; diğer taraftan tarh edilen verginin ve kesilen cezanın miktar ve cinsini gösterir bir ilan vergi dairesine asılır.İlanın asılması durumu ve tarihi tutanakla tespit olunur.   
           
Verginin tahakkuku ve cezanın kesinleşmesi için geçmesi gereken vergi mahkemesinde dava açma süresi; mükellefin bilinen adresinde tebligat yapıldığı hallerde tebliğ tarihinden, aksi halde tutanakla tespit olunan ilan tarihinden başlar.                                             

Örnek;
- Diğer ücretlerde mükellef zamanında vergi dairesine başvurmazsa, vergi idarece tarh olunur.- Basit usulde vergilendirilen ticaret ve serbest meslek erbabı ile götürü gider usulünü seçmiş gayrimenkul sermaye iradı sahibi, çalıştırdıkları kişilerin karne almalarını ve vergi ödemelerini sağlamaya mecburdur.Buna riayet edilmezse bununla ilgili vergi ve cezalar çalıştırandan alınır. İşte çalıştıranlardan alınacak bu vergi idarece tarh olunur.

            Emlak vergisinde beyan esası kaldırılmasından sonra bu vergiye ilişkin olarak bildirimde bulunulmadığının tespiti halinde idarece tarhiyat yapılır.

İhbarname esası: İkmalen ve re`sen tarh edilen vergiler "İhbarname" ile tebliğ olunur. Nev`i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır.


İKTİSADİ KIYMET DEĞERLERİ**

Değerleme: Vergi matrahının hesaplanması amacıyla iktisadi kıymetlerin değerinin tespit edilmesidir.
                                             
            Değerlemede, iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamanlardaki kıymetleri bulunur.                   

Değerlemede, iktisadi kıymetlerden her biri tek başına değerlemeye tabi tutulur. Aynı cinsten sayılan mallar ile düşük kıymetli eşyalar toplu olarak değerlemeye tabi tutulabilir.
                                           
Değerleme ölçüleri: Değerleme, iktisadi kıymetin niteliğine göre, aşağıdaki ölçülerden biri ile yapılır.

1- MALİYET BEDELİ: Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin elde edilmesi veya değerinin artırılması amacıyla yapılan ödemelerle, bunlara ilişkin harcamaların toplamını ifade eder.

Maliyet Bedeli ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
                       
a- Gayrimenkuller: İktisadi işletmelere dahil aşağıda yazılı kıymetler de gayri menkuller gibi değerlenir:   
    1. Gayri menkullerin mütemmim cüzleri ve teferruatı;                       
    2. Tesisat ve makinalar;                                                   
    3. Gemiler ve diğer taşıtlar;                                              
    4. Gayri maddi haklar.                                                       

Gayri menkullerde maliyet bedeline giren giderler:                          
  
    1. Satın alma bedeli,                                                
    2. Makine ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri;      
    3. Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden oluşan giderler.                                                       

Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.

Gayri menkullerde maliyet bedelinin artması: Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayri menkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulun maliyet bedeline eklenir.
                                                                       
b-Özel maliyet bedeli: Gayri menkuller kira ile tutulmuş ise, kiracı tarafından, gayri menkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadı ile yapılan giderler özel maliyet bedeli olarak  değerlenir.

c-Demirbaş eşya: Bunların maliyet bedeline giren giderler, satın alma bedelinden başka komisyon ve nakliye giderleri gibi özel giderlerdir.                           

d- Emtia: Satın alınan veya imal edilen emtiadan oluşur. Mükellefler, satın aldıkları veya imal ettikleri emtianın maliyet bedelini, son giren ilk çıkar (LİFO) yöntemini uygulamak suretiyle de tespit edebilirler. Bu yöntemi seçenler, en az 5 yıl süre ile bu yöntemden vazgeçemezler.

İmal edilen emtiada maliyet bedeline giren unsurlar.                                          
 1.Mamulün üretiminde kullanılan ham maddelerin bedeli,                                                                     
 2.  Mamule isabet eden işçilik,                                            
 3.  Genel imal giderlerinden mamule düşen hisse;                           
 4. Genel idare giderlerinden mamule düşen hisse, (Bu hissenin mamulün maliyetine katılması ihtiyaridir.)                                                 
 5.  Ambalajlı olarak piyasaya arz edilmesi zaruri olan mamullerde ambalaj   malzemesinin bedeli.                                                            
     
e- Zirai mahsuller ve hayvanlar: İmal edilen emtiadaki unsurlar maliyet bedeline girer.

2-BORSA RAYİCİ: Borsa rayici, menkul kıymetler borsası, kambiyo borsası, ve ticaret borsalarına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerleme gününden önceki son muamele gününde borsadaki muamelelerinin ortalama değerlerini ifade eder. Normal hareketler dışında fiyatlarda bariz kararsızlıklar görülen hallerde, son muamele günü yerine değerlemeye son 30 gün içindeki ortalama rayiç esas alınır.

Borsa Rayici ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:

a.Menkul kıymetler borsasına kayıtlı iktisadi kıymetler:*
  Hisse senetleri ile fon portföyünün en az % 51`i Türkiye`de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir.( İMKB’de işlem gören devlet tahvili ve hazine bonoları)

Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır.( Borsada işlem görmeyen; finansman bonoları, banka bonoları, banka garantili bonolar, varlığa dayalı menkul kıymetler, İpotekli borç senetleri, konut sertifikaları, gayrimenkul sertifikaları, Fon portföyünün %51’i Türtiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşmayan yatırım fonu katılma belgeleri.)

 Ancak, borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler,(Kar zarar ortaklığı belgeleri, Gelir Ortaklığı Senetleri, Geçici İlmühaberler) alış bedeli ile değerlenir.  
                                                 
b.Kambiyo borsasına kayıtlı iktisadi kıymetler,

c.Ticaret borsalarına kayıtlı iktisadi kıymetler,

d.Yabancı paralar:Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur. 
                                                     
e.Yabancı para ile olan alacak ve borçlar.

3-TASARRUF DEĞERİ: Tasarruf değeri, bir iktisadi kıymetin değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değerdir. İktisadi kıymetin, şahsın subjektif anlayışına göre değil objektif esaslara göre yapılan değerlemedir.

Tasarruf Değeri ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:

a.Senede bağlı alacak ve borçlar: Vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacak ve borçlar değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Senetlerde faiz nispeti açıklanmışsa bu nispet, açıklanmamışsa Merkez Bankasının resmi iskonto (reeskont) haddinde bir faiz uygulanır.  

Bankalar, bankerler ile sigorta şirketleri alacak ve borçlarını değerleme günü kıymetine irca etmeye mecburdur.

Alacak senetlerini değerleme gününün kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorundadırlar.

4-MUKAYYET DEĞER: Mukayyet değer, bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir.

Mukayyet Değer ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:

a.Aktifleştirilen ilk tesis ve taazzuv giderleri:
İlk tesis ve taazzuv giderlerinin aktifleştirilmesi ihtiyaridir.   
       
b.Peştemallıklar

c. Aktif geçici hesap hesap kıymetleri: Gelecek bir hesap dönemine ait olarak peşin ödenen giderler ile cari hesap dönemine ait olup da henüz tahsil edilmemiş olan hasılat. (180,181,280,281 no.lu hesaplar)

d. Pasif geçici hesap kıymetleri: Gelecek hesap dönemlerine ait olarak peşin tahsil olunan hasılat ile cari hesap dönemine ait olup henüz ödenmemiş olan giderler.(380,381,480,481 no.lu hesaplar)

e. Karşılıklar: Meydana gelmiş veya meydana gelmesi beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz eden belli bazı zararlar karşılamak amacıyla hesaben ayrılan meblağlardır.
               
f. Alacak ve borçlar (Senetli alacak ve borçlar reeskont yoluna gidilmediğinde mukayyet değerle değerlenir.)                                                

5-İTİBARİ DEĞER: İtibari değer, her nevi senetlerle esham ve tahvillerin üzerinde yazılı olan değerlerdir.                                                        

İtibari Değer ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a.Kasa mevcudu (yabancı paralar hariç)
b.Eshamlı şirketlerde, ihraç edilen hisse senetleri
c.Eshamlı şirketler ve iktisadi kamu müesseselerince çıkarılan tahviller.

6-VERGİ DEĞERİ: Vergi değeri, bina ve arazinin Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesine göre tespit edilen değeridir.
                                             
7-RAYİÇ BEDEL: Rayiç bedel, bir iktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım satım değeridir.                                                                      

8-EMSAL BEDELİ VE EMSAL ÜCRETİ: Emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan, veya bilinmeyen veya doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değerdir.                                        

Emsal bedeli sıra ile, aşağıdaki esaslara göre tayin olunur:               

Birinci sıra: (Ortalama fiyat esası) aynı cins ve nevideki mallardan sıra   ile değerlemenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa,emsal bedeli bu satışların miktar ve tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan "Ortalama satış fiyatı" ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran % 25 ten az olmaması şarttır.                      

İkinci sıra: (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende satışlar için % 10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder.                                

Üçüncü sıra: (Takdir esası) Yukarıda yazılı esaslara göre belli edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır.

            Taktir komisyonu kararına karşı vergi dairesince ve mükellefce dava açılması mümkündür.

9-ALIŞ BEDELİ: İktisadi kıymetin satın alınması karşılığında ödenen veya borçlanılan bedeldir. Maliyet bedelinden farkı, satın alma bedeli yanında iktisap edilmeye ilişkin diğer giderleri de içermemesidir.

Alış Bedeli ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:Diğer şirketlere ait hisse senetleri ve fon portföyünün en az % 51`i Türkiye`de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle değerlenir.

AMORTİSMAN MEVZUUNDAN BAHSEDEREK USULLERİNİ AÇIKLAYINIZ.

İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269’uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.
İlgili mevzuat gereğince sözleşme süresinden sonra bedelsiz olarak devlete veya devletçe tensip olunan bir teşekküle veya belediyeye intikali öngörülen amortismana tabi iktisadi kıymetlerden (sözleşme süresinde yenilenmesi gerekenler hariç), sermayenin veya özel maliyet bedellerinin itfası hükümlerine göre amortismana tabi tutulanlar, genel hükümler uyarınca ayrıca amortismana tabi tutulamazlar.
Değeri 1.1.2005’den itibaren 480, – YTL’yi aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 480, – YTL’yi aşmayan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde bu had topluca dikkate alınır.

1.Normal amortisman: Mükellefler amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınacaktır.

2.Azalan bakiyeler usulüyle amortisman: Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerden dileyenler, amortismana tabi iktisadi değerlerini, azalan bakiyeler üzerinden amortisman usulü ile yok  edebilirler.                                                                   

Bu usulün uygulanmasında;
-Enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde, üzerinden amortisman ayrılacak değer, amortismana tabi iktisadi kıymetin düzeltilmiş değerinden daha evvel ayrılmış olan amortismanların toplamının taşınmış değerleri indirilmek suretiyle  tespit edilir.
-Bu usulde uygulanacak amortisman nispeti  normal amortisman nispetinin (%50’yi geçmemek şartıyla) iki katıdır.            
-Bu usulde amortisman süresi normal amortisman nispetlerine göre hesaplanır.                                                                           
-Bu sürenin son yılına devreden bakiye değer, o yıl tamamen yok edilir.     

3. Fevkalade amortisman: Amortismana tabi olup ta,
  
 1. Yangın, deprem, su basması gibi afetler neticesinde değerini tamamen veya kısmen kaybeden;
                                                              
 2. Yeni icatlar dolayısiyle teknik verim ve kıymetleri düşerek tamamen veya kısmen kullanılmaz bir hale gelen;                                             

 3.Cebri çalışmaya tabi tutuldukları için normalden fazla aşınma ve yıpranmaya maruz kalan;                                                              

menkul ve gayri menkullerle haklara, mükelleflerin müracaatları üzerine Maliye Bakanlığınca her işletme için işin mahiyetine göre ayrı ayrı belli edilen "Fevkalade ekonomik ve teknik amortisman nispetleri" uygulanır.                                          

4.Arazide Amortisman: Boş arazi ve boş arsalar amortismana tabi değildir. Ancak:
1. Tarım işletmelerinde vücuda getirilen meyvalık, dutluk, fındıklık, zeytinlik ve güllüklerle incir bahçeleri ve bağlar gibi tarım tesisleri;
2. İşletmede inşa edilmiş olan her nev’i yollar ve harklar; amortismana tabi tutulur
5-Madenlerde amortisman: İşletme sebebiyle içindeki cevherin azalmasından dolayı maddi değerini kaybeden madenlerin ve taş ocaklarının imtiyaz veya maliyet bedelleri, ilgililerin müracaatları üzerine ayrı ayrı olmak üzere Maliye Bakanlığınca belli edilecek nispetler üzerinden yok edilir. 

6-Alacaklarda ve Sermayede Amortisman

a-Değersiz alacaklar:  Mahkeme kararına veya ispat edici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar, değersiz alacaktır.                            

Değersiz alacaklar, bu niteliğe girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet değeriyle zarara geçirilerek yok edilirler.  
        
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler değersiz alacakları, gider kaydetmek suretiyle yok ederler.            

b-Şüpheli alacaklar: Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
              1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;
              2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen  borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılır.                                                    

Sayılan nedenlerle şüpheli alacak niteliği kazanan alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına aktarılır.                                    

7-Sermayenin itfası: İmtiyazlı işletmelerde, tesisin imtiyaz süresinden sonra, bedelsiz olarak Devlete veya Devletçe belirlenecek bir kuruma veya belediyeye devredilmesi sözleşme gereğince belirlenmiş ise imtiyaz sözleşmesinde de sermayenin itfası için yıllık belli bir oran veya miktar ayrılması gösterilmiş olduğu takdirde, bu oran veya miktar üzerinden sermaye itfa olunur.
        
8-İlk tesis ve taazzuv giderlerinin ve peştemallıkların itfası: Kurumların aktifleştirdikleri ilk tesis ve taazzuv giderleri ile peştemallıklar mukayyet değerleri üzerinden eşit miktarlarda ve beş yıl içinde itfa olunur.                                                            

9-Özel maliyet bedellerinin itfası: Özel maliyet bedelleri, kira süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilir. Kira süresi dolmadan, kiralanan şeyin boşaltılması halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma yılında bir defada gider yazılır.                 

            Amortismana tabi malların satılması:  Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı (amortismanlar düşüldükten sonra kalan) değerleri arasındaki fark kar ve zarar hesabına geçirilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerle serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya gider kaydederler.
                                            
Yenileme Fonu: Satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin durumuna göre mecburi olursa veya bu konuda işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu durumda, iktisadi kıymetin satışından elde edilen kar, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Bu süre içinde yeni kıymetin iktisabında kullanılmamış olan karlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir. Üç yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu karlar o yılın matrahına ilave edilir.                                              

Bu açıklamalar çerçevesinde yeni değerlerin iktisabında kullanılan kar, yeni değerler üzerinden bu kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra yok edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam edilir.

Amortismana tabi malların sigorta tazminatı: Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya kısmen zıyaa, uğrayan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (Amortismanlı olanlarda ayrılmış olan amortisman çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya eksik olduğu takdirde farkı kar veya zarar hesabına geçirilir.                                         

Ancak, zarara uğrayan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin durumuna göre mecburi olursa veya bu konuda işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu durumda sigorta tazminat fazlası, yenileme fonu uygulamasına tabi tutulabilir.


GECİKME FAİZİNİN UYGULANMASINDAN BAHSEDEREK, GECİKME ZAMMI VE TECİL FAİZİ İLE ARASINDAKİ FARKI BELİRTİNİZ

Gecikme Faizinin Niteliği: Gecikme faizi 6183 sayılı AATUHK kapsamında fer’i alacak olarak tanımlanmıştır. Anaya Mahkemesi Kararında, gecikme faizinin niteliği, “vergisini ödemek yerine , bu parayı kendi işlerinin finansmanında kullanan veya başkasına ödünç veren ya da mevduat olarak bankaya yatıran yükümlü, enflasyon oranı üzerinde veya en azından bu orana eşit bir yarar sağlamaktadır. Gecikme faizi ile yapılan bu yararın, paranın asıl sahibi olan Devlete geri verilmesidir.
Gecikme faizi , ikmalen  re’sen veya idarece  yapılan tarhiyatlar için bunların ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden  tahakkuk tarihine, dava konusu yapılmaları halinde, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar uygulanan faizdir. VUK’un 112. Maddesinde düzenlenmiştir.
 Gecikme zammı, alacağın belirlenen vadede ödenmemesi halinde borçlunun gecikme süresi için ödemesi öngörülen bedeldir. 6183 sayılı AATUHK 51. Maddesine göre kesinleşip vadesinde ödenmeyen amme alacağına uygulanır.
Tecil Faizi, 6183 sayıl Kanunun  48. Maddesine göre, kesinleşmiş amme alacağının ödenmesinin borçluyu çok zor duruma düşüreceği durumlarda idarece kabul edilen ve ertelemesi karşılında alınan faizdir. 

Gecikme Faizi ile Gecikme Zammı Arasındaki Fark :Gecikme faizi VUK düzenlenmiştir ve verginin tahakkuk aşamasını takip eden ödeme işleminin geciktirilmesi ile ilgilidir. Buna karşılık, gecikme zammı kavramı ise, AATUHK düzenlenmiştir ve vergi ve diğer kamu alacaklarının normal ödeme zamanı içinde ödenememesi halinde başvurulan cebri tahsil aşaması ile ilgilidir. Dolayısıyla tahakkuku kesinleşmemiş bir vergi için gecikme zammı aranması mümkün değildir. Gecikme zammının uygulanabilmesi için ortada tahakkuk etmiş bir vergi olmalıdır.

İkmalen, re`sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda :

a)      Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilerde: Kanunda belirtilen normal vade tarihinden tahakkuk tarihine kadar geçen süre için; 
                    
b)      Dava konusu yapılan vergilerde:Normal vade tarihinden, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar geçen süreler için;

c)      Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi: Uzlaşılan vergi miktarına, normal vade tarihinden, uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için;

d)      376. maddedeki indirim hakkından faydalanılması durumunda: normal vade tarihinden, (Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilerde olduğu gibi) tahakkuk tarihine kadargeçen süre için; 

 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizi de vergi ile aynı süre içinde ödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri dikkate alınmaz.

e)     İtirazi kayıtla beyan edilip ödendikten sonra yargı kararına göre iade edilip, yine yargı kararına göre tahsili gereken vergilere: İade tarihinden yargı kararının vergi dairesine tebliği tarihine kadar geçen süre için, 6183 sayılı AATUHK göre belirlenen tecil faizi oranında gecikme faizi hesaplanır.
    
    f) Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin,mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi oranında hesaplanan faiz, red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenir.

Mükellef gecikme faizine muhatap olmamak için, dava açılması nedeniyle tahsili duran vergi ve cezaları davanın devamı sırasında da kısmen veya tamamen ödeyebilir.

Örnek 1: ABC Limited şirketi 2004 faaliyet dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini kanuni süre olan 1 Nisan-15 Nisan 2005 tarihleri arasında ilgili vergi dairesine tevdi etmemiştir. Bu durum re’sen tarhiyatı gerektirdiğinden vergi inceleme raporunda belli edilen veya takdir komisyonunca takdir edilmiş olan matrah üzerinden vergi dairesince tarh edilen vergi ve kesilen cezaya ait ihbarnameler 25/7/2005 tarihinde tebliğ edilmiştir.
1 – Tarhiyat dava konusu yapılmaksızın kesinleşmişse: Örneğe göre tarhiyatın kesinleşmesi tarihi (tebliğ tarihinden itibaren 30 gün) 25/8/2005 olup, vergi ve ceza ile gecikme faizinin ödeme süresinin sonu ( tahakkuk tarihinden itibaren 1 ay) 25/9/2005 tarihidir. Tarhiyatın normal vade tarihi 30 nisan 2005 olduğundan vergiye uygulanacak gecikme faizinin hesaplanacağı süre Mayıs 2005 ila Temmuz 2005 aylarını içine alan (3 ay) süredir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmayacağından Ağustos ayı için faiz hesaplanmayacaktır.
2 – Tarhiyat dava açma konusu yapılmışsa: Örnekteki dava açma süresi olan 25/7/2005 ila 25/8/2005 tarihleri arasında dava açıldığı takdirde, bu vergi ile ilgili tahsilat işlemleri duracaktır. 4/10/2006 tarihinde tebliğ edilmiş olan Vergi Mahkemesi kararıyla tarhiyat tamamen veya tadilen onanmıştır. Vergi mahkemesi kararıyle onanan vergi tahsil edilir safhaya geldiğinden, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içindc ödenmesi gerekir. Bu durumda gecikme faizi 1 Mayıs 2005 tarihi ile 30 Eylül 2005 tarihleri arasında geçen süre için hesaplanacaktır. (Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmayacağından Ekim ayı için faiz hesaplanmayacaktır.)
112 nci maddenin 3 numaralı bendinin (b) fıkrasında gecikme faizinin hesaplanacağı sürenin sonu yargı organı kararının tebliğ tarihine bağlanmıştır. Maddede geçen yargı organı ifadesinden Vergi Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay kararlarının anlaşılması gerekir. Vergi sistemimizde, yargıya intikal etmiş olan uyuşmazlıklarda, vergi ve buna bağlı cezalar vergi mahkemesi kararıyle kısmen veya tamamen onanmış ise bu karar üzerine tahakkuk etmekte, dolayısıyle de vergi ve ceza tahsil edilebilir safhaya gelmiş olmaktadır. Bir üst yargı merciinde dava açılması (Üst yargı mercii tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş olması hali hariç) vergi ve cezanın tahsilini durdurmamaktadır.
Bu itibarla, vergi mahkemesi kararına karşı bir üst yargı merciinde dava açılmış olması halinde yine onanan miktarlara göre hesaplanan vergi ve cezalar ile birlikte gecikme faizinin tahsili yoluna gidilecektir. Ancak, üst yargı merciinde dava açılması yanında yürütmenin durdurulması istenilmiş ve yürütmenin de durdurulmasına karar verilmiş ise bu takdirde tahsil işlemleri de yürütmenin durdurulduğu süreler kadar otomatikman durmuş olacağından bu safhada vergi ve cezalar ile gecikme faizinin tahsili yönünden herhangi bir işlem yapılması kanunen mümkün değildir.


 1-Vergiyi doğuran olay: Vergi alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğar.
            Vergi alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder.
2-Tarh: Mükellef tarafından ödenecek verginin idarece hesaplanmasıdır. Bu hesaplama ilgili vergi kanununda gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi tutarının tespit edilmesidir
Vergi Tarhında Ön (Hazırlayıcı) İşlemler
Verginin idarece tarh edildiği işlem türlerinde (re’sen, ikmalen, verginin idarece tarhı gibi), beyana dayalı tarhiyatın aksine, matrah vergi dairesince saptanır. Matrahın idare tarafından saptanması, aslî işlem olan vergi tarhına hazırlayıcı işlem niteliği taşır. Vergi alınmasında aslî idarî işlem, yani kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem tarh işlemidir. Ancak kendisi hazırlayıcı nitelikteki matrah saptaması için de bir kısım ön işlemlere, ön inceleme ve çalışmaya gerek vardır
Yoklama: Vergi idaresinin yükümlüleri ve yükümlülükle ilgili maddî olayları, kayıtları ve konuları saptamaya yönelik araştırma işlemidir  Yoklamanın ne zaman yapılacağı ilgiliye bildirilmez; yoklama her zaman yapılabilir. Yoklama sonucu tutanak niteliğindeki yoklama fişine geçirilir; bu fiş ilgili kişiye imzalatılıp bir nüshası da ona verilir. Toplu yoklama için yasada ayrıca hüküm getirilmiştir .
İnceleme: Bu işlem, beyanların ve ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu sağlamak amacıyla yükümlünün defter kayıtları, belgeleri ve envanteri üzerinde yapılan derinlemesine bir araştırmadır. Vergi Usul Kanununa göre incelemeye tâbi olanlar, yasa ile öngörülen defter ve hesapları tutmak, evrak ve belgeleri muhafaza ve gerektiğinde ibraz etmek zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerdir. İnceleme zamanının önceden haber verilmesi zorunlu değildir; ancak yükümlünün hazırlık yapması gerekli ise haber verilir. Kanun, sonucu alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere tahakkuk zamanaşımı süresi içinde inceleme yapma olanağı tanımaktadır. İnceleme sonucunda gerektiğinde vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları tutanakla saptanır; varsa ilgililerin itirazları da bu tutanağa geçirilir. Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesine göre, inceleme elemanının raporunda belirtilen matrah farkı üzerinden, ayrıca takdir komisyonuna sevk etmeden, re’sen vergi tarh edilebilmektedir.
Arama: Bir ihbar ya da inceleme sonucu vergi kaçırdığı yolunda kuvvetli belirtiler bulunan kişinin ve olayla ilgili bulunan üçüncü kişilerin nezdinde ve üzerlerinde vergi kaybı ve vergi suçuna ilişkin delillerin toplanması için yapılan bir araştırmadır. Buna göre, arama için inceleme elemanının sulh yargıcından karar alması zorunludur (VUK.m.142/2).
Bilgi Toplama Vergi Usul Kanunu vergi dairesine, yükümlü ile ilgili araştırmalarını yürütürken yükümlüden, yükümlü ile herhangi bir işlem yapan üçüncü kişilerden, kamu idare ve müesseselerinden bilgi almak yetkisini tanımaktadır. Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler, mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecburdurlar. Bilgi vermekten çekinme hakkına sahip olanlar yasada ayrıca belirtilmiştir. Bilgi verme yükümünü yerine getirmeyenlere uygulanacak yaptırım olarak Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinde özel usulsüzlük cezası hükme bağlanmıştır.
Takdir Komisyonlarınca Matrah Saptanması: Takdir komisyonları yetkili makamlarca istenen matrah ve servet takdirlerini yapmakla görevli, vergi idaresi ve yükümlü kesiminin temsilcilerinden oluşan sürekli ya da geçici komisyonlardır. Komisyonların matrah saptama konusundaki görevleri iki ana noktada toplanır: Genel- objektif nitelikteki matrah saptamaları, bireysel-sübjektif nitelikteki matrah saptamaları.
3-Tebliğ: “Vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna yazı ile bildirilmesidir.Yükümlünün, adına salınan vergiden haberdar olması için tarh işleminin kendisine bildirilmesi gerekir. Tebliğ adı verilen bu uygulama işleminden sonra yükümlü ya borcu kabul edip öder ya da işleme karşı hukuki yollara başvurur. Tebliğ, vergi borcunun daha somutlaşması, iyice belirginleşmesi bakımından tahakkuk aşaması ile bir köprü kurduğundan vergilendirme sürecinde büyük önem taşır. Bunun gibi idari ve yargısal sürelerin işlemeye başlamasında da belirleyici unsur tebliğ tarihi olmaktadır
VUK ta düzenlenen şekliyle tebliğ usulleri üç kısımda toplanabilir:
-İlgilinin kabul etmesi koşuluyla tebligat vergi dairesinde yapılabilir (VUK. m.93/2).
-İkinci usul, tebligatın adreste yapılmasıdır.
-Yasada öngörülen son usul ilan yoluyla tebliğdir.
4-Tahakkuk: “Tarh ve tebliğ edilen bir verginin ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir” (m.22). Vergilendirme sürecinin önemli bir aşaması da tahakkuktur. Vergi borcunun ödenecek duruma gelmesini ifade eden bu aşama, vergilendirme sürecinde hukuk tekniği açısından ayrı bir idari işlem niteliği taşımamaktadır. Tahakkuk, tarh edilen verginin ödenecek aşamaya gelmesini ifade eden bir durumdur, bir saptamadır. Bu aşama ya belli dava süresinin geçirilmesi ile kendiliğinden yada yargı organının açılan davayı ret kararı üzerine gerçekleşir. Bu kendiliğinden gerçekleşme özelliği tahakkuku birer idari işlem olarak tarh ve tahsil işlemlerinden ayıran en önemli noktadır.
Beyana dayalı vergilendirmede tahakkukun tarh işlemiyle birlikte gerçekleşmesi de ona ayrı bir işlem niteliği kazandırmamaktadır. Beyan usulünün daha önce belirtilen özelliği gereği tarh işlemiyle birlikte vergi tahakkuk eder. Buna karşılık örneğin ikmalen ya da resen vergi tarhında idarenin inisiyatifiyle gerçekleştirdiği işlemlerden haberdar edilerek belli hukuki yolları kullanma olanağı yükümlüye tanınmakta; tahsil ertelenmekte, yani ayrı bir aşama olarak araya tahakkuk aşaması girmektedir.
Tahakkuk- Kesinleşme: Tarh edilen bir vergi borcu kendisine tebliğ edilen yükümlü ya bu borcu kabul edip öder ya da hakkında tesis edilen işlemin hukuka aykırı olduğu kanısında ise belli hukuki yollara başvurur. Birinci durumda, yani otuz günlük süreyi dava açmadan geçirerek vergi borcunu kabul etmiş olan yükümlü bakımından vergi tahakkuk eder; ayni zamanda artık hukuken süresinde kullanılabilecek herhangi bir olağan yargısal başvuru olanağı kalmamış olduğundan tahakkuk eden vergi kesinleşmiş de olur. Buna karşılık yükümlü haksız bir işleme muhatap olunduğu gerekçesiyle süresinde vergi davası açarsa tahakkuk, yani ödenecek duruma gelme, mahkeme kararına kadar ertelenir
 Ancak ihtirazi kayıtla verilen beyannameler için erteleme söz konusu değildir (İYUK.m.27/3). Vergi mahkemesi yükümlünün iddiasını kabul ederse vergi tahakkuk etmez; buna karşılık vergi mahkemesi davayı reddederse, vergi işleminin doğruluğu yolundaki belirtiler artık iyice kuvvetlendiğinden ve mahkeme kararı işlem lehine adeta bir karine oluşturduğundan vergi borcu tahakkuk eder, ödenmesi gerekli aşamaya gelir . Davası reddedilip borcu tahakkuk eden yükümlü bir yandan vergisini öder, öte yandan tarh işlemi ve mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu kanısını hala taşıyorsa üst yargı mercilerine başvurur. Kanun yollarına başvurma yürütmeyi durdurmaz. Meğerki üst yargı mercilerinde bu yolda bir karar verilmiş olsun. Görüldüğü gibi tahakkuk etmiş ve ödenmiş olan vergi henüz kanun yolları tüketilmediğinden, kesinleşmemiştir.
Sonuç olarak tüm olağan kanun yollarına başvuru olanaklarının tüketilmesi anlamına gelen kesinleşme ve tahakkuk kavramları farklıdır.
5-Tahsil: . “Verginin tahsili Kanuna uygun surette ödenme” şeklinde tanımlar (VUK.m.23). Somut, sübjektif bir vergilendirme işleminde vergiyi doğuran olay ile ortaya çıkan vergi ödevi ilişkisi verginin tahsili ile sona erer. tahsil işlemi ile yani ödeme ile o vergi borcu ortadan kalkmış olur. Tahakkuk aşamasının aksine, tahsil ayrı bir idari işlem niteliği taşır. Dolayısıyla tahsil aşamasında yapılan yanlışlıklar idari ve yargısal denetim konusu olabilir. Tarh ve tahsil işlemleri arasında temel işlem – sonuç işlem bağıntısı vardır
Tahakkuku tahsile bağlı vergiler:Damga Vergisi gibi bazı vergilerde tahakkuk tahsile bağlıdır. Verginin tahsili tahakkuku da içine alır.Tahakkuku tahsile bağı vergiler zamanında tahsil edilmediğinde İhbarname ile tarh ve tahakkuk ettirilir.


VERGİ ALACAĞININ KALKMASI

1-ÖDEME: Mükellefin vergi borcunu bağlı olduğu vergi dairesine ödemesidir. Vergi, kanunlarında gösterilen süreler içinde ödenir. Ödeme süresinin son günü verginin vadesitarihidir.
Ödeme bağlı olunan vergi dairesi dışındaki vergi dairelerine de hangi vergi dairesi hesabına yatırıldığının bildirilerek, yapılabilir.

Beyannamenin posta ile gönderilmesi halinde, beyan edilen vergi tahakkuk işleminin bitmesi beklenmeksizin vadesinde ödenir.
Beyanname verilme süresi ile ödeme süresi farklı olabilmektedir. Beyanname verme süresini uzatan nedenler aynı zamanda ödeme süresini de uzatmaktadır. (mücbir sebep                       

Verginin kanunlarda gösterilen ödeme süreleri:

            Gelir Vergisi Kanunu:  (2 taksit)   Mart – Temmuz
            Kurumlar Vergisi Kanunu: (1 taksit)   Nisan
            Motorlu Taşıtlar Vergisi: Ocak – Temmuz
            Muhtasar Beyanname : Ertesi ayın 26. günü
Katma Değer Vergisi: Ertesi ayın 26. günü
Veraset ve İntikal Vergisi: Tahakkuktan sonra 3 yıl içinde Mayıs ve Kasım aylarıdır.

Özel ödeme zamanları: **
                                                                            
1. -İkmalen, re`sen veya idarece tarh olunan vergiler taksit zamanlarından   evvel tahakkuk etmişse; taksit süreleri içinde ödenir.

- Taksit süreleri kısmen veya tamamen geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.
                
Örnek: Gelir vergisi mükellefine 2003 takvim yılına ilişkin olarak ikmalen tarhiyat 5.5.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir. Mükellef dava yoluna gitmediğinden 4.6.2004 tarihinde tarhiyat kesinleşmiştir. İkmalen tarhiyat 1.500.000.000 TL’dir. Verginin ödeme zamanları ne olacaktır.

            Çözüm: Gelir vergisi taksit süreleri; Mart – Temmuz’dur.

I.Taksit:   Normal ödeme tarihi geçmiş olduğundan tahakkuktan itibaren 1 ay   içinde, 4.7.2000’e kadar.
                  
II.Taksit:  Taksit zamanı geçmediğinden Temmuz sonunda ödenir.


2. – Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyeti sona erdiren hallerde, beyan üzerine tarh olunan vergiler, beyanname verme süreleri içinde denir.                                                                        

- Mükellefin, vadeleri bu süreden sonra gelen vergileri de aynı süre içinde alınır.
                                                                    
Örnek: Gelir Vergisi Kanununun 92 nci maddesinde, ölüm halinde beyannamenin 4 ay içinde verileceği belirtilmiştir. Bu durumda ödemenin de bu süre içinde yapılması gerekir.

- Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya benzeri haller dolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, re`sen veya idarece tarh olunan vergileri tahakkuk tarihinden başlayarak bir ay içinde ödenir.                                

Bir aylık bu süre Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca teminat gösterilmesi halinde, vergi kanunu ile belli taksit  zamanına kadar ve taksit zamanı geçmiş ise üç ay uzatılır.

Örnek:Gayri menkul sermaye iradı elde eden ve 06.10.2004 tarihinde ölen bir kişinin ölüm tarihine kadar olan geliri (1.1.2004-06.10.2004) için beyannamenin verilme süresi ve verginin ödeme vadesi ölüm tarihinden itibaren 4 ay yani 6.2.2005 tarihidir. Ancak mirasçılar teminat gösterirse ödeme yıllık gelir vergisinin taksit süreleri içinde( Mart,Temmuz) yapılabilecektir.

                    
3. Vergi mahkemesinde dava açma dolayısıyla tahsili durdurulan vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir.

4. Maliye Bakanlığınca belirlenen ödeme süreleri (VUK 111)

500 den fazla mükellefi olan vergi dairelerine para yatırmak bakımından mükelleflere, vadenin bitmesini takip eden tarihten başlayarak 15 gün içerisinde gün belli etmeye Maliye Bakanlığı yetkilidir.

5. Mücbir sebep hali ilan edilen il, ilçe ve yerlerdeki mükelleflerin vergi borçlarının ödeme süresi
Maliye Bakanlığı il ilçe ve bölgeler itibariyle, mücbir sebep ilan edilen yerlerdeki mükelleflerin bu kanun kapsamında olup ödeme süresi afet tarihinden sonraya rastlayan her türlü vergi ve cezalar ile gecikme faizlerinin ödeme suretlerini vadelerinin bitimi tarihinden itibaren azami bir yıl süreyle uzatmaya yetkili kılınmıştır.
Maliye bakanlığı bu yetkisini yerleşim yerleri (il, ilçe) itibariyle veya afetten zarar görme derecesine ya da vergi türlerine göre farklı süreler tespit ederek de kullanılabilecektir.

6. Uzlaşma halinde ödeme:Uzlaşma tutanağı kanuni ödeme süresinden önce ilgiliye tebliğ edilmişse kanuni ödeme zamanında, kanuni ödeme süresi kısmen veya tamamen geçtikten sonra tebliğ edilmişse tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir.

7.Pişmanlık halinde ödeme:VUK 371. Maddesine uygun olarak verilen beyannameler üzerinde tahakkuk eden vergiler ve pişmanlık zammının, haber verme tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenmesi gerekir. Ancak taksit süreleri henüz geçmemiş olan vergiler taksit süresinde ödenir.

Örnek:2003 yılında elde ettiği menkul sermaye iradına ilişkin gelir vergisi beyannamesini 10 Haziran 2004 tarihinde pişmanlık talepli veren bir mükellefe 6 milyar gelir vergisi tahakkuk ettirilmişse, bu mükellefin 25 Hazirana kadar süresi geçen 1. taksiti (3 milyar) ve buna isabet eden pişmanlık zammını ödemesi gerekir. İkinci taksit ise Temmuz ayında ödenecektir.

2. ZAMANAŞIMI:Zamanaşımı, süre geçmesi nedeniyle vergi alacağının kalkmasıdır.

Zamanaşımında hak (alacak) ortadan kalkmaz, fakat talep ve dava hakkı düşer. Zamanaşımını bundan yararlanacak olanın bir def’i olarak ileri sürmesi gerekir.

Hak düşürücü sürede bu sürenin geçip geçmediğini hakim kendiliğinden dikkate almaktadır. Ayrıca, hak düşürücü süre alacağı da ortadan kaldırmaktadır.

Ancak Vergi Usul Kanunu’nda yer alan zamanaşımında, mükellefin bu hususta bir müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. Bu yönüyle Vergi Usul Kanunu’ndaki zamanaşımı hak düşürücü süre niteliği taşımaktadır.

Zamanaşımı süreleri:                                                       

Vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içindetarh ve mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. (Buna tarh zamanaşımı denir.)

Yatırım indiriminde yatırımcının öngörülen özel şartları ihlal etmesi halinde, zamanaşımı bu şartların ihlal edildiği yılı takip eden yıl başından itibaren başlar.
                                                                          
Damga vergisine tabi olup vergi ve cezası zamanaşımına uğrayan evrakın hükmünden tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra faydalanılması halinde sözkonusu evraka ait vergi alacağı yeniden doğar. (VUK 114)

Tasfiye halinde zamanaşımı tasfiyeye giren kurumlarda, tasfiyenin son bulduğu tarihi izleyen yıldan başlamaktadır. (KVK 30)

Veraset ve İntikal vergisinde zaman aşımı ivazsız intikal veya miras yoluyla edinilen malları,

-Beyanname ile beyan edildiği durumlarda beyanname verildiği,
-Beyannamede gösterilmeyen malların bulunması veya beyanname verilmeyen hallerde, intikal eden malların idarece tespit edildiği,
-Terekenin tahriri,defter tutma veya resmi tasfiye hallerinde bu işlemlerin tamamlandığı (mükellefiyetin doğduğu)
tarihi takip eden  yılın başından başlamaktadır.(VİVK 20)

            Emlak Vergisinde bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında zaman aşımı, bu bina ve arazinin beyan edilmediğinin idarece öğrenildiği tarihi takip eden yılın başından itibaren başlar. (EVK 40)

            Yıllara sari inşaat ve onarım işlerinde vergi alacağı işin bittiği yılın geliri olarak doğduğundan zaman aşımı da bu işe ilişkin gelirin beyan edildiği yılda başlayacaktır.

            İthalde alının vergilerde zaman aşımı, Gümrük kanununa göre, gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren 3 yıldır.

            İade edilecek gelir vergisinde, beyannamede mahsup imkanı olmayan verginin mükellefe bildirilmesi ve mükellefin kendisine tebliğ edilen verginin, bir yıl içinde müracaat ederek iadesini istemesi gerekir. Buradaki bir yıllık süre mükellef açısından hak düşürücü süre niteliğindedir.(GVK 121)

*Vergi dairesince matrah takdiri için takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran zamanaşımı komisyon kararının vergi dairesine verilmesini takip eden günden itibaren işlemeye devam eder.
Tahakkuk zamanaşımını durduran başka bir neden de mücbir sebeplerdir Vergi Usul Kanunu mücbir sebeplerin meydana gelmesi halinde sürelerin, bu sebeplerin kalkmasına kadar işlemeyeceğini, tarh zamanaşımının da işlemeyen süreler kadar uzayacağını öngörmektedir.

Burada zamanaşımı süresi durmakta, ancak, özel hukukta olduğu gibi kesilmemektedir. Zira takdir komisyonunda geçen süre kadar zaman aşımı süresi uzamakta fakat kesilmede olduğu gibi yeniden başlamamaktadır.

Örnek:  1999 yılı gelirine ilişkin olarak 20.12.2004 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilen bir mükellef dosyası komisyonda 30.06.2005 tarihinde karara bağlanmış ve karar aynı gün vergi dairesine intikal etmişse tarh zaman aşımı süresi 11.07.2005 tarihi mesai saati sonunda bitecektir.

Oysa zaman aşımının kesilmesinde zaman aşımını kesen sebebin ortadan kalkmasından itibaren 5 yıl yeniden başlamakta ve önceden geçen süreler dikkate alınmamaktadır.           

3. TERKİN: Bazı koşulların varlığı halinde vergi alacağını bütün hukukî sonuçları ile birlikte ortadan kaldıran bir idari işlemdir.
Terkin Nedenleri
Vergi hataları dolayısıyla yapılan terkinler, Yükümlü aleyhine doğmuş olan vergi hatalarının düzeltilmesi halinde vergi henüz tahakkuk etmemişse hatalı işlem düzeltilir; tahakkuk etmiş vergiler ise terkin edilir. Vergi ayni zamanda tahsil edilmiş ise terkin edilen vergi, yükümlüye red ve iade edilir.
Yargı organlarının kararına dayanan terkinler Vergi yargı organlarının kararları uyarınca da tarh olunmuş veya tahakkuk etmiş vergiler terkin olunur. Bu yolla verginin terkin edilebilmesi için yargı organının verdiği kararın kesin nitelikte olması yahut süresi içinde üst mercie başvurulmadığı için kararın kesinleşmiş bulunması veya süresi içinde üst yargı organına başvurulmuş ise vergi mahkemesi kararının onaylanmış bulunması gerekir.
Vergi Usul Kanununun öngördüğü terkin nedenleri
Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su basması, kuraklık, don, muzır hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzer afetler yüzünden:           
  
 a. Varlıklarının en az üçte birini kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili bulunan vergi borçları ve vergi cezaları;  

 b. Mahsullerinin en az üçte birini kaybeden mükelleflerin, afete maruz arazi için zararın tahakkuk ettiği hasat zamanına isabet eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen Arazi Vergisi borçları ve vergi cezaları; Maliye Bakanlığınca kısmen veya tamamen terkin edilir.

Tabii afetlerde, afetin meydana geldiği tarihten önce tahakkuk edip ödenmemiş borçları terkin edilir..
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun öngördüğü terkin nedenleri
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda da (m.105) doğal afetler nedeniyle yapılacak terkine ilişkin bir hüküm bulunmaktadır. Terkin yetkisi Maliye Bakanlığına değil, Bakanlar Kuruluna verilmiştir. Yine aynı Kanuna göre, yapılan takip sonunda tahsili imkânsız veya tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan 8 YTL (dahil) kadar kamu alacakları kamu idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar tarafından terkin edilir

4.TAHAKKUKTAN VAZGEÇME: İkmalen, re`sen veya idarece tarh edilen vergi ve bunlara ilişkin cezaların toplam miktarı(13 YTL’yi) aşmaması ve tahakkukları için yapılacak giderleri karşılayamayacak kadar küçük olması halinde, Bakanlıkça bu vergilerin tahakkukundan vazgeçilebilir.

5. VERGİ HATALARINI DÜZELTME

Vergi Hatası:

Vergi Usul Kanununda vergi hatası, “vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.” şeklinde tanımlanmıştır. Buna göre vergi hatası hesap hataları ve vergilendirme hataları olarak iki ana grupta toplanmıştır.



a- Hesap Hataları:

1. Matrah hataları : Vergilendirme ile ilgili beyanname, tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.

2. Vergi miktarında hatalar : Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş olmasıdır.

3. Verginin mükerrer olması : Aynı vergi kanununun uygulanmasında belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla vergi istenmesi veya alınmasıdır.(tevkif suretiyle alınan verginin mahsup edilememesi örnek olarak gösterilebilir)

            b- Vergilendirme Hataları:

1. Mükellefin şahsında hata : Bir verginin asıl borçlusu yerine başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır. (Örn: Mükellefin ödediği borcunun, ayni isimli başka bir şahsın hesabına geçirilmesi)

2. Mükellefiyette hata : Açık olarak vergiye tabi olmayan veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya alınmasıdır.(Örn:yabancı ülkelerin Türkiyede’ki elçileri GVK 15’e göre gelir vergisinden muaftır. Bu hükme rağmen gelir vergisi tahakkuk ettirilmesi mükellefiyette hataya girer)

3. Mevzuda hata : Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır. (Örn:Döviz teslimleri KDV’den istisna edilmiştir. Bu hükme rağmen döviz satışı dolayısıyla KDV istenmesi verginin konusunda hataya girer.)
           
4. Vergilendirme veya muafiyet döneminde hata : Aranan verginin ilgili bulunduğu vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya fazla hesaplanmış olmasıdır.(2002 Nisan dönemi KDV beyannamesini vermeyen bir mükellef adına takdir edilen KDV döneminin 2001 Nisan olarak gösterilmesi dönemde hata oluşturur.)

Hataların Meydana Çıkarılması :Vergi hataları şu yollarla meydana çıkarılabilir:
1. İlgili memurun hatayı bulması veya görmesi ile;
2. Üst memurların yaptıkları incelemeler neticesinde hatanın görülmesi ile;
3. Hatanın teftiş sırasında meydana çıkarılması ile;
4. Hatanın vergi incelenmesi sırasında meydana çıkarılması ile;
5. Mükellefin müracaatı ile.
Düzeltme Yetkisi ve Reddiyat :Vergi hatalarının düzeltilmesine, ilgili vergi dairesi müdürü karar verir.
Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve müracaat süresi zikredilmek suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ tarihinden başlıyarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat etmediği takdirde hakkı sakıt olur.
Re’sen Düzeltme :İdarece tereddüt edilmeyen açık ve mutlak vergi hataları re’sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları mahfuzdur.
Düzeltme Talebi :Mükellefler, vergi muamelelerindeki hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler. Bunların posta ile taahhütlü olarak gönderilmesi caizdir.
Düzeltme Talebinin İncelenmesi :Vergi dairesinin ilgili servisi düzeltme talebini kendi mütalaasını da ilave ederek, düzeltme merciine gönderir.
Düzeltme mercii talebi yerinde gördüğü takdirde, düzeltmenin yapılmasını emreder; yerinde görmediği takdirde, keyfiyet düzeltmeyi isteyene yazı ile tebliğ olunur.
Şikayet Yolu İle Müracaat :Vergi mahkemesinde dava açma süresi geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler.
Bu madde gereğince il özel idare vergileri hakkında valiliğe ve belediye vergileri hakkında belediye başkanlığına müracaat edilir.
Düzeltmenin Şümulü : Vergi mahkemesi, bölge idare mahkemesi ve Danıştaydan geçmiş olan muamelelerde vergi hataları bulunduğu takdirde, bu hatalar, yargı kararları kesinleşmiş olsa bile, evvelki maddelerde yazılı usul dairesinde düzeltilebilir. şu kadar ki; düzeltmenin yapılabilmesi için hatalar hakkında anılan yargı mercileri tarafından bir karar verilmemiş olması şarttır.
Düzeltmede Zamanaşımı :114’üncü maddede yazılı zamanaşımı süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. şu kadar ki, düzeltme zamanaşımı süresi:
a) Zamanaşımı süresinin son yılı içinde tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı;
b) İlan yolu ile tebliğ edilip vergi mahkemesinde dava konusu yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme emrinin tebliğ edildiği;
c) İhbarname ve ödeme emri ilan yoluyla tebliğ edilen vergilerde 6183 sayılı Kanuna göre hacizin yapıldığı;
Tarihten başlayarak bir yıldan aşağı olamaz

Katma değer vergisinde hataların düzeltilmesi

Vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı veya KDV’yi fatura ve benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde, düzenlediği bu tür vesikalarda KDV gösterenler, bu vergiyi ödemekle mükelleftirler. Bu husus kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir.Bu gibi sebeplerden fazla ödenen vergiler, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre ilgililere iade edilir. (KDV 8/2 )    

Örnek: %1 oranında vergiye tabi olması gereken 150 m2’den küçük konut satan mükellef (A)’nın bu satışa ilişkin düzenlediği faturada vergi oranını %10 yazması halinde alıcının durumuna göre düzeltme farklı olacaktır.

-          Alıcının da KDV mükellefiyetinin olması halinde, (A) bu vergiyi beyan edip öderken indirim hakkı bulunan alıcı da bu vergiyi kendi hasılat KDV’sinden indirmek suretiyle düzeltir. Defter, belge ve beyannamelerde  herhangi bir düzeltme yapılmaz. İndirim konusu yapılamayan vergiyi  91 Seri No.lu KDVG Tebliğinde belirtilen usul ve esaslarda iade konusu yapabilir.

-          Alıcının indirim hakkı bulunmayan, banka veya nihai tüketici olması halinde, (A) bu vergiyi beyan edip öder fakat hatanın ortaya çıkmasından sonra alıcı ile birlikte vergi dairesine düzeltme talebinde bulunur. Hatanın beyan süresinden önce ortaya çıkarılması halinde faturanın iade edilerek yeni bir fatura düzenlenerek de hata düzeltilebilir. 23 Seri No.lu KDVG Tebliğinde belirtilen usule göre iade edilir.

-          Müzayede mahallinde yapılan satışlarda, ihalenin iptal edilmesi halinde, alıcının indirim hakkının bulunup bulunmadığına bağlı olmaksızın 15 ve 82 No.lu KDVG Tebliğlerinde belirtildiği üzere vergi alıcıya iade edilir.
Vergi Borcunu Sona Erdiren Diğer Nedenler
Uzlaşma, Resen, ikmalen ve idarece tarh edilen vergilerde idare ile yükümlüler karşı karşıya gelerek anlaşabilirler Uzlaşma gerçekleştiği takdirde idarenin vazgeçtiği miktardaki vergi borcu ve vergi borcu aslına bağlı olarak vergi cezası belli miktar itibariyle sona ermiş olur. Uzlaşma talebinin vergi mahkemesinde dava açma süresi içinde yapılması gerektiğinden , uzlaşma sonucunda , henüz tahakkuk etmemiş, yani tarh edilmekle birlikte ödenmesi gerekli duruma gelmemiş borç son bulur.
Yargı Kararları, Yükümlüler tarh edilen vergi ve cezalara karşı süresi içinde vergi yargısı organlarına başvurabilirler. Yargı organlarının kararı vergi borcunun ve cezasının kısmen ya da tamamen kaldırılması yönünde olduğu takdirde yapılan idari işlem geri alınacağından vergi veya ceza o oranda sona erer.

CEZALARIN ÖDENMESİ VE KALKMASI

1- Vergi cezalarının Ödenmesi :

            1. Cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açılmamışsa dava açma süresinin bittiği tarihten;
           
2. Cezaya karşı dava açılmışsa; vergi mahkemesi kararı üzerine vergi dairesince düzenlenecek ihbarnamenin ilgiliye tebliğ tarihinden; başlayarak bir ay içinde ödenir.
           
2- Yanılma:
           
Aşağıda yazılı hallerde vergi cezası kesilmez :

            1. Yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları ;

            2. Bir hükmün uygulanma tarzı hususunda yetkili makamların görüş ve kanaatini değiştirmiş veya bu hükme ait bir içtihadın değişmiş olması.

3- Pişmanlık ve ıslah:

            Beyana dayanan vergilerde vergi ziyaı  cezasını gerektiren (360 ıncı maddede yazılı iştirak şeklinde yapılanlar dahil) kanuna aykırı hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren mükelleflere aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.

            1. Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından herhangi resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.)

            2. Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde herhangi bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal ettirildiği günden evvel (kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması;

            3. Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği tarihten başlayarak 15 gün içinde tevdi olunması;

            4. Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi ;

            5. Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin ödemenin geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde ödenmesi.
           
Bu madde hükmü Emlak Vergisinde uygulanmaz.
           
4- Ölüm:Ölüm halinde vergi cezası düşer.

5- Mücbir sebepler: Vergi Usul Kanununun 13. maddesinde yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin vukua geldiği malum ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezası kesilmez.

6- Ceza kesmede zamanaşımı:Aşağıda yazılı süreler geçtikten sonra vergi cezası kesilmez.

1. Vergi ziyaı cezasında, cezanın bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın birinci gününden; Özel usulsüzlük ve Bilgi vermekten çekinenler ile 256,257 ve mükerrer 257 nci madde hükmüne uymayanlar için kesilecek usulsüzlük cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarak beş yıl,
           
2Usulsüzlükte, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarakiki yıl;
İçinde zamanaşımına uğrar.

Vergi ziyaı cezası ile usulsüzlüğün birleşmesi halinde kesilecek ceza, vergi ziyaı  cezası için belli edilen zamanaşımı süresi içinde kesilir.
           
Bu süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğ edilmekle zamanaşımı kesilmiş olur.       

7-.Af, Devletin tek taraflı olarak alacağından vazgeçmesi demek olan af vergi cezalarının sona erme nedenlerindendir. Tarh edilmiş vergilerin belli süreler içinde ödenmesi kaydıyla bunlara ilişkin cezaların veya gecikme zamlarının affedileceği öngörülür. Af esas itibariyle vergi cezalarını sona erdiren bir neden olmakla birlikte bazen cezanın yanında vergi aslının bir kısmı da affedilmektedir

VERGİ KANUNLARIMIZA GÖRE SORUMLULUK HALLERİ

Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olarak tanımlanmaktadır.

Kanuni Temsilcilerin Ödevleri(VUK-10) Küçük ve kısıtlılarla tüzel kişilerin mükellef olması halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilciler tarafından yerine getirilir. Cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan topluluklar mükellef olduğunda bunlara ait ödevler idare edenler veya varsa temsilcileri tarafından yerine getirilir.

1. Küçük ve Kısıtlıların Temsilinde Sorumluluk

a)      Vergi Aslında Sorumluluk:

Küçük ve kısıtlılara ait ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesi dolayısı ile alınamayan vergiler küçük ve kısıtlının mal varlığından alınamadığı takdirde, kast ve ihmale bakılmaksızın kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.

Kanuni temsilcilerin asıl mükellefe rücu hakkı vardır.

b)      Vergi Aslına Bağlı Alacaklarda Sorumluluk:

Küçük ve kısıtlılara ait ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı kesilen vergi aslına bağlı alacaklar (Gecikme faizi ve gecikme zammı ) küçük ve kısıtlının mal varlığından alınamadığı takdirde, kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.

Kanuni temsilcilerin asıl mükellefe rücu hakkı vardır.

      c) Vergi Cezasında Sorumluluk

      Küçük ve kısıtlılara ilişkin vergileme ile ilgili ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı kesilecek vergi cezası her hal ve takdirde kanuni temsilciden alınır ve kanuni temsilcinin ödediği cezaları mükellefe rücu hakkı yoktur.

      d) Diğer Cezalar:
           
            Hapis cezaları da kanuni temsilciler adına hükmolunur.

2. Tüzel Kişilerin Temsilinde Sorumluluk:

      Vergi Aslı Vergi Aslına Bağlı Alacaklar ve Vergi Cezasında:

      Tüzel kişiliğe ilişkin vergileme ile ilgili ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı salınan vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve kesilen vergi cezaları tüzel kişiliğin mal varlığından alınamadığı takdirde, kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.

      Kanuni temsilcinin cezalar dışındakileri tüzel kişiliğe rücu hakkı vardır.

Vergi Ödevlerinin Yerine Getirilmediğinin Kanuni Temsilcinin Değişmesinden Sonra Ortaya Çıkarılması

Bu tür durumlarda, vergi ödevlerinin ilişkin olduğu dönemdeki kanuni temsilci muhatap olacaktır.

3.Vergi kesenlerin sorumluluğu(VUK-11)
                                              
Yaptıkları veya yapacakları ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten sorumludurlar.                 Bu sorumluluk, bunların ödedikleri vergilerden dolayı asıl mükelleflere rücu etmek hakkını kaldırmaz. 
Yaptıkları  ödemelerden vergi kesmeye mecbur olanlar şunlardır.

i. Gelir Vergisinde:GVK 94 üncü maddesinde belirtilen kuruluş ve mükellefler, ayni maddede yazılı nev’iden olan ödemelerinden vergi keserek ilgili vergi dairelerine yatırırlar.

ii. Kurumlar Vergisinde: KVK 24 üncü maddesinde yer alan kazanç unsurlarını dar mükellefiyete tabi kurumlara sağlayanlar, bunlardan vergi kesip, ilgili vergi dairesine yatırmak zorundadırlar.

iii. Veraset ve İntikal Vergisinde: VİV 17 nci maddesine göre, belli kuruluşlar istikak sahibi mirasçılara yaptıkları ödemelerden veraset ve intikal vergisine mahsuben vergi keserler.

iiii.Damga Vergisinde:  DVK 19 uncu maddesinde sayılan kuruluşlar, aynı maddede belirtilen mahiyetteki kağıtlara ait vergileri, ilgilinin istihkakının ödenmesi sırasında keserler, Bazı hallerde Maliye Bakanlığı bu hususu mecburi tutabilir.

 Yukarıda belirtilen sorumlular vergiyi kesip ilgili vergi dairesine ödemedikleri takdirde, vergi kendilerinden, ikmalen veya re’sen tarh edilmek suretiyle alınır. Sorumlular vergi aslı bakımından asıl mükellefe rücu edebilirler. Ancak ödedikleri cezayı mükelleften isteyemezler.

4. Mirasçıların Sorumluluğu: Mükellefin ölmesi durumunda mükellefin vergi ile ilgili yapması gereken işlemler, mirası reddetmemiş olan kanuni ve atanmış mirasçıları tarafından yerine getirilir. Ancak, mirasçılardan herbiri ölen kişinin vergi borçlarından dolayı miras payları oranında  sorumlu tutulurlar.                                

            Mirasçıların sorumluluğu vergi aslı ve usule ilişkin mükellefiyetlerle ilgilidir. Vergi Usul Kanununun 372 nci maddesine göre mirasçılara cezai sorumluluk söz konusu değildir.

            Medeni Kanuna göre mirasçılar ölenin borçlarından müteselsilen sorumlu oldukları halde vergi hukukuna göre mirasçılar ölenin vergi borcundan miras hisseleri nispetinde sorumlu tutulurlar.

            5. Motorlu taşıtlar Vergisinde Sorumluluk: Motorlu taşıt vergisinin ödendiğini gösterir belge aramadan motorlu taşıtların her türlü satış veya devir işlemini yapan noterler, memurlar ödenmeyen ya da noksan ödenen vergilerden yükümlülerle birlikte müteselsilen sorumludurlar 

5. Müteselsil sorumluluk; Mal alım ve satımı ve hizmet ifası dolayısıyla   vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak zorunda olanların, bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde verginin ödenmesinden, alım satıma, taraf olanlar, hizmetten yararlananlar ve aralarında doğrudan veya hısımlık nedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetimine katılmak veya menfaat sağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu tespit edilenler müteselsilen sorumludurlar.

-Vergiye tabi işlemler nedeniyle yüklenilen ve indirim veya iade konusu yapılan KDV’nin, ilgili mükellef tarafından beyan edilerek ödenmemiş olduğunun yapılan incelemelerle tespit edilmesi halinde, ziyaa uğratılan KDV yönünden, mükellefle birlikte, işleme taraf olanlar ile aralarında zımmen dahi olsa irtibat olduğu tespit olunanlar müteselsilen sorumludurlar.                                                                  

-Müteselsilen sorumluluk mal üreten çiftçiler ile nihai tüketiciler için söz konusu değildir.

6. Zirai Ürün Alış Bedeli Üzerinden Yapılacak Vergi Kesintisi

-Destekleme alımı yapan ile zirai ürün işleyen veya alım satımda bulunan kamu kurum ve kuruluşları satın aldıkları tarımsal ürünlerin alış bedeli üzerinden tevkifat yapacaklardır.

-Ticaret borsalarında tescil ettirilerek satın alınan zırai ürün bedellerinde stopaj, ürün çiftçiden satın alındığında yapılır. Çiftçiden alınan ürünlerin vergi kesintisinden borsalar, yöneticileri ve ürünü satın alanlar( ihracatçılar dahil) müteselsilen sorumludur. Bu ürünlerin Çiftçiden satın alındığı önceki aşamada ödenmesi gereken vergi kesintisi ödenmemiş ise tescili yapan borsalar, yöneticileri ve zirai ürünü borsaya getirenler müteselsilen sorumludur. Çiftçi dışındaki kişilerden zirai ürün alanlar

Müteselsil sorumluluğun tespiti ve buna göre işlem yapılabilmesi için, vergi inceleme raporu düzenlenmesi şarttır.

            7. Karnesiz Hizmet Erbabı Çalıştıranların Sorumluluğu

VUK 251 inci maddesinde,kazançları basit usulde tespit edilen ticaret ve serbest meslek erbabı ile götürü gider usulünü kabul eden GMSİ mükellefleri, yanlarında çalıştırdıkları hizmet erbabının vergilerini zamanında ödemelerini temin etmek bakımından, vergi dairesine karşı tutulmuşlardır. İşveren vergi aslı bakımından diğer ücretliye rucu edebilir, ancak , cezayı kendisi ödeyecektir.
8. Türkiye’de Bulunmayan Mükelleflerin Temsilinde Ve Tüzel Kişilerin Tasfiyesinde Durum
Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin Türkiye’deki temsilcileri hakkında VUK’nun 10. maddesi aynen uygulanır. Kanuni temsilcinin kasıt ve ihmali yüzünden, vergi aslı, mükelleften alınamıyor ise, temsilcinin varlığından alınır.

Türkiye’de bulunmayan mükellefin gerçek kişi olması durumunda, vergi cezası yönünden kanuni temsilcinin durumunun ne olduğu konusunda yasada bir hüküm yoktur. Ancak VUK’nun 332. maddesiyle bir kıyas yoluna gidilerek. vergi kanunlarına aykırı hareketlerden doğacak cezanın muhatabı kanuni temsilci olarak alınabilir.

VUK’nun 10. maddesinin son fıkrasına göre de, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmaz. Burada sözkonusu olan kanuni temsilci, tasfiye memuru değil, vergi ve cezanın ait olduğu dönemdeki kanuni temsilcidir. Kanuni temsilcinin mal varlığına gidebilmek için tüzel kişinin mal varlığının yeterli olmaması gerekir.
           
İKMALEN, RE`SEN VE İDARECE TARH

İkmalen vergi tarhı (VUK 29):                                                       

Vergi tarh edildikten sonra, bu vergiye müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah farkıüzerinden salınacak verginin tarh edilmesidir.  

Beyanname idare ile mükellef arasında hukuki bir durum oluşturur. Beyanda zarar dahi gösterilse hukuki durumun oluşması nedeniyle ikmalen tarhiyat yapılır.

Bir gelirle ilgili matrah farkının tespit edildiği durumlarda;

a)      Başka bir gelir unsuru dolayısı ile beyanda bulunulmuş olunması halinde ikmalen tarhiyat,
b)      Hiçbir beyanda bulunulmayan hallerde re’sen tarhiyat yapılır.

İki unsuru vardır.
-daha önce bir verginin tarhedilmiş olması,
-ilave vergi salınmasını gerektiren matrah veya matrah farkının defter, kayıt ve belgelere dayanılarak tespit edilmiş olması gerekir.

Daha önce yapılmış bir tarhiyat yoksa,matrah, defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere göre tespit edilmiş olsa dahi ikmalen tarhiyat mümkün değildir. Tarhiyatın re’sen yapılması gerekir.
Beyannamede zarar gösterilmesi veya beyan edilen matraha indirimler dolayısıyla vergi isabet etmemesi, ikmalen tarhiyata engel değildir.

1-Defter, kayıt ve belgelerden tespit
Gelir vergisinde, bir satış faturasının deftere kaydedilmediğinin tespiti, mal satışının emtea hesabının borcuna yazılması, emtea hesabının toplamının yanlış yapılması, yıl sonunda mevcut emteanın stokta gösterilmemesi, mükerrer kayıt,geçmiş yıl zararlarının fazla olarak mahsup edilmesi, amortismanın kanuni nispetten fazla ayrılması gibi hallerde ikmalen tarhiyat yapılır.

2-Çift defter kayıtları
İkmalen tarhiyatta, mtarah farkıtespitinin dayanağı olarak zikredilen defter kayıt ve belgeler kanuni defter ve belgelerle sınırlıdır. Çift defter tutulan hallerde, kanuni defterlerin ve buna dayanan beyanın sıhhat ve geçerliliğinden söz edilemeyeceğinden re’sen tarhiyat yapılır.

3- Vergi kanunları dışında, özel kanunlara göre tutulan defter kayıtları
Kliniklerde tutulan özel klinik defteri, otellerdeki polis defteri,hekimlerin tuttuğu protokol defteri gibi defterlerden tespit edilecek matrah farkı yasal defterlerin (VUK’na göre tutulan) sıhhatini bozacak nitelikte değilse ikmalen tarhiyat, Ancak, yasal defterlere göre önemli bir farklılık oluşması halinde re’sen tarhiyat yapılmalıdır.

            Kanuni ölçü kavramı
            Matrahın tespiti ile ilgili olarak vergi kanunları ile tespit edilmiş olan ölçü ve esasları ifade eder.

-VUK’nun değerleme kitabında yer alan değerleme ölçüleri(gerek değişik ölçü kullanılması, gerek se ayni ölçünün farklı şekilde tespiti dolayısıyla, ön tarhiyata göre tahakkuk edene ilave olarak hesaplanacak vergi ikmalen tarh edilir.)

-VUK’nun 267 maddesine göre emsal bedelinin takdir komisyonunca belirlendiği durumlar. (emsal bedelin yanlış hesaplanmasından doğan matrah farkları ile ilgili tarhiyat ikmalen yapılır.)

-Gelir vergisinde emsal kira bedeli uygulamasında tarhiyat ikmalen yapılır.


Re`sen vergi tarhı:
                                                     
Vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunmasıdır.

Aşağıdaki hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin mümkün olmadığı kabul edilir.
                                                                        
1.Vergi beyannamesi kanuni süresi geçtiği halde verilmemişse,  
                                                         
2.Vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde verilmekle beraber beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgiler gösterilmemiş bulunursa, (Pişmanlık talebiyle verilen beyannamelerde, zarar gösterilmesi veya indirim ve istisnalar dolayısıyla matraha vergi isabet etmemesi re’sen tarhiyat nedenidir.)
             
3. Bu kanuna göre tutulması mecburi olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara her hangi bir sebepleibraz edilmezse,  (Tutulması veya tasdiki zorunlu defterlerden sadece birinin tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olması veya incelemeye ibraz edilmemesi re’sen takdir için yeterlidir. Defterlerin tasdik süreleri ise VUK 221’de belirtilmiştir. Bu süreler geçtikten sonra bir ay içinde defterler tasdik ettirilmezse VUK 352/1-8 uyarınca hiç tasdik ettirilmemiş sayılır.)
  
4. Defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle ihticaca salih bulunmazsa. (Defterlerin kısmen tutulmamış olması halinde defter ve belgelerin ihticaca salih olmadığı kabul edilir.)
                           
5. Tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunursa.

6. Bu Kanuna ve 3568 sayılı göre yetki almış meslek mensuplarına imzalattırma mecburiyeti getirilen beyanname ve ekleri imzalattırılmazsa veya tasdik kapsamına alınan konularda yeminli mali müşavir tasdik raporu zamanında ibraz edilmezse,

Re`sen tarhta mahsup: Re`sen takdir edilen matrah, mükellef tarafından bildirilen matrahtan fazla değilse, re`sen vergi tarh edilmez; fazla ise sadece aradaki fark üzerinden vergi tarh edilir.                      

Verginin idarece tarhı:                                                    

İkmalen ve re’sen tarhiyatlar dışında kalan hallerde, mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh edilmesidir.                                  

Bu takdirde vergi, “yoklama fişine” istinaden tarh olunur.                                                        

Bu şekilde tarh olunan vergilerle cezalarına ilişkin ihbarnameler bir taraftan, mükellefin adresine posta ile yollanır; diğer taraftan tarh edilen verginin ve kesilen cezanın miktar ve cinsini gösterir bir ilan vergi dairesine asılır.İlanın asılması durumu ve tarihi tutanakla tespit olunur.   
           
Verginin tahakkuku ve cezanın kesinleşmesi için geçmesi gereken vergi mahkemesinde dava açma süresi; mükellefin bilinen adresinde tebligat yapıldığı hallerde tebliğ tarihinden, aksi halde tutanakla tespit olunan ilan tarihinden başlar.                                             

Örnek;
- Diğer ücretlerde mükellef zamanında vergi dairesine başvurmazsa, vergi idarece tarh olunur.- Basit usulde vergilendirilen ticaret ve serbest meslek erbabı ile götürü gider usulünü seçmiş gayrimenkul sermaye iradı sahibi, çalıştırdıkları kişilerin karne almalarını ve vergi ödemelerini sağlamaya mecburdur.Buna riayet edilmezse bununla ilgili vergi ve cezalar çalıştırandan alınır. İşte çalıştıranlardan alınacak bu vergi idarece tarh olunur.

            Emlak vergisinde beyan esası kaldırılmasından sonra bu vergiye ilişkin olarak bildirimde bulunulmadığının tespiti halinde idarece tarhiyat yapılır.

İhbarname esası: İkmalen ve re`sen tarh edilen vergiler "İhbarname" ile tebliğ olunur. Nev`i ve doğuşu ayrı olan vergiler için ayrı ihbarname kullanılır.


İKTİSADİ KIYMET DEĞERLERİ**

Değerleme: Vergi matrahının hesaplanması amacıyla iktisadi kıymetlerin değerinin tespit edilmesidir.
                                             
            Değerlemede, iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamanlardaki kıymetleri bulunur.                   

Değerlemede, iktisadi kıymetlerden her biri tek başına değerlemeye tabi tutulur. Aynı cinsten sayılan mallar ile düşük kıymetli eşyalar toplu olarak değerlemeye tabi tutulabilir.
                                           
Değerleme ölçüleri: Değerleme, iktisadi kıymetin niteliğine göre, aşağıdaki ölçülerden biri ile yapılır.

1- MALİYET BEDELİ: Maliyet bedeli, iktisadi bir kıymetin elde edilmesi veya değerinin artırılması amacıyla yapılan ödemelerle, bunlara ilişkin harcamaların toplamını ifade eder.

Maliyet Bedeli ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
                       
a- Gayrimenkuller: İktisadi işletmelere dahil aşağıda yazılı kıymetler de gayri menkuller gibi değerlenir:   
    1. Gayri menkullerin mütemmim cüzleri ve teferruatı;                       
    2. Tesisat ve makinalar;                                                   
    3. Gemiler ve diğer taşıtlar;                                              
    4. Gayri maddi haklar.                                                       

Gayri menkullerde maliyet bedeline giren giderler:                          
  
    1. Satın alma bedeli,                                                
    2. Makine ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj giderleri;      
    3. Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden oluşan giderler.                                                       

Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergilerini maliyet bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler serbesttirler.

Gayri menkullerde maliyet bedelinin artması: Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında, gayri menkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulun maliyet bedeline eklenir.
                                                                       
b-Özel maliyet bedeli: Gayri menkuller kira ile tutulmuş ise, kiracı tarafından, gayri menkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak maksadı ile yapılan giderler özel maliyet bedeli olarak  değerlenir.

c-Demirbaş eşya: Bunların maliyet bedeline giren giderler, satın alma bedelinden başka komisyon ve nakliye giderleri gibi özel giderlerdir.                           

d- Emtia: Satın alınan veya imal edilen emtiadan oluşur. Mükellefler, satın aldıkları veya imal ettikleri emtianın maliyet bedelini, son giren ilk çıkar (LİFO) yöntemini uygulamak suretiyle de tespit edebilirler. Bu yöntemi seçenler, en az 5 yıl süre ile bu yöntemden vazgeçemezler.

İmal edilen emtiada maliyet bedeline giren unsurlar.                                          
 1.Mamulün üretiminde kullanılan ham maddelerin bedeli,                                                                     
 2.  Mamule isabet eden işçilik,                                            
 3.  Genel imal giderlerinden mamule düşen hisse;                           
 4. Genel idare giderlerinden mamule düşen hisse, (Bu hissenin mamulün maliyetine katılması ihtiyaridir.)                                                 
 5.  Ambalajlı olarak piyasaya arz edilmesi zaruri olan mamullerde ambalaj   malzemesinin bedeli.                                                            
     
e- Zirai mahsuller ve hayvanlar: İmal edilen emtiadaki unsurlar maliyet bedeline girer.

2-BORSA RAYİCİ: Borsa rayici, menkul kıymetler borsası, kambiyo borsası, ve ticaret borsalarına kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerleme gününden önceki son muamele gününde borsadaki muamelelerinin ortalama değerlerini ifade eder. Normal hareketler dışında fiyatlarda bariz kararsızlıklar görülen hallerde, son muamele günü yerine değerlemeye son 30 gün içindeki ortalama rayiç esas alınır.

Borsa Rayici ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:

a.Menkul kıymetler borsasına kayıtlı iktisadi kıymetler:*
  Hisse senetleri ile fon portföyünün en az % 51`i Türkiye`de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet borsa rayici ile değerlenir.( İMKB’de işlem gören devlet tahvili ve hazine bonoları)

Borsa rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır.( Borsada işlem görmeyen; finansman bonoları, banka bonoları, banka garantili bonolar, varlığa dayalı menkul kıymetler, İpotekli borç senetleri, konut sertifikaları, gayrimenkul sertifikaları, Fon portföyünün %51’i Türtiye’de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşmayan yatırım fonu katılma belgeleri.)

 Ancak, borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul kıymetler,(Kar zarar ortaklığı belgeleri, Gelir Ortaklığı Senetleri, Geçici İlmühaberler) alış bedeli ile değerlenir.  
                                                 
b.Kambiyo borsasına kayıtlı iktisadi kıymetler,

c.Ticaret borsalarına kayıtlı iktisadi kıymetler,

d.Yabancı paralar:Yabancı paralar borsa rayici ile değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa, değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur. 
                                                     
e.Yabancı para ile olan alacak ve borçlar.

3-TASARRUF DEĞERİ: Tasarruf değeri, bir iktisadi kıymetin değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değerdir. İktisadi kıymetin, şahsın subjektif anlayışına göre değil objektif esaslara göre yapılan değerlemedir.

Tasarruf Değeri ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:

a.Senede bağlı alacak ve borçlar: Vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacak ve borçlar değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Senetlerde faiz nispeti açıklanmışsa bu nispet, açıklanmamışsa Merkez Bankasının resmi iskonto (reeskont) haddinde bir faiz uygulanır.  

Bankalar, bankerler ile sigorta şirketleri alacak ve borçlarını değerleme günü kıymetine irca etmeye mecburdur.

Alacak senetlerini değerleme gününün kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorundadırlar.

4-MUKAYYET DEĞER: Mukayyet değer, bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir.

Mukayyet Değer ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:

a.Aktifleştirilen ilk tesis ve taazzuv giderleri:
İlk tesis ve taazzuv giderlerinin aktifleştirilmesi ihtiyaridir.   
       
b.Peştemallıklar

c. Aktif geçici hesap hesap kıymetleri: Gelecek bir hesap dönemine ait olarak peşin ödenen giderler ile cari hesap dönemine ait olup da henüz tahsil edilmemiş olan hasılat. (180,181,280,281 no.lu hesaplar)

d. Pasif geçici hesap kıymetleri: Gelecek hesap dönemlerine ait olarak peşin tahsil olunan hasılat ile cari hesap dönemine ait olup henüz ödenmemiş olan giderler.(380,381,480,481 no.lu hesaplar)

e. Karşılıklar: Meydana gelmiş veya meydana gelmesi beklenen fakat miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz eden belli bazı zararlar karşılamak amacıyla hesaben ayrılan meblağlardır.
               
f. Alacak ve borçlar (Senetli alacak ve borçlar reeskont yoluna gidilmediğinde mukayyet değerle değerlenir.)                                                

5-İTİBARİ DEĞER: İtibari değer, her nevi senetlerle esham ve tahvillerin üzerinde yazılı olan değerlerdir.                                                        

İtibari Değer ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a.Kasa mevcudu (yabancı paralar hariç)
b.Eshamlı şirketlerde, ihraç edilen hisse senetleri
c.Eshamlı şirketler ve iktisadi kamu müesseselerince çıkarılan tahviller.

6-VERGİ DEĞERİ: Vergi değeri, bina ve arazinin Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesine göre tespit edilen değeridir.
                                             
7-RAYİÇ BEDEL: Rayiç bedel, bir iktisadi kıymetin değerleme günündeki normal alım satım değeridir.                                                                      

8-EMSAL BEDELİ VE EMSAL ÜCRETİ: Emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan, veya bilinmeyen veya doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı değerdir.                                        

Emsal bedeli sıra ile, aşağıdaki esaslara göre tayin olunur:               

Birinci sıra: (Ortalama fiyat esası) aynı cins ve nevideki mallardan sıra   ile değerlemenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa,emsal bedeli bu satışların miktar ve tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan "Ortalama satış fiyatı" ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran % 25 ten az olmaması şarttır.                      

İkinci sıra: (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende satışlar için % 10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli eder.                                

Üçüncü sıra: (Takdir esası) Yukarıda yazılı esaslara göre belli edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır.

            Taktir komisyonu kararına karşı vergi dairesince ve mükellefce dava açılması mümkündür.

9-ALIŞ BEDELİ: İktisadi kıymetin satın alınması karşılığında ödenen veya borçlanılan bedeldir. Maliyet bedelinden farkı, satın alma bedeli yanında iktisap edilmeye ilişkin diğer giderleri de içermemesidir.

Alış Bedeli ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:Diğer şirketlere ait hisse senetleri ve fon portföyünün en az % 51`i Türkiye`de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle değerlenir.

AMORTİSMAN MEVZUUNDAN BAHSEDEREK USULLERİNİ AÇIKLAYINIZ.

İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle 269’uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin, alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi amortisman mevzuunu teşkil eder.
İlgili mevzuat gereğince sözleşme süresinden sonra bedelsiz olarak devlete veya devletçe tensip olunan bir teşekküle veya belediyeye intikali öngörülen amortismana tabi iktisadi kıymetlerden (sözleşme süresinde yenilenmesi gerekenler hariç), sermayenin veya özel maliyet bedellerinin itfası hükümlerine göre amortismana tabi tutulanlar, genel hükümler uyarınca ayrıca amortismana tabi tutulamazlar.
Değeri 1.1.2005’den itibaren 480, – YTL’yi aşmayan peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 480, – YTL’yi aşmayan alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde bu had topluca dikkate alınır.

1.Normal amortisman: Mükellefler amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa ederler. İlan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı ömürleri dikkate alınacaktır.

2.Azalan bakiyeler usulüyle amortisman: Bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerden dileyenler, amortismana tabi iktisadi değerlerini, azalan bakiyeler üzerinden amortisman usulü ile yok  edebilirler.                                                                   

Bu usulün uygulanmasında;
-Enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde, üzerinden amortisman ayrılacak değer, amortismana tabi iktisadi kıymetin düzeltilmiş değerinden daha evvel ayrılmış olan amortismanların toplamının taşınmış değerleri indirilmek suretiyle  tespit edilir.
-Bu usulde uygulanacak amortisman nispeti  normal amortisman nispetinin (%50’yi geçmemek şartıyla) iki katıdır.            
-Bu usulde amortisman süresi normal amortisman nispetlerine göre hesaplanır.                                                                           
-Bu sürenin son yılına devreden bakiye değer, o yıl tamamen yok edilir.     

3. Fevkalade amortisman: Amortismana tabi olup ta,
  
 1. Yangın, deprem, su basması gibi afetler neticesinde değerini tamamen veya kısmen kaybeden;
                                                              
 2. Yeni icatlar dolayısiyle teknik verim ve kıymetleri düşerek tamamen veya kısmen kullanılmaz bir hale gelen;                                             

 3.Cebri çalışmaya tabi tutuldukları için normalden fazla aşınma ve yıpranmaya maruz kalan;                                                              

menkul ve gayri menkullerle haklara, mükelleflerin müracaatları üzerine Maliye Bakanlığınca her işletme için işin mahiyetine göre ayrı ayrı belli edilen "Fevkalade ekonomik ve teknik amortisman nispetleri" uygulanır.                                          

4.Arazide Amortisman: Boş arazi ve boş arsalar amortismana tabi değildir. Ancak:
1. Tarım işletmelerinde vücuda getirilen meyvalık, dutluk, fındıklık, zeytinlik ve güllüklerle incir bahçeleri ve bağlar gibi tarım tesisleri;
2. İşletmede inşa edilmiş olan her nev’i yollar ve harklar; amortismana tabi tutulur
5-Madenlerde amortisman: İşletme sebebiyle içindeki cevherin azalmasından dolayı maddi değerini kaybeden madenlerin ve taş ocaklarının imtiyaz veya maliyet bedelleri, ilgililerin müracaatları üzerine ayrı ayrı olmak üzere Maliye Bakanlığınca belli edilecek nispetler üzerinden yok edilir. 

6-Alacaklarda ve Sermayede Amortisman

a-Değersiz alacaklar:  Mahkeme kararına veya ispat edici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar, değersiz alacaktır.                            

Değersiz alacaklar, bu niteliğe girdikleri tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet değeriyle zarara geçirilerek yok edilirler.  
        
İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler değersiz alacakları, gider kaydetmek suretiyle yok ederler.            

b-Şüpheli alacaklar: Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
              1. Dava veya icra safhasında bulunan alacaklar;
              2. Yapılan protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine rağmen  borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak sayılır.                                                    

Sayılan nedenlerle şüpheli alacak niteliği kazanan alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte karşılık ayrılabilir. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına aktarılır.                                    

7-Sermayenin itfası: İmtiyazlı işletmelerde, tesisin imtiyaz süresinden sonra, bedelsiz olarak Devlete veya Devletçe belirlenecek bir kuruma veya belediyeye devredilmesi sözleşme gereğince belirlenmiş ise imtiyaz sözleşmesinde de sermayenin itfası için yıllık belli bir oran veya miktar ayrılması gösterilmiş olduğu takdirde, bu oran veya miktar üzerinden sermaye itfa olunur.
        
8-İlk tesis ve taazzuv giderlerinin ve peştemallıkların itfası: Kurumların aktifleştirdikleri ilk tesis ve taazzuv giderleri ile peştemallıklar mukayyet değerleri üzerinden eşit miktarlarda ve beş yıl içinde itfa olunur.                                                            

9-Özel maliyet bedellerinin itfası: Özel maliyet bedelleri, kira süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilir. Kira süresi dolmadan, kiralanan şeyin boşaltılması halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma yılında bir defada gider yazılır.                 

            Amortismana tabi malların satılması:  Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı (amortismanlar düşüldükten sonra kalan) değerleri arasındaki fark kar ve zarar hesabına geçirilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerle serbest meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya gider kaydederler.
                                            
Yenileme Fonu: Satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin durumuna göre mecburi olursa veya bu konuda işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu durumda, iktisadi kıymetin satışından elde edilen kar, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Bu süre içinde yeni kıymetin iktisabında kullanılmamış olan karlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir. Üç yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu karlar o yılın matrahına ilave edilir.                                              

Bu açıklamalar çerçevesinde yeni değerlerin iktisabında kullanılan kar, yeni değerler üzerinden bu kanun hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup tamamlandıktan sonra yok edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam edilir.

Amortismana tabi malların sigorta tazminatı: Yangın, deprem, sel, su basması gibi afetler yüzünden tamamen veya kısmen zıyaa, uğrayan amortismana tabi iktisadi kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (Amortismanlı olanlarda ayrılmış olan amortisman çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya eksik olduğu takdirde farkı kar veya zarar hesabına geçirilir.                                         

Ancak, zarara uğrayan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin durumuna göre mecburi olursa veya bu konuda işletmeyi idare edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu durumda sigorta tazminat fazlası, yenileme fonu uygulamasına tabi tutulabilir.


GECİKME FAİZİNİN UYGULANMASINDAN BAHSEDEREK, GECİKME ZAMMI VE TECİL FAİZİ İLE ARASINDAKİ FARKI BELİRTİNİZ

Gecikme Faizinin Niteliği: Gecikme faizi 6183 sayılı AATUHK kapsamında fer’i alacak olarak tanımlanmıştır. Anaya Mahkemesi Kararında, gecikme faizinin niteliği, “vergisini ödemek yerine , bu parayı kendi işlerinin finansmanında kullanan veya başkasına ödünç veren ya da mevduat olarak bankaya yatıran yükümlü, enflasyon oranı üzerinde veya en azından bu orana eşit bir yarar sağlamaktadır. Gecikme faizi ile yapılan bu yararın, paranın asıl sahibi olan Devlete geri verilmesidir.
Gecikme faizi , ikmalen  re’sen veya idarece  yapılan tarhiyatlar için bunların ilgili bulunduğu döneme ilişkin normal vade tarihinden  tahakkuk tarihine, dava konusu yapılmaları halinde, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar uygulanan faizdir. VUK’un 112. Maddesinde düzenlenmiştir.
 Gecikme zammı, alacağın belirlenen vadede ödenmemesi halinde borçlunun gecikme süresi için ödemesi öngörülen bedeldir. 6183 sayılı AATUHK 51. Maddesine göre kesinleşip vadesinde ödenmeyen amme alacağına uygulanır.
Tecil Faizi, 6183 sayıl Kanunun  48. Maddesine göre, kesinleşmiş amme alacağının ödenmesinin borçluyu çok zor duruma düşüreceği durumlarda idarece kabul edilen ve ertelemesi karşılında alınan faizdir. 

Gecikme Faizi ile Gecikme Zammı Arasındaki Fark :Gecikme faizi VUK düzenlenmiştir ve verginin tahakkuk aşamasını takip eden ödeme işleminin geciktirilmesi ile ilgilidir. Buna karşılık, gecikme zammı kavramı ise, AATUHK düzenlenmiştir ve vergi ve diğer kamu alacaklarının normal ödeme zamanı içinde ödenememesi halinde başvurulan cebri tahsil aşaması ile ilgilidir. Dolayısıyla tahakkuku kesinleşmemiş bir vergi için gecikme zammı aranması mümkün değildir. Gecikme zammının uygulanabilmesi için ortada tahakkuk etmiş bir vergi olmalıdır.

İkmalen, re`sen veya idarece yapılan tarhiyatlarda :

a)      Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilerde: Kanunda belirtilen normal vade tarihinden tahakkuk tarihine kadar geçen süre için; 
                    
b)      Dava konusu yapılan vergilerde:Normal vade tarihinden, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar geçen süreler için;

c)      Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi: Uzlaşılan vergi miktarına, normal vade tarihinden, uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre için;

d)      376. maddedeki indirim hakkından faydalanılması durumunda: normal vade tarihinden, (Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen vergilerde olduğu gibi) tahakkuk tarihine kadargeçen süre için; 

 6183 sayılı Kanuna göre tespit edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizi de vergi ile aynı süre içinde ödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri dikkate alınmaz.

e)     İtirazi kayıtla beyan edilip ödendikten sonra yargı kararına göre iade edilip, yine yargı kararına göre tahsili gereken vergilere: İade tarihinden yargı kararının vergi dairesine tebliği tarihine kadar geçen süre için, 6183 sayılı AATUHK göre belirlenen tecil faizi oranında gecikme faizi hesaplanır.
    
    f) Fazla veya yersiz olarak tahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken vergilerin,mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, üç aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi oranında hesaplanan faiz, red ve iadesi gereken vergi ile birlikte mükellefe ödenir.

Mükellef gecikme faizine muhatap olmamak için, dava açılması nedeniyle tahsili duran vergi ve cezaları davanın devamı sırasında da kısmen veya tamamen ödeyebilir.

Örnek 1: ABC Limited şirketi 2004 faaliyet dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini kanuni süre olan 1 Nisan-15 Nisan 2005 tarihleri arasında ilgili vergi dairesine tevdi etmemiştir. Bu durum re’sen tarhiyatı gerektirdiğinden vergi inceleme raporunda belli edilen veya takdir komisyonunca takdir edilmiş olan matrah üzerinden vergi dairesince tarh edilen vergi ve kesilen cezaya ait ihbarnameler 25/7/2005 tarihinde tebliğ edilmiştir.
1 – Tarhiyat dava konusu yapılmaksızın kesinleşmişse: Örneğe göre tarhiyatın kesinleşmesi tarihi (tebliğ tarihinden itibaren 30 gün) 25/8/2005 olup, vergi ve ceza ile gecikme faizinin ödeme süresinin sonu ( tahakkuk tarihinden itibaren 1 ay) 25/9/2005 tarihidir. Tarhiyatın normal vade tarihi 30 nisan 2005 olduğundan vergiye uygulanacak gecikme faizinin hesaplanacağı süre Mayıs 2005 ila Temmuz 2005 aylarını içine alan (3 ay) süredir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmayacağından Ağustos ayı için faiz hesasasaplanmayacaktır.
2 – Tarhiyat dava açma konusu yapılmışsa: Örnekteki dava açma süresi olan 25/7/2005 ila 25/8/2005 tarihleri arasında dava açıldığı takdirde, bu vergi ile ilgili tahsilat işlemleri duracaktır. 4/10/2006 tarihinde tebliğ edilmiş olan Vergi Mahkemesi kararıyla tarhiyat tamamen veya tadilen onanmıştır. Vergi mahkemesi kararıyle onanan vergi tahsil edilir safhaya geldiğinden, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içindc ödenmesi gerekir. Bu durumda gecikme faizi 1 Mayıs 2005 tarihi ile 30 Eylül 2005 tarihleri arasında geçen süre için hesaplanacaktır. (Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara alınmayacağından Ekim ayı için faiz hesaplanmayacaktır.)
112 nci maddenin 3 numaralı bendinin (b) fıkrasında gecikme faizinin hesaplanacağı sürenin sonu yargı organı kararının tebliğ tarihine bağlanmıştır. Maddede geçen yargı organı ifadesinden Vergi Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay kararlarının anlaşılması gerekir. Vergi sistemimizde, yargıya intikal etmiş olan uyuşmazlıklarda, vergi ve buna bağlı cezalar vergi mahkemesi kararıyle kısmen veya tamamen onanmış ise bu karar üzerine tahakkuk etmekte, dolayısıyle de vergi ve ceza tahsil edilebilir safhaya gelmiş olmaktadır. Bir üst yargı merciinde dava açılması (Üst yargı mercii tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş olması hali hariç) vergi ve cezanın tahsilini durdurmamaktadır.
Bu itibarla, vergi mahkemesi kararına karşı bir üst yargı merciinde dava açılmış olması halinde yine onanan miktarlara göre hesaplanan vergi ve cezalar ile birlikte gecikme faizinin tahsili yoluna gidilecektir. Ancak, üst yargı merciinde dava açılması yanında yürütmenin durdurulması istenilmiş ve yürütmenin de durdurulmasına karar verilmiş ise bu takdirde tahsil işlemleri de yürütmenin durdurulduğu süreler kadar otomatikman durmuş olacağından bu safhada vergi ve cezalar ile gecikme faizinin tahsili yönünden herhangi bir işlem yapılması kanunen mümkün değildir.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu Blogda Ara