1-Vergiyi
doğuran olay: Vergi
alacağı vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki
durumun tekemmülü ile doğar.
Vergi
alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder.
2-Tarh: Mükellef tarafından ödenecek verginin idarece
hesaplanmasıdır. Bu hesaplama ilgili vergi kanununda gösterilen matrah ve
nispetler üzerinden vergi tutarının tespit edilmesidir
Vergi Tarhında Ön (Hazırlayıcı) İşlemler
Verginin idarece tarh edildiği işlem
türlerinde (re’sen, ikmalen, verginin idarece tarhı gibi), beyana dayalı
tarhiyatın aksine, matrah vergi dairesince saptanır. Matrahın idare tarafından
saptanması, aslî işlem olan vergi tarhına hazırlayıcı işlem niteliği taşır.
Vergi alınmasında aslî idarî işlem, yani kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem
tarh işlemidir. Ancak kendisi hazırlayıcı nitelikteki matrah saptaması için de
bir kısım ön işlemlere, ön inceleme ve çalışmaya gerek vardır
Yoklama: Vergi idaresinin yükümlüleri ve
yükümlülükle ilgili maddî olayları, kayıtları ve konuları saptamaya yönelik
araştırma işlemidir Yoklamanın ne zaman yapılacağı ilgiliye
bildirilmez; yoklama her zaman yapılabilir. Yoklama sonucu tutanak
niteliğindeki yoklama fişine geçirilir; bu fiş ilgili kişiye imzalatılıp bir
nüshası da ona verilir. Toplu yoklama için yasada ayrıca hüküm getirilmiştir .
İnceleme: Bu işlem, beyanların ve ödenmesi gereken
vergilerin doğruluğunu sağlamak amacıyla yükümlünün defter kayıtları, belgeleri
ve envanteri üzerinde yapılan derinlemesine bir araştırmadır. Vergi
Usul Kanununa göre incelemeye tâbi olanlar, yasa ile öngörülen defter ve
hesapları tutmak, evrak ve belgeleri muhafaza ve gerektiğinde ibraz etmek
zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerdir. İnceleme zamanının önceden haber
verilmesi zorunlu değildir; ancak yükümlünün hazırlık yapması gerekli ise haber
verilir. Kanun, sonucu alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere tahakkuk
zamanaşımı süresi içinde inceleme yapma olanağı tanımaktadır. İnceleme
sonucunda gerektiğinde vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları
tutanakla saptanır; varsa ilgililerin itirazları da bu tutanağa geçirilir.
Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesine göre, inceleme elemanının raporunda
belirtilen matrah farkı üzerinden, ayrıca takdir komisyonuna sevk etmeden,
re’sen vergi tarh edilebilmektedir.
Arama: Bir ihbar ya da inceleme sonucu vergi
kaçırdığı yolunda kuvvetli belirtiler bulunan kişinin ve olayla ilgili bulunan
üçüncü kişilerin nezdinde ve üzerlerinde vergi kaybı ve vergi suçuna ilişkin
delillerin toplanması için yapılan bir araştırmadır. Buna göre, arama için
inceleme elemanının sulh yargıcından karar alması zorunludur (VUK.m.142/2).
Bilgi Toplama Vergi Usul Kanunu vergi dairesine, yükümlü
ile ilgili araştırmalarını yürütürken yükümlüden, yükümlü ile herhangi bir
işlem yapan üçüncü kişilerden, kamu idare ve müesseselerinden bilgi almak
yetkisini tanımaktadır. Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler, mükelleflerle
muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi
incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye
mecburdurlar. Bilgi vermekten çekinme hakkına sahip olanlar yasada ayrıca
belirtilmiştir. Bilgi verme yükümünü yerine getirmeyenlere uygulanacak yaptırım
olarak Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinde özel usulsüzlük cezası
hükme bağlanmıştır.
Takdir Komisyonlarınca Matrah
Saptanması: Takdir
komisyonları yetkili makamlarca istenen matrah ve servet takdirlerini yapmakla
görevli, vergi idaresi ve yükümlü kesiminin temsilcilerinden oluşan sürekli ya
da geçici komisyonlardır. Komisyonların matrah saptama konusundaki görevleri
iki ana noktada toplanır: Genel- objektif nitelikteki matrah saptamaları,
bireysel-sübjektif nitelikteki matrah saptamaları.
3-Tebliğ: “Vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade
eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna
yazı ile bildirilmesidir.Yükümlünün, adına salınan vergiden haberdar olması
için tarh işleminin kendisine bildirilmesi gerekir. Tebliğ adı verilen bu
uygulama işleminden sonra yükümlü ya borcu kabul edip öder ya da işleme karşı
hukuki yollara başvurur. Tebliğ, vergi borcunun daha somutlaşması, iyice
belirginleşmesi bakımından tahakkuk aşaması ile bir köprü kurduğundan
vergilendirme sürecinde büyük önem taşır. Bunun gibi idari ve yargısal
sürelerin işlemeye başlamasında da belirleyici unsur tebliğ tarihi olmaktadır
VUK ta düzenlenen şekliyle tebliğ usulleri
üç kısımda toplanabilir:
-İlgilinin kabul etmesi koşuluyla tebligat
vergi dairesinde yapılabilir (VUK. m.93/2).
-İkinci usul, tebligatın adreste
yapılmasıdır.
-Yasada öngörülen son usul ilan yoluyla
tebliğdir.
4-Tahakkuk: “Tarh ve tebliğ edilen bir verginin
ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir” (m.22). Vergilendirme sürecinin önemli
bir aşaması da tahakkuktur. Vergi borcunun ödenecek duruma gelmesini ifade eden
bu aşama, vergilendirme sürecinde hukuk tekniği açısından ayrı bir idari işlem
niteliği taşımamaktadır. Tahakkuk, tarh edilen verginin ödenecek aşamaya
gelmesini ifade eden bir durumdur, bir saptamadır. Bu aşama ya belli dava
süresinin geçirilmesi ile kendiliğinden yada yargı organının açılan davayı ret
kararı üzerine gerçekleşir. Bu kendiliğinden gerçekleşme özelliği tahakkuku
birer idari işlem olarak tarh ve tahsil işlemlerinden ayıran en önemli
noktadır.
Beyana dayalı vergilendirmede tahakkukun
tarh işlemiyle birlikte gerçekleşmesi de ona ayrı bir işlem niteliği
kazandırmamaktadır. Beyan usulünün daha önce belirtilen özelliği gereği tarh
işlemiyle birlikte vergi tahakkuk eder. Buna karşılık örneğin ikmalen ya da
resen vergi tarhında idarenin inisiyatifiyle gerçekleştirdiği işlemlerden
haberdar edilerek belli hukuki yolları kullanma olanağı yükümlüye tanınmakta;
tahsil ertelenmekte, yani ayrı bir aşama olarak araya tahakkuk aşaması
girmektedir.
Tahakkuk- Kesinleşme: Tarh edilen bir vergi borcu kendisine
tebliğ edilen yükümlü ya bu borcu kabul edip öder ya da hakkında tesis edilen
işlemin hukuka aykırı olduğu kanısında ise belli hukuki yollara başvurur.
Birinci durumda, yani otuz günlük süreyi dava açmadan geçirerek vergi borcunu
kabul etmiş olan yükümlü bakımından vergi tahakkuk eder; ayni zamanda artık
hukuken süresinde kullanılabilecek herhangi bir olağan yargısal başvuru olanağı
kalmamış olduğundan tahakkuk eden vergi kesinleşmiş de olur. Buna karşılık
yükümlü haksız bir işleme muhatap olunduğu gerekçesiyle süresinde vergi davası
açarsa tahakkuk, yani ödenecek duruma gelme, mahkeme kararına kadar ertelenir
Ancak ihtirazi kayıtla verilen
beyannameler için erteleme söz konusu değildir (İYUK.m.27/3). Vergi mahkemesi
yükümlünün iddiasını kabul ederse vergi tahakkuk etmez; buna karşılık vergi
mahkemesi davayı reddederse, vergi işleminin doğruluğu yolundaki belirtiler
artık iyice kuvvetlendiğinden ve mahkeme kararı işlem lehine adeta bir karine
oluşturduğundan vergi borcu tahakkuk eder, ödenmesi gerekli aşamaya gelir .
Davası reddedilip borcu tahakkuk eden yükümlü bir yandan vergisini öder, öte
yandan tarh işlemi ve mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu kanısını hala
taşıyorsa üst yargı mercilerine başvurur. Kanun yollarına başvurma yürütmeyi
durdurmaz. Meğerki üst yargı mercilerinde bu yolda bir karar verilmiş olsun.
Görüldüğü gibi tahakkuk etmiş ve ödenmiş olan vergi henüz kanun yolları
tüketilmediğinden, kesinleşmemiştir.
Sonuç olarak tüm olağan kanun yollarına
başvuru olanaklarının tüketilmesi anlamına gelen kesinleşme ve tahakkuk
kavramları farklıdır.
5-Tahsil: . “Verginin tahsili Kanuna uygun surette
ödenme” şeklinde tanımlar (VUK.m.23). Somut, sübjektif bir vergilendirme
işleminde vergiyi doğuran olay ile ortaya çıkan vergi ödevi ilişkisi verginin
tahsili ile sona erer. tahsil işlemi ile yani ödeme ile o vergi borcu ortadan
kalkmış olur. Tahakkuk aşamasının aksine, tahsil ayrı bir idari işlem niteliği
taşır. Dolayısıyla tahsil aşamasında yapılan yanlışlıklar idari ve yargısal
denetim konusu olabilir. Tarh ve tahsil işlemleri arasında temel işlem – sonuç
işlem bağıntısı vardır
Tahakkuku tahsile bağlı vergiler:Damga Vergisi gibi bazı vergilerde
tahakkuk tahsile bağlıdır. Verginin tahsili tahakkuku da içine alır.Tahakkuku
tahsile bağı vergiler zamanında tahsil edilmediğinde İhbarname ile tarh ve
tahakkuk ettirilir.
VERGİ ALACAĞININ
KALKMASI
1-ÖDEME: Mükellefin vergi borcunu bağlı
olduğu vergi dairesine ödemesidir. Vergi, kanunlarında gösterilen süreler
içinde ödenir. Ödeme süresinin son günü verginin vadesitarihidir.
Ödeme bağlı olunan vergi dairesi dışındaki
vergi dairelerine de hangi vergi dairesi hesabına yatırıldığının bildirilerek,
yapılabilir.
Beyannamenin posta ile gönderilmesi
halinde, beyan edilen vergi tahakkuk işleminin bitmesi beklenmeksizin vadesinde
ödenir.
Beyanname verilme süresi ile ödeme süresi
farklı olabilmektedir. Beyanname verme süresini uzatan nedenler aynı zamanda
ödeme süresini de uzatmaktadır. (mücbir
sebep
Verginin kanunlarda gösterilen ödeme
süreleri:
Gelir
Vergisi Kanunu: (2 taksit) Mart – Temmuz
Kurumlar
Vergisi Kanunu: (1 taksit) Nisan
Motorlu
Taşıtlar Vergisi: Ocak – Temmuz
Muhtasar
Beyanname : Ertesi ayın 26. günü
Katma Değer Vergisi: Ertesi ayın 26.
günü
Veraset ve İntikal
Vergisi: Tahakkuktan sonra 3 yıl içinde Mayıs ve Kasım aylarıdır.
Özel
ödeme zamanları: **
1. -İkmalen, re`sen veya idarece tarh olunan
vergiler taksit zamanlarından evvel tahakkuk etmişse; taksit
süreleri içinde ödenir.
- Taksit süreleri kısmen veya tamamen
geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden
başlayarak bir ay içinde ödenir.
Örnek: Gelir vergisi mükellefine 2003 takvim
yılına ilişkin olarak ikmalen tarhiyat 5.5.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Mükellef dava yoluna gitmediğinden 4.6.2004 tarihinde tarhiyat kesinleşmiştir.
İkmalen tarhiyat 1.500.000.000 TL’dir. Verginin ödeme zamanları ne olacaktır.
Çözüm:
Gelir vergisi taksit süreleri; Mart – Temmuz’dur.
I.Taksit: Normal ödeme
tarihi geçmiş olduğundan tahakkuktan itibaren 1 ay içinde,
4.7.2000’e kadar.
II.Taksit: Taksit zamanı
geçmediğinden Temmuz sonunda ödenir.
2. – Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyeti
sona erdiren hallerde, beyan üzerine tarh olunan vergiler, beyanname verme
süreleri içinde denir.
- Mükellefin, vadeleri bu süreden sonra
gelen vergileri de aynı süre içinde alınır.
Örnek: Gelir Vergisi Kanununun 92 nci maddesinde,
ölüm halinde beyannamenin 4 ay içinde verileceği belirtilmiştir. Bu durumda
ödemenin de bu süre içinde yapılması gerekir.
- Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya
benzeri haller dolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, re`sen
veya idarece tarh olunan vergileri tahakkuk tarihinden başlayarak bir
ay içinde ödenir.
Bir aylık bu süre Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca teminat gösterilmesi halinde, vergi
kanunu ile belli taksit zamanına kadar ve taksit zamanı
geçmiş ise üç ay uzatılır.
Örnek:Gayri menkul sermaye iradı elde eden ve 06.10.2004
tarihinde ölen bir kişinin ölüm tarihine kadar olan geliri
(1.1.2004-06.10.2004) için beyannamenin verilme süresi ve verginin ödeme vadesi
ölüm tarihinden itibaren 4 ay yani 6.2.2005 tarihidir. Ancak mirasçılar teminat
gösterirse ödeme yıllık gelir vergisinin taksit süreleri içinde( Mart,Temmuz)
yapılabilecektir.
3. Vergi mahkemesinde dava açma
dolayısıyla tahsili durdurulan vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar,
vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin
tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir.
4. Maliye Bakanlığınca belirlenen ödeme süreleri
(VUK 111)
500 den fazla mükellefi olan vergi
dairelerine para yatırmak bakımından mükelleflere, vadenin bitmesini takip eden
tarihten başlayarak 15 gün içerisinde gün belli etmeye Maliye Bakanlığı
yetkilidir.
5. Mücbir sebep hali ilan edilen il,
ilçe ve yerlerdeki mükelleflerin vergi borçlarının ödeme süresi
Maliye Bakanlığı il ilçe ve bölgeler
itibariyle, mücbir sebep ilan edilen yerlerdeki mükelleflerin bu kanun
kapsamında olup ödeme süresi afet tarihinden sonraya rastlayan her türlü vergi
ve cezalar ile gecikme faizlerinin ödeme suretlerini vadelerinin bitimi
tarihinden itibaren azami bir yıl süreyle uzatmaya yetkili kılınmıştır.
Maliye bakanlığı bu yetkisini yerleşim
yerleri (il, ilçe) itibariyle veya afetten zarar görme derecesine ya da vergi
türlerine göre farklı süreler tespit ederek de kullanılabilecektir.
6. Uzlaşma halinde ödeme:Uzlaşma
tutanağı kanuni ödeme süresinden önce ilgiliye tebliğ edilmişse kanuni ödeme
zamanında, kanuni ödeme süresi kısmen veya tamamen geçtikten sonra tebliğ
edilmişse tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir.
7.Pişmanlık halinde ödeme:VUK 371.
Maddesine uygun olarak verilen beyannameler üzerinde tahakkuk eden vergiler ve
pişmanlık zammının, haber verme tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenmesi
gerekir. Ancak taksit süreleri henüz geçmemiş olan vergiler taksit süresinde
ödenir.
Örnek:2003 yılında elde ettiği menkul
sermaye iradına ilişkin gelir vergisi beyannamesini 10 Haziran 2004 tarihinde
pişmanlık talepli veren bir mükellefe 6 milyar gelir vergisi tahakkuk ettirilmişse,
bu mükellefin 25 Hazirana kadar süresi geçen 1. taksiti (3 milyar) ve buna
isabet eden pişmanlık zammını ödemesi gerekir. İkinci taksit ise Temmuz ayında
ödenecektir.
2.
ZAMANAŞIMI:Zamanaşımı,
süre geçmesi nedeniyle vergi alacağının kalkmasıdır.
Zamanaşımında hak (alacak) ortadan
kalkmaz, fakat talep ve dava hakkı düşer. Zamanaşımını bundan yararlanacak
olanın bir def’i olarak ileri sürmesi gerekir.
Hak düşürücü sürede bu sürenin geçip
geçmediğini hakim kendiliğinden dikkate almaktadır. Ayrıca, hak düşürücü süre
alacağı da ortadan kaldırmaktadır.
Ancak
Vergi Usul Kanunu’nda yer alan zamanaşımında, mükellefin bu hususta bir
müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. Bu
yönüyle Vergi Usul Kanunu’ndaki zamanaşımı hak düşürücü süre niteliği
taşımaktadır.
Zamanaşımı
süreleri:
Vergi alacağının doğduğu takvim yılını
takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içindetarh ve
mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. (Buna tarh zamanaşımı
denir.)
Yatırım
indiriminde yatırımcının
öngörülen özel şartları ihlal etmesi halinde, zamanaşımı bu şartların ihlal
edildiği yılı takip eden yıl başından itibaren başlar.
Damga vergisine tabi olup vergi ve cezası
zamanaşımına uğrayan evrakın hükmünden tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra
faydalanılması halinde sözkonusu evraka ait vergi alacağı yeniden doğar. (VUK
114)
Tasfiye halinde zamanaşımı tasfiyeye giren
kurumlarda, tasfiyenin son bulduğu tarihi izleyen yıldan başlamaktadır. (KVK
30)
Veraset ve İntikal vergisinde zaman aşımı ivazsız intikal veya
miras yoluyla edinilen malları,
-Beyanname ile beyan edildiği durumlarda
beyanname verildiği,
-Beyannamede gösterilmeyen malların
bulunması veya beyanname verilmeyen hallerde, intikal eden malların idarece
tespit edildiği,
-Terekenin tahriri,defter tutma veya resmi
tasfiye hallerinde bu işlemlerin tamamlandığı (mükellefiyetin doğduğu)
tarihi takip eden yılın
başından başlamaktadır.(VİVK 20)
Emlak
Vergisinde bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında
zaman aşımı, bu bina ve arazinin beyan edilmediğinin idarece öğrenildiği tarihi
takip eden yılın başından itibaren başlar. (EVK 40)
Yıllara
sari inşaat ve onarım işlerinde vergi alacağı işin bittiği yılın
geliri olarak doğduğundan zaman aşımı da bu işe ilişkin gelirin beyan edildiği
yılda başlayacaktır.
İthalde
alının vergilerde zaman aşımı, Gümrük kanununa göre, gümrük
yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren 3 yıldır.
İade
edilecek gelir vergisinde, beyannamede mahsup imkanı olmayan verginin
mükellefe bildirilmesi ve mükellefin kendisine tebliğ edilen verginin, bir yıl
içinde müracaat ederek iadesini istemesi gerekir. Buradaki bir yıllık süre
mükellef açısından hak düşürücü süre niteliğindedir.(GVK 121)
*Vergi dairesince matrah takdiri için
takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran
zamanaşımı komisyon kararının vergi dairesine verilmesini takip eden günden
itibaren işlemeye devam eder.
Tahakkuk zamanaşımını durduran başka bir
neden de mücbir sebeplerdir Vergi Usul Kanunu mücbir sebeplerin meydana gelmesi
halinde sürelerin, bu sebeplerin kalkmasına kadar işlemeyeceğini, tarh
zamanaşımının da işlemeyen süreler kadar uzayacağını öngörmektedir.
Burada zamanaşımı süresi durmakta, ancak,
özel hukukta olduğu gibi kesilmemektedir. Zira takdir komisyonunda geçen süre
kadar zaman aşımı süresi uzamakta fakat kesilmede olduğu gibi yeniden
başlamamaktadır.
Örnek: 1999 yılı gelirine ilişkin olarak
20.12.2004 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilen bir mükellef dosyası
komisyonda 30.06.2005 tarihinde karara bağlanmış ve karar aynı gün vergi
dairesine intikal etmişse tarh zaman aşımı süresi 11.07.2005 tarihi mesai saati
sonunda bitecektir.
Oysa zaman aşımının kesilmesinde zaman
aşımını kesen sebebin ortadan kalkmasından itibaren 5 yıl yeniden başlamakta ve
önceden geçen süreler dikkate alınmamaktadır.
3. TERKİN: Bazı koşulların varlığı halinde vergi
alacağını bütün hukukî sonuçları ile birlikte ortadan kaldıran bir idari
işlemdir.
Terkin
Nedenleri
Vergi
hataları dolayısıyla yapılan terkinler, Yükümlü aleyhine doğmuş olan vergi hatalarının
düzeltilmesi halinde vergi henüz tahakkuk etmemişse hatalı işlem düzeltilir;
tahakkuk etmiş vergiler ise terkin edilir. Vergi ayni zamanda tahsil edilmiş
ise terkin edilen vergi, yükümlüye red ve iade edilir.
Yargı
organlarının kararına dayanan terkinler Vergi yargı organlarının kararları uyarınca da tarh
olunmuş veya tahakkuk etmiş vergiler terkin olunur. Bu yolla verginin terkin
edilebilmesi için yargı organının verdiği kararın kesin nitelikte olması yahut
süresi içinde üst mercie başvurulmadığı için kararın kesinleşmiş bulunması veya
süresi içinde üst yargı organına başvurulmuş ise vergi mahkemesi kararının
onaylanmış bulunması gerekir.
Vergi
Usul Kanununun öngördüğü terkin nedenleri
Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su
basması, kuraklık, don, muzır hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzer
afetler
yüzünden:
a. Varlıklarının en az üçte birini
kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili
bulunan vergi borçları ve vergi cezaları;
b. Mahsullerinin en az üçte birini
kaybeden mükelleflerin, afete maruz arazi için zararın tahakkuk ettiği hasat
zamanına isabet eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen Arazi Vergisi borçları
ve vergi cezaları; Maliye Bakanlığınca kısmen veya tamamen terkin edilir.
Tabii
afetlerde, afetin meydana geldiği tarihten önce tahakkuk edip ödenmemiş
borçları terkin edilir..
Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun öngördüğü terkin nedenleri
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunda da (m.105) doğal afetler nedeniyle yapılacak terkine ilişkin bir hüküm
bulunmaktadır. Terkin yetkisi Maliye Bakanlığına değil, Bakanlar Kuruluna
verilmiştir. Yine aynı Kanuna göre, yapılan takip sonunda tahsili imkânsız veya
tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan 8 YTL
(dahil) kadar kamu alacakları kamu idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar
tarafından terkin edilir
4.TAHAKKUKTAN
VAZGEÇME: İkmalen, re`sen veya idarece tarh
edilen vergi ve bunlara ilişkin cezaların toplam miktarı(13 YTL’yi) aşmaması ve
tahakkukları için yapılacak giderleri karşılayamayacak kadar küçük olması
halinde, Bakanlıkça bu vergilerin tahakkukundan vazgeçilebilir.
5. VERGİ HATALARINI DÜZELTME
Vergi Hatası:
Vergi Usul Kanununda vergi hatası,
“vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden
haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.” şeklinde
tanımlanmıştır. Buna göre vergi hatası hesap hataları ve vergilendirme hataları
olarak iki ana grupta toplanmıştır.
a- Hesap Hataları:
1. Matrah hataları : Vergilendirme ile ilgili beyanname,
tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların
veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.
2. Vergi miktarında hatalar : Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış
uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte
yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş
olmasıdır.
3. Verginin mükerrer olması : Aynı vergi kanununun uygulanmasında
belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla
vergi istenmesi veya alınmasıdır.(tevkif suretiyle alınan verginin mahsup
edilememesi örnek olarak gösterilebilir)
b-
Vergilendirme Hataları:
1. Mükellefin şahsında hata : Bir verginin asıl borçlusu yerine
başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır. (Örn: Mükellefin ödediği
borcunun, ayni isimli başka bir şahsın hesabına geçirilmesi)
2. Mükellefiyette hata : Açık olarak vergiye tabi olmayan
veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya
alınmasıdır.(Örn:yabancı ülkelerin Türkiyede’ki elçileri GVK 15’e göre gelir
vergisinden muaftır. Bu hükme rağmen gelir vergisi tahakkuk ettirilmesi
mükellefiyette hataya girer)
3. Mevzuda hata : Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen
veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler
üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır. (Örn:Döviz teslimleri KDV’den
istisna edilmiştir. Bu hükme rağmen döviz satışı dolayısıyla KDV istenmesi
verginin konusunda hataya girer.)
4. Vergilendirme veya muafiyet döneminde
hata : Aranan verginin ilgili bulunduğu
vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya
fazla hesaplanmış olmasıdır.(2002 Nisan dönemi KDV beyannamesini vermeyen bir
mükellef adına takdir edilen KDV döneminin 2001 Nisan olarak gösterilmesi
dönemde hata oluşturur.)
Hataların Meydana Çıkarılması :Vergi hataları şu yollarla meydana
çıkarılabilir:
1. İlgili memurun hatayı bulması veya
görmesi ile;
2. Üst memurların yaptıkları incelemeler
neticesinde hatanın görülmesi ile;
3. Hatanın teftiş sırasında meydana
çıkarılması ile;
4. Hatanın vergi incelenmesi sırasında
meydana çıkarılması ile;
5. Mükellefin müracaatı ile.
Düzeltme Yetkisi ve Reddiyat :Vergi hatalarının düzeltilmesine,
ilgili vergi dairesi müdürü karar verir.
Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak
düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı
fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme
fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve
müracaat süresi zikredilmek suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ
tarihinden başlıyarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat
etmediği takdirde hakkı sakıt olur.
Re’sen Düzeltme :İdarece tereddüt edilmeyen açık ve
mutlak vergi hataları re’sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan
kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları mahfuzdur.
Düzeltme Talebi :Mükellefler, vergi muamelelerindeki
hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler. Bunların
posta ile taahhütlü olarak gönderilmesi caizdir.
Düzeltme Talebinin İncelenmesi :Vergi dairesinin ilgili servisi
düzeltme talebini kendi mütalaasını da ilave ederek, düzeltme merciine
gönderir.
Düzeltme
mercii talebi yerinde gördüğü takdirde, düzeltmenin yapılmasını emreder;
yerinde görmediği takdirde, keyfiyet düzeltmeyi isteyene yazı ile tebliğ
olunur.
Şikayet Yolu İle Müracaat :Vergi mahkemesinde dava açma süresi
geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile
Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler.
Bu madde gereğince il özel idare vergileri
hakkında valiliğe ve belediye vergileri hakkında belediye başkanlığına müracaat
edilir.
Düzeltmenin Şümulü : Vergi mahkemesi, bölge
idare mahkemesi ve Danıştaydan geçmiş olan muamelelerde vergi hataları
bulunduğu takdirde, bu hatalar, yargı kararları kesinleşmiş olsa bile, evvelki
maddelerde yazılı usul dairesinde düzeltilebilir. şu kadar ki; düzeltmenin
yapılabilmesi için hatalar hakkında anılan yargı mercileri tarafından bir karar
verilmemiş olması şarttır.
Düzeltmede Zamanaşımı :114’üncü maddede yazılı zamanaşımı
süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. şu kadar
ki, düzeltme zamanaşımı süresi:
a) Zamanaşımı süresinin son yılı içinde
tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı;
b) İlan yolu ile tebliğ edilip vergi
mahkemesinde dava konusu yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme
emrinin tebliğ edildiği;
c) İhbarname ve ödeme emri ilan yoluyla
tebliğ edilen vergilerde 6183 sayılı Kanuna göre hacizin yapıldığı;
Tarihten başlayarak bir yıldan aşağı
olamaz
Katma değer
vergisinde hataların düzeltilmesi
Vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı
veya KDV’yi fatura ve benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde,
düzenlediği bu tür vesikalarda KDV gösterenler, bu vergiyi ödemekle
mükelleftirler. Bu husus kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha
yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir.Bu gibi sebeplerden
fazla ödenen vergiler, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre
ilgililere iade edilir. (KDV 8/2 )
Örnek: %1 oranında vergiye tabi olması gereken 150
m2’den küçük konut satan mükellef (A)’nın bu satışa ilişkin düzenlediği
faturada vergi oranını %10 yazması halinde alıcının durumuna göre düzeltme
farklı olacaktır.
- Alıcının da KDV mükellefiyetinin olması
halinde, (A) bu vergiyi beyan edip öderken indirim hakkı bulunan alıcı da bu
vergiyi kendi hasılat KDV’sinden indirmek suretiyle düzeltir. Defter, belge ve
beyannamelerde herhangi bir düzeltme yapılmaz. İndirim konusu
yapılamayan vergiyi 91 Seri No.lu KDVG Tebliğinde belirtilen usul ve
esaslarda iade konusu yapabilir.
- Alıcının indirim hakkı bulunmayan, banka
veya nihai tüketici olması halinde, (A) bu vergiyi beyan edip öder fakat
hatanın ortaya çıkmasından sonra alıcı ile birlikte vergi dairesine düzeltme
talebinde bulunur. Hatanın beyan süresinden önce ortaya çıkarılması halinde
faturanın iade edilerek yeni bir fatura düzenlenerek de hata düzeltilebilir. 23
Seri No.lu KDVG Tebliğinde belirtilen usule göre iade edilir.
- Müzayede mahallinde yapılan satışlarda,
ihalenin iptal edilmesi halinde, alıcının indirim hakkının bulunup
bulunmadığına bağlı olmaksızın 15 ve 82 No.lu KDVG Tebliğlerinde belirtildiği
üzere vergi alıcıya iade edilir.
Vergi Borcunu Sona Erdiren Diğer Nedenler
Uzlaşma, Resen, ikmalen ve idarece tarh
edilen vergilerde idare ile yükümlüler karşı karşıya gelerek anlaşabilirler
Uzlaşma gerçekleştiği takdirde idarenin vazgeçtiği miktardaki vergi borcu ve
vergi borcu aslına bağlı olarak vergi cezası belli miktar itibariyle sona ermiş
olur. Uzlaşma talebinin vergi mahkemesinde dava açma süresi içinde yapılması
gerektiğinden , uzlaşma sonucunda , henüz tahakkuk etmemiş, yani tarh edilmekle
birlikte ödenmesi gerekli duruma gelmemiş borç son bulur.
Yargı
Kararları, Yükümlüler tarh edilen vergi ve cezalara
karşı süresi içinde vergi yargısı organlarına başvurabilirler. Yargı
organlarının kararı vergi borcunun ve cezasının kısmen ya da tamamen
kaldırılması yönünde olduğu takdirde yapılan idari işlem geri alınacağından
vergi veya ceza o oranda sona erer.
CEZALARIN ÖDENMESİ VE KALKMASI
1- Vergi cezalarının Ödenmesi :
1.
Cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açılmamışsa dava açma süresinin bittiği
tarihten;
2. Cezaya karşı dava açılmışsa; vergi
mahkemesi kararı üzerine vergi dairesince düzenlenecek ihbarnamenin ilgiliye
tebliğ tarihinden; başlayarak bir ay içinde ödenir.
2- Yanılma:
Aşağıda yazılı hallerde vergi cezası
kesilmez :
1.
Yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları
;
2.
Bir hükmün uygulanma tarzı hususunda yetkili makamların görüş ve kanaatini
değiştirmiş veya bu hükme ait bir içtihadın değişmiş olması.
3- Pişmanlık ve ıslah:
Beyana
dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren (360 ıncı
maddede yazılı iştirak şeklinde yapılanlar dahil) kanuna aykırı
hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren
mükelleflere aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.
1.
Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından herhangi
resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek
suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe
veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.)
2.
Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde herhangi
bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal
ettirildiği günden evvel (kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin
tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması;
3.
Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği
tarihten başlayarak 15 gün içinde tevdi olunması;
4.
Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme
tarihinden başlayarak 15 gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi ;
5.
Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin ödemenin
geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde
belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber
verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde ödenmesi.
Bu madde hükmü Emlak Vergisinde
uygulanmaz.
4- Ölüm:Ölüm
halinde vergi cezası düşer.
5- Mücbir sebepler: Vergi
Usul Kanununun 13. maddesinde yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin vukua
geldiği malum ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezası kesilmez.
6- Ceza kesmede zamanaşımı:Aşağıda yazılı süreler geçtikten sonra
vergi cezası kesilmez.
1. Vergi ziyaı cezasında, cezanın
bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın
birinci gününden; Özel usulsüzlük ve Bilgi vermekten çekinenler ile 256,257 ve
mükerrer 257 nci madde hükmüne uymayanlar için kesilecek usulsüzlük
cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden
başlayarak beş yıl,
2. Usulsüzlükte, usulsüzlüğün
yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarakiki yıl;
İçinde
zamanaşımına uğrar.
Vergi ziyaı cezası ile usulsüzlüğün
birleşmesi halinde kesilecek ceza, vergi ziyaı cezası için belli
edilen zamanaşımı süresi içinde kesilir.
Bu
süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğ edilmekle zamanaşımı kesilmiş
olur.
7-.Af, Devletin tek taraflı olarak alacağından vazgeçmesi
demek olan af vergi cezalarının sona erme nedenlerindendir. Tarh edilmiş
vergilerin belli süreler içinde ödenmesi kaydıyla bunlara ilişkin cezaların
veya gecikme zamlarının affedileceği öngörülür. Af esas itibariyle vergi
cezalarını sona erdiren bir neden olmakla birlikte bazen cezanın yanında vergi
aslının bir kısmı da affedilmektedir
VERGİ KANUNLARIMIZA GÖRE SORUMLULUK HALLERİ
Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi
bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olarak
tanımlanmaktadır.
Kanuni Temsilcilerin Ödevleri(VUK-10) Küçük ve kısıtlılarla tüzel
kişilerin mükellef olması halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilciler
tarafından yerine getirilir. Cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan topluluklar
mükellef olduğunda bunlara ait ödevler idare edenler veya varsa temsilcileri
tarafından yerine getirilir.
1. Küçük ve Kısıtlıların Temsilinde
Sorumluluk
a) Vergi Aslında Sorumluluk:
Küçük ve kısıtlılara ait ödevlerin kanuni
temsilciler tarafından yerine getirilmemesi dolayısı ile alınamayan vergiler
küçük ve kısıtlının mal varlığından alınamadığı takdirde, kast ve ihmale
bakılmaksızın kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.
Kanuni temsilcilerin asıl mükellefe rücu
hakkı vardır.
b) Vergi Aslına Bağlı Alacaklarda Sorumluluk:
Küçük ve kısıtlılara ait ödevlerin kanuni
temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı kesilen vergi aslına
bağlı alacaklar (Gecikme faizi ve gecikme zammı ) küçük ve kısıtlının mal
varlığından alınamadığı takdirde, kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.
Kanuni
temsilcilerin asıl mükellefe rücu hakkı vardır.
c)
Vergi Cezasında Sorumluluk
Küçük
ve kısıtlılara ilişkin vergileme ile ilgili ödevlerin kanuni temsilciler
tarafından yerine getirilmemesinden dolayı kesilecek vergi cezası her hal ve
takdirde kanuni temsilciden alınır ve kanuni temsilcinin ödediği cezaları
mükellefe rücu hakkı yoktur.
d)
Diğer Cezalar:
Hapis
cezaları da kanuni temsilciler adına hükmolunur.
2. Tüzel Kişilerin Temsilinde Sorumluluk:
Vergi
Aslı Vergi Aslına Bağlı Alacaklar ve Vergi Cezasında:
Tüzel kişiliğe ilişkin vergileme ile
ilgili ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı
salınan vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve kesilen vergi cezaları
tüzel kişiliğin mal varlığından alınamadığı takdirde, kanuni temsilcinin mal
varlığından alınır.
Kanuni
temsilcinin cezalar dışındakileri tüzel kişiliğe rücu hakkı vardır.
Vergi Ödevlerinin Yerine Getirilmediğinin
Kanuni Temsilcinin Değişmesinden Sonra Ortaya Çıkarılması
Bu tür durumlarda, vergi ödevlerinin
ilişkin olduğu dönemdeki kanuni temsilci muhatap olacaktır.
3.Vergi kesenlerin sorumluluğu(VUK-11)
Yaptıkları veya yapacakları ödemelerden
vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve
bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten
sorumludurlar. Bu
sorumluluk, bunların ödedikleri vergilerden dolayı asıl mükelleflere rücu etmek
hakkını kaldırmaz.
Yaptıkları ödemelerden vergi
kesmeye mecbur olanlar şunlardır.
i. Gelir Vergisinde:GVK 94 üncü maddesinde belirtilen kuruluş
ve mükellefler, ayni maddede yazılı nev’iden olan ödemelerinden vergi keserek
ilgili vergi dairelerine yatırırlar.
ii. Kurumlar Vergisinde: KVK 24 üncü maddesinde yer alan
kazanç unsurlarını dar mükellefiyete tabi kurumlara sağlayanlar, bunlardan
vergi kesip, ilgili vergi dairesine yatırmak zorundadırlar.
iii. Veraset ve İntikal Vergisinde: VİV 17 nci maddesine göre, belli
kuruluşlar istikak sahibi mirasçılara yaptıkları ödemelerden veraset ve intikal
vergisine mahsuben vergi keserler.
iiii.Damga Vergisinde: DVK 19 uncu maddesinde sayılan kuruluşlar,
aynı maddede belirtilen mahiyetteki kağıtlara ait vergileri, ilgilinin
istihkakının ödenmesi sırasında keserler, Bazı hallerde Maliye Bakanlığı bu
hususu mecburi tutabilir.
Yukarıda belirtilen sorumlular vergiyi kesip ilgili
vergi dairesine ödemedikleri takdirde, vergi kendilerinden, ikmalen veya re’sen
tarh edilmek suretiyle alınır. Sorumlular vergi aslı bakımından asıl mükellefe
rücu edebilirler. Ancak ödedikleri cezayı mükelleften isteyemezler.
4. Mirasçıların Sorumluluğu: Mükellefin ölmesi durumunda
mükellefin vergi ile ilgili yapması gereken işlemler, mirası reddetmemiş olan
kanuni ve atanmış mirasçıları tarafından yerine getirilir. Ancak, mirasçılardan
herbiri ölen kişinin vergi borçlarından dolayı miras payları
oranında sorumlu tutulurlar.
Mirasçıların
sorumluluğu vergi aslı ve usule ilişkin mükellefiyetlerle ilgilidir. Vergi Usul
Kanununun 372 nci maddesine göre mirasçılara cezai sorumluluk söz konusu
değildir.
Medeni
Kanuna göre mirasçılar ölenin borçlarından müteselsilen sorumlu oldukları halde
vergi hukukuna göre mirasçılar ölenin vergi borcundan miras hisseleri
nispetinde sorumlu tutulurlar.
5.
Motorlu taşıtlar Vergisinde Sorumluluk: Motorlu taşıt vergisinin
ödendiğini gösterir belge aramadan motorlu taşıtların her türlü satış veya
devir işlemini yapan noterler, memurlar ödenmeyen ya da noksan ödenen
vergilerden yükümlülerle birlikte müteselsilen sorumludurlar
5. Müteselsil sorumluluk; Mal alım ve satımı ve hizmet ifası
dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak
zorunda olanların, bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde verginin
ödenmesinden, alım satıma, taraf olanlar, hizmetten yararlananlar ve aralarında
doğrudan veya hısımlık nedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetimine
katılmak veya menfaat sağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu
tespit edilenler müteselsilen sorumludurlar.
-Vergiye tabi işlemler nedeniyle
yüklenilen ve indirim veya iade konusu yapılan KDV’nin, ilgili mükellef
tarafından beyan edilerek ödenmemiş olduğunun yapılan incelemelerle tespit
edilmesi halinde, ziyaa uğratılan KDV yönünden, mükellefle birlikte, işleme
taraf olanlar ile aralarında zımmen dahi olsa irtibat olduğu tespit olunanlar
müteselsilen
sorumludurlar.
-Müteselsilen sorumluluk mal üreten
çiftçiler ile nihai tüketiciler için söz konusu değildir.
6. Zirai Ürün Alış Bedeli Üzerinden Yapılacak
Vergi Kesintisi
-Destekleme alımı yapan ile zirai ürün
işleyen veya alım satımda bulunan kamu kurum ve kuruluşları satın aldıkları
tarımsal ürünlerin alış bedeli üzerinden tevkifat yapacaklardır.
-Ticaret borsalarında tescil ettirilerek
satın alınan zırai ürün bedellerinde stopaj, ürün çiftçiden satın alındığında
yapılır. Çiftçiden alınan ürünlerin vergi kesintisinden borsalar, yöneticileri
ve ürünü satın alanlar( ihracatçılar dahil) müteselsilen sorumludur. Bu
ürünlerin Çiftçiden satın alındığı önceki aşamada ödenmesi gereken vergi
kesintisi ödenmemiş ise tescili yapan borsalar, yöneticileri ve zirai ürünü
borsaya getirenler müteselsilen sorumludur. Çiftçi dışındaki kişilerden zirai
ürün alanlar
Müteselsil sorumluluğun tespiti ve buna
göre işlem yapılabilmesi için, vergi inceleme raporu düzenlenmesi şarttır.
7.
Karnesiz Hizmet Erbabı Çalıştıranların Sorumluluğu
VUK 251 inci
maddesinde,kazançları basit usulde tespit edilen ticaret ve serbest meslek
erbabı ile götürü gider usulünü kabul eden GMSİ mükellefleri, yanlarında
çalıştırdıkları hizmet erbabının vergilerini zamanında ödemelerini temin etmek
bakımından, vergi dairesine karşı tutulmuşlardır. İşveren vergi aslı bakımından
diğer ücretliye rucu edebilir, ancak , cezayı kendisi ödeyecektir.
8. Türkiye’de Bulunmayan Mükelleflerin
Temsilinde Ve Tüzel Kişilerin Tasfiyesinde Durum
Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin
Türkiye’deki temsilcileri hakkında VUK’nun 10. maddesi aynen uygulanır. Kanuni
temsilcinin kasıt ve ihmali yüzünden, vergi aslı, mükelleften alınamıyor ise,
temsilcinin varlığından alınır.
Türkiye’de bulunmayan mükellefin gerçek
kişi olması durumunda, vergi cezası yönünden kanuni temsilcinin durumunun ne
olduğu konusunda yasada bir hüküm yoktur. Ancak VUK’nun 332. maddesiyle bir
kıyas yoluna gidilerek. vergi kanunlarına aykırı hareketlerden doğacak cezanın
muhatabı kanuni temsilci olarak alınabilir.
VUK’nun 10. maddesinin son fıkrasına göre
de, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni
temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait
sorumluluklarını kaldırmaz. Burada sözkonusu olan kanuni temsilci, tasfiye
memuru değil, vergi ve cezanın ait olduğu dönemdeki kanuni temsilcidir.
Kanuni temsilcinin mal varlığına gidebilmek için tüzel kişinin mal
varlığının yeterli olmaması gerekir.
İKMALEN, RE`SEN VE
İDARECE TARH
İkmalen vergi tarhı (VUK
29):
Vergi tarh edildikten sonra, bu vergiye
müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni
ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah
farkıüzerinden salınacak verginin tarh edilmesidir.
Beyanname idare ile mükellef arasında
hukuki bir durum oluşturur. Beyanda zarar dahi gösterilse hukuki durumun
oluşması nedeniyle ikmalen tarhiyat yapılır.
Bir gelirle ilgili matrah farkının tespit
edildiği durumlarda;
a) Başka bir gelir unsuru dolayısı ile
beyanda bulunulmuş olunması halinde ikmalen tarhiyat,
b) Hiçbir beyanda bulunulmayan hallerde
re’sen tarhiyat yapılır.
İki unsuru vardır.
-daha önce bir verginin tarhedilmiş
olması,
-ilave vergi salınmasını gerektiren matrah
veya matrah farkının defter, kayıt ve belgelere dayanılarak tespit edilmiş
olması gerekir.
Daha önce yapılmış bir tarhiyat
yoksa,matrah, defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere göre tespit edilmiş
olsa dahi ikmalen tarhiyat mümkün değildir. Tarhiyatın re’sen yapılması
gerekir.
Beyannamede zarar gösterilmesi veya beyan
edilen matraha indirimler dolayısıyla vergi isabet etmemesi, ikmalen tarhiyata
engel değildir.
1-Defter, kayıt ve belgelerden tespit
Gelir vergisinde, bir satış faturasının
deftere kaydedilmediğinin tespiti, mal satışının emtea hesabının borcuna
yazılması, emtea hesabının toplamının yanlış yapılması, yıl sonunda mevcut
emteanın stokta gösterilmemesi, mükerrer kayıt,geçmiş yıl zararlarının fazla
olarak mahsup edilmesi, amortismanın kanuni nispetten fazla ayrılması gibi
hallerde ikmalen tarhiyat yapılır.
2-Çift defter kayıtları
İkmalen tarhiyatta, mtarah farkıtespitinin
dayanağı olarak zikredilen defter kayıt ve belgeler kanuni defter ve belgelerle
sınırlıdır. Çift defter tutulan hallerde, kanuni defterlerin ve buna dayanan
beyanın sıhhat ve geçerliliğinden söz edilemeyeceğinden re’sen tarhiyat
yapılır.
3- Vergi kanunları dışında, özel kanunlara
göre tutulan defter kayıtları
Kliniklerde tutulan özel klinik defteri,
otellerdeki polis defteri,hekimlerin tuttuğu protokol defteri gibi defterlerden
tespit edilecek matrah farkı yasal defterlerin (VUK’na göre tutulan) sıhhatini
bozacak nitelikte değilse ikmalen tarhiyat, Ancak, yasal defterlere göre önemli
bir farklılık oluşması halinde re’sen tarhiyat yapılmalıdır.
Kanuni
ölçü kavramı
Matrahın tespiti ile ilgili olarak vergi
kanunları ile tespit edilmiş olan ölçü ve esasları ifade eder.
-VUK’nun değerleme
kitabında yer alan değerleme ölçüleri(gerek değişik ölçü kullanılması, gerek se
ayni ölçünün farklı şekilde tespiti dolayısıyla, ön tarhiyata göre tahakkuk
edene ilave olarak hesaplanacak vergi ikmalen tarh edilir.)
-VUK’nun 267 maddesine göre emsal bedelinin
takdir komisyonunca belirlendiği durumlar. (emsal bedelin yanlış
hesaplanmasından doğan matrah farkları ile ilgili tarhiyat ikmalen yapılır.)
-Gelir vergisinde emsal kira bedeli
uygulamasında tarhiyat ikmalen yapılır.
Re`sen
vergi tarhı:
Vergi matrahının tamamen veya
kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak
tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir
edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi
inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh
olunmasıdır.
Aşağıdaki
hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya
kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin
mümkün olmadığı kabul edilir.
1.Vergi beyannamesi kanuni süresi geçtiği halde
verilmemişse,
2.Vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde
verilmekle beraber beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgiler
gösterilmemiş bulunursa, (Pişmanlık talebiyle verilen beyannamelerde,
zarar gösterilmesi veya indirim ve istisnalar dolayısıyla matraha vergi isabet
etmemesi re’sen tarhiyat nedenidir.)
3. Bu kanuna göre tutulması mecburi
olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik
ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara her
hangi bir sebepleibraz edilmezse, (Tutulması veya tasdiki zorunlu
defterlerden sadece birinin tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olması veya
incelemeye ibraz edilmemesi re’sen takdir için yeterlidir. Defterlerin tasdik
süreleri ise VUK 221’de belirtilmiştir. Bu süreler geçtikten sonra bir ay
içinde defterler tasdik ettirilmezse VUK 352/1-8 uyarınca hiç tasdik
ettirilmemiş sayılır.)
4. Defter kayıtları ve bunlarla
ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan
vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle
ihticaca salih bulunmazsa. (Defterlerin kısmen tutulmamış olması halinde defter
ve belgelerin ihticaca salih olmadığı kabul edilir.)
5. Tutulması zorunlu
olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu
yansıtmadığına dair delil bulunursa.
6. Bu Kanuna ve 3568 sayılı göre yetki
almış meslek mensuplarına imzalattırma mecburiyeti getirilen
beyanname ve ekleri imzalattırılmazsa veya tasdik kapsamına alınan konularda
yeminli mali müşavir tasdik raporu zamanında ibraz edilmezse,
Re`sen tarhta mahsup: Re`sen takdir edilen matrah,
mükellef tarafından bildirilen matrahtan fazla değilse, re`sen vergi tarh
edilmez; fazla ise sadece aradaki fark üzerinden vergi tarh
edilir.
Verginin idarece
tarhı:
İkmalen ve re’sen tarhiyatlar dışında
kalan hallerde, mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen
zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen
mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin
kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh
edilmesidir.
Bu takdirde vergi, “yoklama fişine”
istinaden tarh
olunur.
Bu şekilde tarh olunan vergilerle cezalarına
ilişkin ihbarnameler bir taraftan, mükellefin adresine posta ile yollanır;
diğer taraftan tarh edilen verginin ve kesilen cezanın miktar ve cinsini
gösterir bir ilan vergi dairesine asılır.İlanın asılması durumu ve tarihi
tutanakla tespit olunur.
Verginin tahakkuku ve cezanın kesinleşmesi
için geçmesi gereken vergi mahkemesinde dava açma süresi; mükellefin bilinen
adresinde tebligat yapıldığı hallerde tebliğ tarihinden, aksi halde
tutanakla tespit olunan ilan tarihinden başlar.
Örnek;
- Diğer ücretlerde mükellef zamanında
vergi dairesine başvurmazsa, vergi idarece tarh olunur.- Basit usulde
vergilendirilen ticaret ve serbest meslek erbabı ile götürü gider usulünü seçmiş
gayrimenkul sermaye iradı sahibi, çalıştırdıkları kişilerin karne almalarını ve
vergi ödemelerini sağlamaya mecburdur.Buna riayet edilmezse bununla ilgili
vergi ve cezalar çalıştırandan alınır. İşte çalıştıranlardan alınacak bu vergi
idarece tarh olunur.
Emlak
vergisinde beyan esası kaldırılmasından sonra bu vergiye ilişkin olarak
bildirimde bulunulmadığının tespiti halinde idarece tarhiyat yapılır.
İhbarname esası: İkmalen ve re`sen tarh edilen vergiler
"İhbarname" ile tebliğ olunur. Nev`i ve doğuşu ayrı olan vergiler
için ayrı ihbarname kullanılır.
İKTİSADİ KIYMET
DEĞERLERİ**
Değerleme: Vergi matrahının hesaplanması amacıyla
iktisadi kıymetlerin değerinin tespit edilmesidir.
Değerlemede,
iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamanlardaki
kıymetleri
bulunur.
Değerlemede, iktisadi kıymetlerden her
biri tek başına değerlemeye tabi tutulur. Aynı cinsten sayılan mallar ile düşük
kıymetli eşyalar toplu olarak değerlemeye tabi tutulabilir.
Değerleme ölçüleri: Değerleme, iktisadi kıymetin niteliğine
göre, aşağıdaki ölçülerden biri ile yapılır.
1-
MALİYET BEDELİ: Maliyet
bedeli, iktisadi bir kıymetin elde edilmesi veya değerinin artırılması amacıyla
yapılan ödemelerle, bunlara ilişkin harcamaların toplamını ifade eder.
Maliyet
Bedeli ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a- Gayrimenkuller: İktisadi işletmelere dahil aşağıda
yazılı kıymetler de gayri menkuller gibi değerlenir:
1.
Gayri menkullerin mütemmim cüzleri ve
teferruatı;
2.
Tesisat ve
makinalar;
3.
Gemiler ve diğer taşıtlar;
4.
Gayri maddi
haklar.
Gayri
menkullerde maliyet bedeline giren
giderler:
1.
Satın alma bedeli,
2.
Makine ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj
giderleri;
3.
Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden
oluşan
giderler.
Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon
ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergilerini maliyet
bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler
serbesttirler.
Gayri
menkullerde maliyet bedelinin artması: Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında,
gayri menkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak
maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulun maliyet bedeline eklenir.
b-Özel maliyet bedeli: Gayri menkuller kira ile tutulmuş ise,
kiracı tarafından, gayri menkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı
olarak artırmak maksadı ile yapılan giderler özel maliyet bedeli
olarak değerlenir.
c-Demirbaş eşya: Bunların maliyet bedeline giren
giderler, satın alma bedelinden başka komisyon ve nakliye giderleri gibi
özel
giderlerdir.
d- Emtia: Satın alınan veya imal edilen
emtiadan oluşur. Mükellefler, satın aldıkları veya imal ettikleri emtianın
maliyet bedelini, son giren ilk çıkar (LİFO) yöntemini uygulamak suretiyle de
tespit edebilirler. Bu yöntemi seçenler, en az 5 yıl süre ile bu yöntemden
vazgeçemezler.
İmal edilen emtiada maliyet bedeline giren
unsurlar.
1.Mamulün
üretiminde kullanılan ham maddelerin
bedeli,
2. Mamule
isabet eden
işçilik,
3. Genel
imal giderlerinden mamule düşen
hisse;
4.
Genel idare giderlerinden mamule düşen hisse, (Bu hissenin mamulün maliyetine
katılması
ihtiyaridir.)
5. Ambalajlı
olarak piyasaya arz edilmesi zaruri olan mamullerde
ambalaj malzemesinin
bedeli.
e- Zirai mahsuller ve hayvanlar: İmal edilen emtiadaki unsurlar maliyet
bedeline girer.
2-BORSA
RAYİCİ: Borsa
rayici, menkul kıymetler borsası, kambiyo borsası, ve ticaret borsalarına
kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerleme gününden önceki son muamele gününde
borsadaki muamelelerinin ortalama değerlerini ifade eder. Normal hareketler
dışında fiyatlarda bariz kararsızlıklar görülen hallerde, son muamele günü
yerine değerlemeye son 30 gün içindeki ortalama rayiç esas alınır.
Borsa
Rayici ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a.Menkul kıymetler borsasına kayıtlı iktisadi
kıymetler:*
Hisse senetleri ile fon portföyünün en az % 51`i
Türkiye`de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu
katılma belgeleri alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet
borsa rayici ile değerlenir.( İMKB’de işlem gören devlet tahvili ve hazine
bonoları)
Borsa
rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa
değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek
gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen
süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır.( Borsada işlem
görmeyen; finansman bonoları, banka bonoları, banka garantili bonolar, varlığa
dayalı menkul kıymetler, İpotekli borç senetleri, konut sertifikaları,
gayrimenkul sertifikaları, Fon portföyünün %51’i Türtiye’de kurulmuş bulunan
şirketlerin hisse senetlerinden oluşmayan yatırım fonu katılma belgeleri.)
Ancak,
borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak
doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul
kıymetler,(Kar zarar ortaklığı belgeleri, Gelir Ortaklığı Senetleri, Geçici
İlmühaberler) alış bedeli ile değerlenir.
b.Kambiyo borsasına kayıtlı iktisadi kıymetler,
c.Ticaret borsalarına kayıtlı iktisadi kıymetler,
d.Yabancı paralar:Yabancı paralar borsa rayici ile
değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç
yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa,
değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur.
e.Yabancı para ile olan alacak ve borçlar.
3-TASARRUF DEĞERİ: Tasarruf değeri, bir iktisadi kıymetin
değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değerdir. İktisadi kıymetin,
şahsın subjektif anlayışına göre değil objektif esaslara göre yapılan
değerlemedir.
Tasarruf
Değeri ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a.Senede bağlı alacak ve borçlar: Vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacak
ve borçlar değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Senetlerde faiz nispeti
açıklanmışsa bu nispet, açıklanmamışsa Merkez Bankasının resmi iskonto
(reeskont) haddinde bir faiz uygulanır.
Bankalar, bankerler ile sigorta şirketleri
alacak ve borçlarını değerleme günü kıymetine irca etmeye mecburdur.
Alacak senetlerini değerleme gününün
kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi
tutmak zorundadırlar.
4-MUKAYYET
DEĞER: Mukayyet
değer, bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir.
Mukayyet
Değer ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a.Aktifleştirilen ilk tesis ve taazzuv giderleri:
İlk
tesis ve taazzuv giderlerinin aktifleştirilmesi ihtiyaridir.
b.Peştemallıklar
c. Aktif geçici hesap hesap kıymetleri: Gelecek bir hesap dönemine ait olarak
peşin ödenen giderler ile cari hesap dönemine ait olup da henüz tahsil
edilmemiş olan hasılat. (180,181,280,281 no.lu hesaplar)
d. Pasif geçici hesap kıymetleri: Gelecek hesap dönemlerine ait olarak peşin
tahsil olunan hasılat ile cari hesap dönemine ait olup henüz ödenmemiş olan
giderler.(380,381,480,481 no.lu hesaplar)
e. Karşılıklar: Meydana gelmiş veya meydana gelmesi beklenen
fakat miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz
eden belli bazı zararlar karşılamak amacıyla hesaben ayrılan meblağlardır.
f. Alacak ve borçlar (Senetli alacak ve borçlar reeskont
yoluna gidilmediğinde mukayyet değerle
değerlenir.)
5-İTİBARİ DEĞER: İtibari değer, her nevi senetlerle esham
ve tahvillerin üzerinde yazılı olan
değerlerdir.
İtibari
Değer ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a.Kasa mevcudu (yabancı paralar
hariç)
b.Eshamlı şirketlerde, ihraç edilen hisse
senetleri
c.Eshamlı şirketler ve iktisadi kamu
müesseselerince çıkarılan tahviller.
6-VERGİ
DEĞERİ: Vergi
değeri, bina ve arazinin Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesine göre tespit
edilen değeridir.
7-RAYİÇ
BEDEL: Rayiç bedel, bir iktisadi kıymetin
değerleme günündeki normal alım satım
değeridir.
8-EMSAL BEDELİ VE EMSAL ÜCRETİ: Emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan, veya
bilinmeyen veya doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde
satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı
değerdir.
Emsal
bedeli sıra ile, aşağıdaki esaslara göre tayin olunur:
Birinci sıra: (Ortalama fiyat esası) aynı cins ve nevideki mallardan
sıra ile değerlemenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya
bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa,emsal bedeli bu satışların miktar ve
tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan "Ortalama satış
fiyatı" ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış
miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran % 25
ten az olmaması şarttır.
İkinci sıra: (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek
malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu
takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende
satışlar için % 10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli
eder.
Üçüncü sıra: (Takdir esası) Yukarıda yazılı esaslara göre belli
edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir
komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli
ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma
dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır.
Taktir
komisyonu kararına karşı vergi dairesince ve mükellefce dava açılması
mümkündür.
9-ALIŞ BEDELİ: İktisadi kıymetin satın alınması karşılığında
ödenen veya borçlanılan bedeldir. Maliyet bedelinden farkı, satın alma bedeli
yanında iktisap edilmeye ilişkin diğer giderleri de içermemesidir.
Alış
Bedeli ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:Diğer şirketlere ait hisse senetleri ve fon portföyünün
en az % 51`i Türkiye`de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan
yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle değerlenir.
AMORTİSMAN MEVZUUNDAN
BAHSEDEREK USULLERİNİ AÇIKLAYINIZ.
İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve
yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle
269’uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin,
alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki
esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi
amortisman mevzuunu teşkil eder.
İlgili mevzuat gereğince sözleşme
süresinden sonra bedelsiz olarak devlete veya devletçe tensip olunan bir
teşekküle veya belediyeye intikali öngörülen amortismana tabi iktisadi
kıymetlerden (sözleşme süresinde yenilenmesi gerekenler hariç), sermayenin veya
özel maliyet bedellerinin itfası hükümlerine göre amortismana tabi tutulanlar,
genel hükümler uyarınca ayrıca amortismana tabi tutulamazlar.
Değeri 1.1.2005’den itibaren 480, – YTL’yi aşmayan
peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 480, – YTL’yi aşmayan
alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan
doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde
bu had topluca dikkate alınır.
1.Normal amortisman: Mükellefler amortismana tabi iktisadi
kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa
ederler. İlan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı
ömürleri dikkate alınacaktır.
2.Azalan bakiyeler usulüyle
amortisman: Bilanço
esasına göre defter tutan mükelleflerden dileyenler, amortismana tabi iktisadi
değerlerini, azalan bakiyeler üzerinden amortisman usulü ile
yok edebilirler.
Bu usulün uygulanmasında;
-Enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde,
üzerinden amortisman ayrılacak değer, amortismana tabi iktisadi kıymetin
düzeltilmiş değerinden daha evvel ayrılmış olan amortismanların toplamının
taşınmış değerleri indirilmek suretiyle tespit edilir.
-Bu usulde uygulanacak amortisman
nispeti normal amortisman nispetinin (%50’yi geçmemek şartıyla) iki
katıdır.
-Bu usulde amortisman süresi normal
amortisman nispetlerine göre
hesaplanır.
-Bu sürenin son yılına devreden bakiye
değer, o yıl tamamen yok edilir.
3. Fevkalade amortisman: Amortismana tabi olup ta,
1.
Yangın, deprem, su basması gibi afetler neticesinde değerini tamamen veya
kısmen kaybeden;
2.
Yeni icatlar dolayısiyle teknik verim ve kıymetleri düşerek tamamen veya kısmen
kullanılmaz bir hale
gelen;
3.Cebri
çalışmaya tabi tutuldukları için normalden fazla aşınma ve yıpranmaya maruz
kalan;
menkul
ve gayri menkullerle haklara, mükelleflerin müracaatları üzerine Maliye
Bakanlığınca her işletme için işin mahiyetine göre ayrı ayrı belli edilen
"Fevkalade ekonomik ve teknik amortisman nispetleri"
uygulanır.
4.Arazide Amortisman: Boş arazi ve boş arsalar amortismana tabi
değildir. Ancak:
1. Tarım işletmelerinde vücuda getirilen
meyvalık, dutluk, fındıklık, zeytinlik ve güllüklerle incir bahçeleri ve bağlar
gibi tarım tesisleri;
2. İşletmede inşa edilmiş olan her nev’i
yollar ve harklar; amortismana tabi tutulur
5-Madenlerde amortisman: İşletme sebebiyle içindeki cevherin
azalmasından dolayı maddi değerini kaybeden madenlerin ve taş ocaklarının
imtiyaz veya maliyet bedelleri, ilgililerin müracaatları üzerine ayrı ayrı
olmak üzere Maliye Bakanlığınca belli edilecek nispetler üzerinden yok
edilir.
6-Alacaklarda ve Sermayede Amortisman
a-Değersiz alacaklar: Mahkeme kararına veya ispat
edici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar, değersiz
alacaktır.
Değersiz alacaklar, bu niteliğe girdikleri
tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet değeriyle zarara
geçirilerek yok edilirler.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan
mükellefler değersiz alacakları, gider kaydetmek suretiyle yok ederler.
b-Şüpheli alacaklar: Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi
ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
1. Dava
veya icra safhasında bulunan alacaklar;
2. Yapılan
protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine
rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine
değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak
sayılır.
Sayılan nedenlerle şüpheli alacak niteliği
kazanan alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte
karşılık ayrılabilir. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları
tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına
aktarılır.
7-Sermayenin itfası: İmtiyazlı işletmelerde, tesisin
imtiyaz süresinden sonra, bedelsiz olarak Devlete veya Devletçe belirlenecek
bir kuruma veya belediyeye devredilmesi sözleşme gereğince belirlenmiş ise
imtiyaz sözleşmesinde de sermayenin itfası için yıllık belli bir oran veya
miktar ayrılması gösterilmiş olduğu takdirde, bu oran veya miktar üzerinden
sermaye itfa olunur.
8-İlk tesis ve taazzuv giderlerinin ve
peştemallıkların itfası:
Kurumların aktifleştirdikleri ilk tesis ve taazzuv giderleri ile
peştemallıklar mukayyet değerleri üzerinden eşit miktarlarda ve beş yıl
içinde itfa
olunur.
9-Özel maliyet bedellerinin itfası: Özel maliyet bedelleri, kira
süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilir. Kira süresi dolmadan, kiralanan
şeyin boşaltılması halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma
yılında bir defada
gider yazılır.
Amortismana
tabi malların satılması: Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı
(amortismanlar düşüldükten sonra kalan) değerleri arasındaki fark kar ve zarar
hesabına geçirilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerle serbest
meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya
gider kaydederler.
Yenileme Fonu: Satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin
durumuna göre mecburi olursa veya bu konuda işletmeyi idare edenlerce karar
verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu durumda, iktisadi kıymetin satışından
elde edilen kar, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir
hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Bu süre içinde yeni kıymetin
iktisabında kullanılmamış olan karlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir. Üç
yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu karlar o
yılın matrahına ilave
edilir.
Bu açıklamalar çerçevesinde yeni
değerlerin iktisabında kullanılan kar, yeni değerler üzerinden bu kanun
hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup
tamamlandıktan sonra yok edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam
edilir.
Amortismana tabi malların sigorta
tazminatı: Yangın, deprem, sel, su basması gibi
afetler yüzünden tamamen veya kısmen zıyaa, uğrayan amortismana tabi iktisadi
kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (Amortismanlı
olanlarda ayrılmış olan amortisman çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya
eksik olduğu takdirde farkı kar veya zarar hesabına
geçirilir.
Ancak, zarara uğrayan iktisadi kıymetlerin
yenilenmesi, işin durumuna göre mecburi olursa veya bu konuda işletmeyi idare
edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu durumda sigorta
tazminat fazlası, yenileme fonu uygulamasına tabi tutulabilir.
GECİKME FAİZİNİN
UYGULANMASINDAN BAHSEDEREK, GECİKME ZAMMI VE TECİL FAİZİ İLE ARASINDAKİ FARKI
BELİRTİNİZ
Gecikme
Faizinin Niteliği: Gecikme
faizi 6183 sayılı AATUHK kapsamında fer’i alacak olarak tanımlanmıştır. Anaya
Mahkemesi Kararında, gecikme faizinin niteliği, “vergisini ödemek yerine , bu
parayı kendi işlerinin finansmanında kullanan veya başkasına ödünç veren ya da
mevduat olarak bankaya yatıran yükümlü, enflasyon oranı üzerinde veya en
azından bu orana eşit bir yarar sağlamaktadır. Gecikme faizi ile yapılan bu
yararın, paranın asıl sahibi olan Devlete geri verilmesidir.
Gecikme
faizi , ikmalen re’sen veya
idarece yapılan tarhiyatlar için bunların ilgili bulunduğu döneme
ilişkin normal vade tarihinden tahakkuk tarihine, dava konusu
yapılmaları halinde, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar uygulanan
faizdir. VUK’un 112. Maddesinde düzenlenmiştir.
Gecikme
zammı, alacağın belirlenen vadede ödenmemesi halinde borçlunun gecikme
süresi için ödemesi öngörülen bedeldir. 6183 sayılı AATUHK 51. Maddesine göre
kesinleşip vadesinde ödenmeyen amme alacağına uygulanır.
Tecil
Faizi, 6183 sayıl Kanunun 48.
Maddesine göre, kesinleşmiş amme alacağının ödenmesinin borçluyu çok zor duruma
düşüreceği durumlarda idarece kabul edilen ve ertelemesi karşılında alınan
faizdir.
Gecikme Faizi ile Gecikme Zammı Arasındaki
Fark :Gecikme faizi VUK düzenlenmiştir ve
verginin tahakkuk aşamasını takip eden ödeme işleminin geciktirilmesi ile
ilgilidir. Buna karşılık, gecikme zammı kavramı ise, AATUHK düzenlenmiştir ve
vergi ve diğer kamu alacaklarının normal ödeme zamanı içinde ödenememesi
halinde başvurulan cebri tahsil aşaması ile ilgilidir. Dolayısıyla tahakkuku
kesinleşmemiş bir vergi için gecikme zammı aranması mümkün değildir. Gecikme
zammının uygulanabilmesi için ortada tahakkuk etmiş bir vergi olmalıdır.
İkmalen, re`sen veya idarece yapılan
tarhiyatlarda :
a) Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen
vergilerde: Kanunda
belirtilen normal vade tarihinden tahakkuk tarihine kadar geçen süre
için;
b) Dava konusu yapılan vergilerde:Normal vade tarihinden, yargı organı
kararının tebliğ tarihine kadar geçen süreler için;
c) Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi: Uzlaşılan vergi miktarına, normal
vade tarihinden, uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre
için;
d) 376. maddedeki indirim hakkından
faydalanılması durumunda: normal vade tarihinden, (Dava konusu
yapılmaksızın kesinleşen vergilerde olduğu gibi) tahakkuk tarihine
kadargeçen süre için;
6183 sayılı Kanuna göre tespit
edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizi
de vergi ile aynı süre içinde ödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay
kesirleri dikkate alınmaz.
e) İtirazi
kayıtla beyan edilip ödendikten sonra yargı kararına göre iade edilip, yine
yargı kararına göre tahsili gereken vergilere: İade tarihinden yargı kararının
vergi dairesine tebliği tarihine kadar geçen süre için, 6183 sayılı AATUHK göre
belirlenen tecil faizi oranında gecikme faizi hesaplanır.
f) Fazla
veya yersiz olarak tahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken
vergilerin,mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin
tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, üç
aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ
edildiği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi
oranında hesaplanan faiz, red ve iadesi gereken vergi ile birlikte
mükellefe ödenir.
Mükellef
gecikme faizine muhatap olmamak için, dava açılması nedeniyle tahsili duran
vergi ve cezaları davanın devamı sırasında da kısmen veya tamamen ödeyebilir.
Örnek 1: ABC Limited şirketi 2004 faaliyet
dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini kanuni süre olan 1 Nisan-15
Nisan 2005 tarihleri arasında ilgili vergi dairesine tevdi etmemiştir. Bu durum
re’sen tarhiyatı gerektirdiğinden vergi inceleme raporunda belli edilen veya
takdir komisyonunca takdir edilmiş olan matrah üzerinden vergi dairesince tarh
edilen vergi ve kesilen cezaya ait ihbarnameler 25/7/2005 tarihinde tebliğ
edilmiştir.
1 – Tarhiyat dava konusu yapılmaksızın
kesinleşmişse: Örneğe göre tarhiyatın kesinleşmesi tarihi (tebliğ tarihinden
itibaren 30 gün) 25/8/2005 olup, vergi ve ceza ile gecikme faizinin ödeme
süresinin sonu ( tahakkuk tarihinden itibaren 1 ay) 25/9/2005 tarihidir.
Tarhiyatın normal vade tarihi 30 nisan 2005 olduğundan vergiye uygulanacak
gecikme faizinin hesaplanacağı süre Mayıs 2005 ila Temmuz 2005 aylarını içine
alan (3 ay) süredir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara
alınmayacağından Ağustos ayı için faiz hesaplanmayacaktır.
2 – Tarhiyat dava açma konusu yapılmışsa:
Örnekteki dava açma süresi olan 25/7/2005 ila 25/8/2005 tarihleri arasında dava
açıldığı takdirde, bu vergi ile ilgili tahsilat işlemleri duracaktır. 4/10/2006
tarihinde tebliğ edilmiş olan Vergi Mahkemesi kararıyla tarhiyat tamamen veya
tadilen onanmıştır. Vergi mahkemesi kararıyle onanan vergi tahsil edilir
safhaya geldiğinden, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait
ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içindc ödenmesi gerekir. Bu
durumda gecikme faizi 1 Mayıs 2005 tarihi ile 30 Eylül 2005 tarihleri arasında
geçen süre için hesaplanacaktır. (Gecikme faizinin hesaplanmasında ay
kesirleri nazara alınmayacağından Ekim ayı için faiz hesaplanmayacaktır.)
112 nci maddenin 3 numaralı bendinin (b)
fıkrasında gecikme faizinin hesaplanacağı sürenin sonu yargı organı kararının
tebliğ tarihine bağlanmıştır. Maddede geçen yargı organı ifadesinden Vergi
Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay kararlarının anlaşılması gerekir.
Vergi sistemimizde, yargıya intikal etmiş olan uyuşmazlıklarda, vergi ve buna
bağlı cezalar vergi mahkemesi kararıyle kısmen veya tamamen onanmış ise bu
karar üzerine tahakkuk etmekte, dolayısıyle de vergi ve ceza tahsil edilebilir
safhaya gelmiş olmaktadır. Bir üst yargı merciinde dava açılması (Üst yargı
mercii tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş olması hali hariç)
vergi ve cezanın tahsilini durdurmamaktadır.
Bu itibarla, vergi mahkemesi kararına
karşı bir üst yargı merciinde dava açılmış olması halinde yine onanan
miktarlara göre hesaplanan vergi ve cezalar ile birlikte gecikme faizinin
tahsili yoluna gidilecektir. Ancak, üst yargı merciinde dava açılması yanında
yürütmenin durdurulması istenilmiş ve yürütmenin de durdurulmasına karar
verilmiş ise bu takdirde tahsil işlemleri de yürütmenin durdurulduğu süreler
kadar otomatikman durmuş olacağından bu safhada vergi ve cezalar ile gecikme
faizinin tahsili yönünden herhangi bir işlem yapılması kanunen mümkün değildir.
Vergi
alacağı mükellef bakımından vergi borcunu teşkil eder.
2-Tarh: Mükellef tarafından ödenecek verginin idarece
hesaplanmasıdır. Bu hesaplama ilgili vergi kanununda gösterilen matrah ve
nispetler üzerinden vergi tutarının tespit edilmesidir
Vergi Tarhında Ön (Hazırlayıcı) İşlemler
Verginin idarece tarh edildiği işlem
türlerinde (re’sen, ikmalen, verginin idarece tarhı gibi), beyana dayalı
tarhiyatın aksine, matrah vergi dairesince saptanır. Matrahın idare tarafından
saptanması, aslî işlem olan vergi tarhına hazırlayıcı işlem niteliği taşır.
Vergi alınmasında aslî idarî işlem, yani kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem
tarh işlemidir. Ancak kendisi hazırlayıcı nitelikteki matrah saptaması için de
bir kısım ön işlemlere, ön inceleme ve çalışmaya gerek vardır
Yoklama: Vergi idaresinin yükümlüleri ve
yükümlülükle ilgili maddî olayları, kayıtları ve konuları saptamaya yönelik
araştırma işlemidir Yoklamanın ne zaman yapılacağı ilgiliye
bildirilmez; yoklama her zaman yapılabilir. Yoklama sonucu tutanak
niteliğindeki yoklama fişine geçirilir; bu fiş ilgili kişiye imzalatılıp bir
nüshası da ona verilir. Toplu yoklama için yasada ayrıca hüküm getirilmiştir .
İnceleme: Bu işlem, beyanların ve ödenmesi gereken
vergilerin doğruluğunu sağlamak amacıyla yükümlünün defter kayıtları, belgeleri
ve envanteri üzerinde yapılan derinlemesine bir araştırmadır. Vergi
Usul Kanununa göre incelemeye tâbi olanlar, yasa ile öngörülen defter ve
hesapları tutmak, evrak ve belgeleri muhafaza ve gerektiğinde ibraz etmek
zorunda olan gerçek ve tüzel kişilerdir. İnceleme zamanının önceden haber
verilmesi zorunlu değildir; ancak yükümlünün hazırlık yapması gerekli ise haber
verilir. Kanun, sonucu alınmamış hesap dönemi de dahil olmak üzere tahakkuk
zamanaşımı süresi içinde inceleme yapma olanağı tanımaktadır. İnceleme
sonucunda gerektiğinde vergilendirme ile ilgili olaylar ve hesap durumları
tutanakla saptanır; varsa ilgililerin itirazları da bu tutanağa geçirilir.
Vergi Usul Kanununun 30 uncu maddesine göre, inceleme elemanının raporunda
belirtilen matrah farkı üzerinden, ayrıca takdir komisyonuna sevk etmeden,
re’sen vergi tarh edilebilmektedir.
Arama: Bir ihbar ya da inceleme sonucu vergi
kaçırdığı yolunda kuvvetli belirtiler bulunan kişinin ve olayla ilgili bulunan
üçüncü kişilerin nezdinde ve üzerlerinde vergi kaybı ve vergi suçuna ilişkin
delillerin toplanması için yapılan bir araştırmadır. Buna göre, arama için
inceleme elemanının sulh yargıcından karar alması zorunludur (VUK.m.142/2).
Bilgi Toplama Vergi Usul Kanunu vergi dairesine, yükümlü
ile ilgili araştırmalarını yürütürken yükümlüden, yükümlü ile herhangi bir
işlem yapan üçüncü kişilerden, kamu idare ve müesseselerinden bilgi almak
yetkisini tanımaktadır. Kamu idare ve müesseseleri, mükellefler, mükelleflerle
muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişiler, Maliye Bakanlığının veya vergi
incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye
mecburdurlar. Bilgi vermekten çekinme hakkına sahip olanlar yasada ayrıca
belirtilmiştir. Bilgi verme yükümünü yerine getirmeyenlere uygulanacak yaptırım
olarak Vergi Usul Kanununun mükerrer 355 inci maddesinde özel usulsüzlük cezası
hükme bağlanmıştır.
Takdir Komisyonlarınca Matrah
Saptanması: Takdir
komisyonları yetkili makamlarca istenen matrah ve servet takdirlerini yapmakla
görevli, vergi idaresi ve yükümlü kesiminin temsilcilerinden oluşan sürekli ya
da geçici komisyonlardır. Komisyonların matrah saptama konusundaki görevleri
iki ana noktada toplanır: Genel- objektif nitelikteki matrah saptamaları,
bireysel-sübjektif nitelikteki matrah saptamaları.
3-Tebliğ: “Vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade
eden hususların yetkili makamlar tarafından mükellefe veya ceza sorumlusuna
yazı ile bildirilmesidir.Yükümlünün, adına salınan vergiden haberdar olması
için tarh işleminin kendisine bildirilmesi gerekir. Tebliğ adı verilen bu
uygulama işleminden sonra yükümlü ya borcu kabul edip öder ya da işleme karşı
hukuki yollara başvurur. Tebliğ, vergi borcunun daha somutlaşması, iyice
belirginleşmesi bakımından tahakkuk aşaması ile bir köprü kurduğundan
vergilendirme sürecinde büyük önem taşır. Bunun gibi idari ve yargısal
sürelerin işlemeye başlamasında da belirleyici unsur tebliğ tarihi olmaktadır
VUK ta düzenlenen şekliyle tebliğ usulleri
üç kısımda toplanabilir:
-İlgilinin kabul etmesi koşuluyla tebligat
vergi dairesinde yapılabilir (VUK. m.93/2).
-İkinci usul, tebligatın adreste
yapılmasıdır.
-Yasada öngörülen son usul ilan yoluyla
tebliğdir.
4-Tahakkuk: “Tarh ve tebliğ edilen bir verginin
ödenmesi gereken bir safhaya gelmesidir” (m.22). Vergilendirme sürecinin önemli
bir aşaması da tahakkuktur. Vergi borcunun ödenecek duruma gelmesini ifade eden
bu aşama, vergilendirme sürecinde hukuk tekniği açısından ayrı bir idari işlem
niteliği taşımamaktadır. Tahakkuk, tarh edilen verginin ödenecek aşamaya
gelmesini ifade eden bir durumdur, bir saptamadır. Bu aşama ya belli dava
süresinin geçirilmesi ile kendiliğinden yada yargı organının açılan davayı ret
kararı üzerine gerçekleşir. Bu kendiliğinden gerçekleşme özelliği tahakkuku
birer idari işlem olarak tarh ve tahsil işlemlerinden ayıran en önemli
noktadır.
Beyana dayalı vergilendirmede tahakkukun
tarh işlemiyle birlikte gerçekleşmesi de ona ayrı bir işlem niteliği
kazandırmamaktadır. Beyan usulünün daha önce belirtilen özelliği gereği tarh
işlemiyle birlikte vergi tahakkuk eder. Buna karşılık örneğin ikmalen ya da
resen vergi tarhında idarenin inisiyatifiyle gerçekleştirdiği işlemlerden
haberdar edilerek belli hukuki yolları kullanma olanağı yükümlüye tanınmakta;
tahsil ertelenmekte, yani ayrı bir aşama olarak araya tahakkuk aşaması
girmektedir.
Tahakkuk- Kesinleşme: Tarh edilen bir vergi borcu kendisine
tebliğ edilen yükümlü ya bu borcu kabul edip öder ya da hakkında tesis edilen
işlemin hukuka aykırı olduğu kanısında ise belli hukuki yollara başvurur.
Birinci durumda, yani otuz günlük süreyi dava açmadan geçirerek vergi borcunu
kabul etmiş olan yükümlü bakımından vergi tahakkuk eder; ayni zamanda artık
hukuken süresinde kullanılabilecek herhangi bir olağan yargısal başvuru olanağı
kalmamış olduğundan tahakkuk eden vergi kesinleşmiş de olur. Buna karşılık
yükümlü haksız bir işleme muhatap olunduğu gerekçesiyle süresinde vergi davası
açarsa tahakkuk, yani ödenecek duruma gelme, mahkeme kararına kadar ertelenir
Ancak ihtirazi kayıtla verilen
beyannameler için erteleme söz konusu değildir (İYUK.m.27/3). Vergi mahkemesi
yükümlünün iddiasını kabul ederse vergi tahakkuk etmez; buna karşılık vergi
mahkemesi davayı reddederse, vergi işleminin doğruluğu yolundaki belirtiler
artık iyice kuvvetlendiğinden ve mahkeme kararı işlem lehine adeta bir karine
oluşturduğundan vergi borcu tahakkuk eder, ödenmesi gerekli aşamaya gelir .
Davası reddedilip borcu tahakkuk eden yükümlü bir yandan vergisini öder, öte
yandan tarh işlemi ve mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu kanısını hala
taşıyorsa üst yargı mercilerine başvurur. Kanun yollarına başvurma yürütmeyi
durdurmaz. Meğerki üst yargı mercilerinde bu yolda bir karar verilmiş olsun.
Görüldüğü gibi tahakkuk etmiş ve ödenmiş olan vergi henüz kanun yolları
tüketilmediğinden, kesinleşmemiştir.
Sonuç olarak tüm olağan kanun yollarına
başvuru olanaklarının tüketilmesi anlamına gelen kesinleşme ve tahakkuk
kavramları farklıdır.
5-Tahsil: . “Verginin tahsili Kanuna uygun surette
ödenme” şeklinde tanımlar (VUK.m.23). Somut, sübjektif bir vergilendirme
işleminde vergiyi doğuran olay ile ortaya çıkan vergi ödevi ilişkisi verginin
tahsili ile sona erer. tahsil işlemi ile yani ödeme ile o vergi borcu ortadan
kalkmış olur. Tahakkuk aşamasının aksine, tahsil ayrı bir idari işlem niteliği
taşır. Dolayısıyla tahsil aşamasında yapılan yanlışlıklar idari ve yargısal
denetim konusu olabilir. Tarh ve tahsil işlemleri arasında temel işlem – sonuç
işlem bağıntısı vardır
Tahakkuku tahsile bağlı vergiler:Damga Vergisi gibi bazı vergilerde
tahakkuk tahsile bağlıdır. Verginin tahsili tahakkuku da içine alır.Tahakkuku
tahsile bağı vergiler zamanında tahsil edilmediğinde İhbarname ile tarh ve
tahakkuk ettirilir.
VERGİ ALACAĞININ
KALKMASI
1-ÖDEME: Mükellefin vergi borcunu bağlı
olduğu vergi dairesine ödemesidir. Vergi, kanunlarında gösterilen süreler
içinde ödenir. Ödeme süresinin son günü verginin vadesitarihidir.
Ödeme bağlı olunan vergi dairesi dışındaki
vergi dairelerine de hangi vergi dairesi hesabına yatırıldığının bildirilerek,
yapılabilir.
Beyannamenin posta ile gönderilmesi
halinde, beyan edilen vergi tahakkuk işleminin bitmesi beklenmeksizin vadesinde
ödenir.
Beyanname verilme süresi ile ödeme süresi
farklı olabilmektedir. Beyanname verme süresini uzatan nedenler aynı zamanda
ödeme süresini de uzatmaktadır. (mücbir
sebep
Verginin kanunlarda gösterilen ödeme
süreleri:
Gelir
Vergisi Kanunu: (2 taksit) Mart – Temmuz
Kurumlar
Vergisi Kanunu: (1 taksit) Nisan
Motorlu
Taşıtlar Vergisi: Ocak – Temmuz
Muhtasar
Beyanname : Ertesi ayın 26. günü
Katma Değer Vergisi: Ertesi ayın 26.
günü
Veraset ve İntikal
Vergisi: Tahakkuktan sonra 3 yıl içinde Mayıs ve Kasım aylarıdır.
Özel
ödeme zamanları: **
1. -İkmalen, re`sen veya idarece tarh olunan
vergiler taksit zamanlarından evvel tahakkuk etmişse; taksit
süreleri içinde ödenir.
- Taksit süreleri kısmen veya tamamen
geçtikten sonra tahakkuk etmişse; geçmiş taksitler, tahakkuk tarihinden
başlayarak bir ay içinde ödenir.
Örnek: Gelir vergisi mükellefine 2003 takvim
yılına ilişkin olarak ikmalen tarhiyat 5.5.2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Mükellef dava yoluna gitmediğinden 4.6.2004 tarihinde tarhiyat kesinleşmiştir.
İkmalen tarhiyat 1.500.000.000 TL’dir. Verginin ödeme zamanları ne olacaktır.
Çözüm:
Gelir vergisi taksit süreleri; Mart – Temmuz’dur.
I.Taksit: Normal ödeme
tarihi geçmiş olduğundan tahakkuktan itibaren 1 ay içinde,
4.7.2000’e kadar.
II.Taksit: Taksit zamanı
geçmediğinden Temmuz sonunda ödenir.
2. – Memleketi terk ve ölüm gibi mükellefiyeti
sona erdiren hallerde, beyan üzerine tarh olunan vergiler, beyanname verme
süreleri içinde denir.
- Mükellefin, vadeleri bu süreden sonra
gelen vergileri de aynı süre içinde alınır.
Örnek: Gelir Vergisi Kanununun 92 nci maddesinde,
ölüm halinde beyannamenin 4 ay içinde verileceği belirtilmiştir. Bu durumda
ödemenin de bu süre içinde yapılması gerekir.
- Memleketi terk edenlerin, ölenlerin veya
benzeri haller dolayısıyla mükellefiyetleri kalkanların ikmalen, re`sen
veya idarece tarh olunan vergileri tahakkuk tarihinden başlayarak bir
ay içinde ödenir.
Bir aylık bu süre Amme Alacaklarının
Tahsil Usulü Hakkında Kanun uyarınca teminat gösterilmesi halinde, vergi
kanunu ile belli taksit zamanına kadar ve taksit zamanı
geçmiş ise üç ay uzatılır.
Örnek:Gayri menkul sermaye iradı elde eden ve 06.10.2004
tarihinde ölen bir kişinin ölüm tarihine kadar olan geliri
(1.1.2004-06.10.2004) için beyannamenin verilme süresi ve verginin ödeme vadesi
ölüm tarihinden itibaren 4 ay yani 6.2.2005 tarihidir. Ancak mirasçılar teminat
gösterirse ödeme yıllık gelir vergisinin taksit süreleri içinde( Mart,Temmuz)
yapılabilecektir.
3. Vergi mahkemesinde dava açma
dolayısıyla tahsili durdurulan vergilerden taksit süreleri geçmiş olanlar,
vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait ihbarnamenin
tebliği tarihinden itibaren bir ay içinde ödenir.
4. Maliye Bakanlığınca belirlenen ödeme süreleri
(VUK 111)
500 den fazla mükellefi olan vergi
dairelerine para yatırmak bakımından mükelleflere, vadenin bitmesini takip eden
tarihten başlayarak 15 gün içerisinde gün belli etmeye Maliye Bakanlığı
yetkilidir.
5. Mücbir sebep hali ilan edilen il,
ilçe ve yerlerdeki mükelleflerin vergi borçlarının ödeme süresi
Maliye Bakanlığı il ilçe ve bölgeler
itibariyle, mücbir sebep ilan edilen yerlerdeki mükelleflerin bu kanun
kapsamında olup ödeme süresi afet tarihinden sonraya rastlayan her türlü vergi
ve cezalar ile gecikme faizlerinin ödeme suretlerini vadelerinin bitimi
tarihinden itibaren azami bir yıl süreyle uzatmaya yetkili kılınmıştır.
Maliye bakanlığı bu yetkisini yerleşim
yerleri (il, ilçe) itibariyle veya afetten zarar görme derecesine ya da vergi
türlerine göre farklı süreler tespit ederek de kullanılabilecektir.
6. Uzlaşma halinde ödeme:Uzlaşma
tutanağı kanuni ödeme süresinden önce ilgiliye tebliğ edilmişse kanuni ödeme
zamanında, kanuni ödeme süresi kısmen veya tamamen geçtikten sonra tebliğ
edilmişse tebliğ edildiği tarihten itibaren bir ay içinde ödenmesi gerekir.
7.Pişmanlık halinde ödeme:VUK 371.
Maddesine uygun olarak verilen beyannameler üzerinde tahakkuk eden vergiler ve
pişmanlık zammının, haber verme tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenmesi
gerekir. Ancak taksit süreleri henüz geçmemiş olan vergiler taksit süresinde
ödenir.
Örnek:2003 yılında elde ettiği menkul
sermaye iradına ilişkin gelir vergisi beyannamesini 10 Haziran 2004 tarihinde
pişmanlık talepli veren bir mükellefe 6 milyar gelir vergisi tahakkuk ettirilmişse,
bu mükellefin 25 Hazirana kadar süresi geçen 1. taksiti (3 milyar) ve buna
isabet eden pişmanlık zammını ödemesi gerekir. İkinci taksit ise Temmuz ayında
ödenecektir.
2.
ZAMANAŞIMI:Zamanaşımı,
süre geçmesi nedeniyle vergi alacağının kalkmasıdır.
Zamanaşımında hak (alacak) ortadan
kalkmaz, fakat talep ve dava hakkı düşer. Zamanaşımını bundan yararlanacak
olanın bir def’i olarak ileri sürmesi gerekir.
Hak düşürücü sürede bu sürenin geçip
geçmediğini hakim kendiliğinden dikkate almaktadır. Ayrıca, hak düşürücü süre
alacağı da ortadan kaldırmaktadır.
Ancak
Vergi Usul Kanunu’nda yer alan zamanaşımında, mükellefin bu hususta bir
müracaatı olup olmadığına bakılmaksızın hüküm ifade edeceği belirtilmiştir. Bu
yönüyle Vergi Usul Kanunu’ndaki zamanaşımı hak düşürücü süre niteliği
taşımaktadır.
Zamanaşımı
süreleri:
Vergi alacağının doğduğu takvim yılını
takip eden yılın başından başlayarak beş yıl içindetarh ve
mükellefe tebliğ edilmeyen vergiler zamanaşımına uğrar. (Buna tarh zamanaşımı
denir.)
Yatırım
indiriminde yatırımcının
öngörülen özel şartları ihlal etmesi halinde, zamanaşımı bu şartların ihlal
edildiği yılı takip eden yıl başından itibaren başlar.
Damga vergisine tabi olup vergi ve cezası
zamanaşımına uğrayan evrakın hükmünden tarh zamanaşımı süresi dolduktan sonra
faydalanılması halinde sözkonusu evraka ait vergi alacağı yeniden doğar. (VUK
114)
Tasfiye halinde zamanaşımı tasfiyeye giren
kurumlarda, tasfiyenin son bulduğu tarihi izleyen yıldan başlamaktadır. (KVK
30)
Veraset ve İntikal vergisinde zaman aşımı ivazsız intikal veya
miras yoluyla edinilen malları,
-Beyanname ile beyan edildiği durumlarda
beyanname verildiği,
-Beyannamede gösterilmeyen malların
bulunması veya beyanname verilmeyen hallerde, intikal eden malların idarece
tespit edildiği,
-Terekenin tahriri,defter tutma veya resmi
tasfiye hallerinde bu işlemlerin tamamlandığı (mükellefiyetin doğduğu)
tarihi takip eden yılın
başından başlamaktadır.(VİVK 20)
Emlak
Vergisinde bildirim dışı kalan bina ve arazinin vergi ve cezalarında
zaman aşımı, bu bina ve arazinin beyan edilmediğinin idarece öğrenildiği tarihi
takip eden yılın başından itibaren başlar. (EVK 40)
Yıllara
sari inşaat ve onarım işlerinde vergi alacağı işin bittiği yılın
geliri olarak doğduğundan zaman aşımı da bu işe ilişkin gelirin beyan edildiği
yılda başlayacaktır.
İthalde
alının vergilerde zaman aşımı, Gümrük kanununa göre, gümrük
yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren 3 yıldır.
İade
edilecek gelir vergisinde, beyannamede mahsup imkanı olmayan verginin
mükellefe bildirilmesi ve mükellefin kendisine tebliğ edilen verginin, bir yıl
içinde müracaat ederek iadesini istemesi gerekir. Buradaki bir yıllık süre
mükellef açısından hak düşürücü süre niteliğindedir.(GVK 121)
*Vergi dairesince matrah takdiri için
takdir komisyonuna başvurulması zamanaşımını durdurur. Duran
zamanaşımı komisyon kararının vergi dairesine verilmesini takip eden günden
itibaren işlemeye devam eder.
Tahakkuk zamanaşımını durduran başka bir
neden de mücbir sebeplerdir Vergi Usul Kanunu mücbir sebeplerin meydana gelmesi
halinde sürelerin, bu sebeplerin kalkmasına kadar işlemeyeceğini, tarh
zamanaşımının da işlemeyen süreler kadar uzayacağını öngörmektedir.
Burada zamanaşımı süresi durmakta, ancak,
özel hukukta olduğu gibi kesilmemektedir. Zira takdir komisyonunda geçen süre
kadar zaman aşımı süresi uzamakta fakat kesilmede olduğu gibi yeniden
başlamamaktadır.
Örnek: 1999 yılı gelirine ilişkin olarak
20.12.2004 tarihinde takdir komisyonuna sevk edilen bir mükellef dosyası
komisyonda 30.06.2005 tarihinde karara bağlanmış ve karar aynı gün vergi
dairesine intikal etmişse tarh zaman aşımı süresi 11.07.2005 tarihi mesai saati
sonunda bitecektir.
Oysa zaman aşımının kesilmesinde zaman
aşımını kesen sebebin ortadan kalkmasından itibaren 5 yıl yeniden başlamakta ve
önceden geçen süreler dikkate alınmamaktadır.
3. TERKİN: Bazı koşulların varlığı halinde vergi
alacağını bütün hukukî sonuçları ile birlikte ortadan kaldıran bir idari
işlemdir.
Terkin
Nedenleri
Vergi
hataları dolayısıyla yapılan terkinler, Yükümlü aleyhine doğmuş olan vergi hatalarının
düzeltilmesi halinde vergi henüz tahakkuk etmemişse hatalı işlem düzeltilir;
tahakkuk etmiş vergiler ise terkin edilir. Vergi ayni zamanda tahsil edilmiş
ise terkin edilen vergi, yükümlüye red ve iade edilir.
Yargı
organlarının kararına dayanan terkinler Vergi yargı organlarının kararları uyarınca da tarh
olunmuş veya tahakkuk etmiş vergiler terkin olunur. Bu yolla verginin terkin
edilebilmesi için yargı organının verdiği kararın kesin nitelikte olması yahut
süresi içinde üst mercie başvurulmadığı için kararın kesinleşmiş bulunması veya
süresi içinde üst yargı organına başvurulmuş ise vergi mahkemesi kararının
onaylanmış bulunması gerekir.
Vergi
Usul Kanununun öngördüğü terkin nedenleri
Yangın, yer sarsıntısı, yer kayması, su
basması, kuraklık, don, muzır hayvan ve haşarat istilası ve bunlara benzer
afetler
yüzünden:
a. Varlıklarının en az üçte birini
kaybeden mükelleflerin bu afetlerin zarar verdiği gelir kaynakları ile ilgili
bulunan vergi borçları ve vergi cezaları;
b. Mahsullerinin en az üçte birini
kaybeden mükelleflerin, afete maruz arazi için zararın tahakkuk ettiği hasat
zamanına isabet eden yıla ait olarak tahakkuk ettirilen Arazi Vergisi borçları
ve vergi cezaları; Maliye Bakanlığınca kısmen veya tamamen terkin edilir.
Tabii
afetlerde, afetin meydana geldiği tarihten önce tahakkuk edip ödenmemiş
borçları terkin edilir..
Amme
Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun öngördüğü terkin nedenleri
Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında
Kanunda da (m.105) doğal afetler nedeniyle yapılacak terkine ilişkin bir hüküm
bulunmaktadır. Terkin yetkisi Maliye Bakanlığına değil, Bakanlar Kuruluna
verilmiştir. Yine aynı Kanuna göre, yapılan takip sonunda tahsili imkânsız veya
tahsili için yapılacak giderlerin alacaktan fazla bulunduğu anlaşılan 8 YTL
(dahil) kadar kamu alacakları kamu idarelerinde terkin yetkisini haiz olanlar
tarafından terkin edilir
4.TAHAKKUKTAN
VAZGEÇME: İkmalen, re`sen veya idarece tarh
edilen vergi ve bunlara ilişkin cezaların toplam miktarı(13 YTL’yi) aşmaması ve
tahakkukları için yapılacak giderleri karşılayamayacak kadar küçük olması
halinde, Bakanlıkça bu vergilerin tahakkukundan vazgeçilebilir.
5. VERGİ HATALARINI DÜZELTME
Vergi Hatası:
Vergi Usul Kanununda vergi hatası,
“vergiye müteallik hesaplarda veya vergilendirmede yapılan hatalar yüzünden
haksız yere fazla veya eksik vergi istenmesi veya alınmasıdır.” şeklinde
tanımlanmıştır. Buna göre vergi hatası hesap hataları ve vergilendirme hataları
olarak iki ana grupta toplanmıştır.
a- Hesap Hataları:
1. Matrah hataları : Vergilendirme ile ilgili beyanname,
tahakkuk fişi, ihbarname, tekalif cetveli ve kararlarda matraha ait rakamların
veya indirimlerin eksik veya fazla gösterilmiş veya hesaplanmış olmasıdır.
2. Vergi miktarında hatalar : Vergi nispet ve tarifelerinin yanlış
uygulanması, mahsupların yapılmamış veya yanlış yapılmış olması, birinci bentte
yazılı vesikalarda verginin eksik veya fazla hesaplanmış veya gösterilmiş
olmasıdır.
3. Verginin mükerrer olması : Aynı vergi kanununun uygulanmasında
belli bir vergilendirme dönemi için aynı matrah üzerinden bir defadan fazla
vergi istenmesi veya alınmasıdır.(tevkif suretiyle alınan verginin mahsup
edilememesi örnek olarak gösterilebilir)
b-
Vergilendirme Hataları:
1. Mükellefin şahsında hata : Bir verginin asıl borçlusu yerine
başka bir kişiden istenmesi veya alınmasıdır. (Örn: Mükellefin ödediği
borcunun, ayni isimli başka bir şahsın hesabına geçirilmesi)
2. Mükellefiyette hata : Açık olarak vergiye tabi olmayan
veya vergiden muaf bulunan kimselerden vergi istenmesi veya
alınmasıdır.(Örn:yabancı ülkelerin Türkiyede’ki elçileri GVK 15’e göre gelir
vergisinden muaftır. Bu hükme rağmen gelir vergisi tahakkuk ettirilmesi
mükellefiyette hataya girer)
3. Mevzuda hata : Açık olarak vergi mevzuuna girmeyen
veya vergiden müstesna bulunan gelir, servet, madde, kıymet, evrak ve işlemler
üzerinden vergi istenmesi veya alınmasıdır. (Örn:Döviz teslimleri KDV’den
istisna edilmiştir. Bu hükme rağmen döviz satışı dolayısıyla KDV istenmesi
verginin konusunda hataya girer.)
4. Vergilendirme veya muafiyet döneminde
hata : Aranan verginin ilgili bulunduğu
vergilendirme döneminin yanlış gösterilmiş veya süre itibariyle eksik veya
fazla hesaplanmış olmasıdır.(2002 Nisan dönemi KDV beyannamesini vermeyen bir
mükellef adına takdir edilen KDV döneminin 2001 Nisan olarak gösterilmesi
dönemde hata oluşturur.)
Hataların Meydana Çıkarılması :Vergi hataları şu yollarla meydana
çıkarılabilir:
1. İlgili memurun hatayı bulması veya
görmesi ile;
2. Üst memurların yaptıkları incelemeler
neticesinde hatanın görülmesi ile;
3. Hatanın teftiş sırasında meydana
çıkarılması ile;
4. Hatanın vergi incelenmesi sırasında
meydana çıkarılması ile;
5. Mükellefin müracaatı ile.
Düzeltme Yetkisi ve Reddiyat :Vergi hatalarının düzeltilmesine,
ilgili vergi dairesi müdürü karar verir.
Bu hatalar düzeltme fişine dayanılarak
düzeltilir. Hatanın mükellef aleyhine yapılmış olması halinde, fazla vergi aynı
fişe dayanılarak terkin ve tahsil olunmuş ise mükellefe reddolunur. Düzeltme
fişinin bir nüshası, reddedilecek miktarla müracaat edeceği muhasebe ve
müracaat süresi zikredilmek suretiyle mükellefe tebliğ edilir. Mükellef tebliğ
tarihinden başlıyarak bir yıl içinde parasını geri almak üzere müracaat
etmediği takdirde hakkı sakıt olur.
Re’sen Düzeltme :İdarece tereddüt edilmeyen açık ve
mutlak vergi hataları re’sen düzeltilir. Kendi aleyhlerine düzeltme yapılan
kimselerin düzeltmeye karşı vergi mahkemesinde dava açma hakları mahfuzdur.
Düzeltme Talebi :Mükellefler, vergi muamelelerindeki
hataların düzeltilmesini vergi dairesinden yazı ile isteyebilirler. Bunların
posta ile taahhütlü olarak gönderilmesi caizdir.
Düzeltme Talebinin İncelenmesi :Vergi dairesinin ilgili servisi
düzeltme talebini kendi mütalaasını da ilave ederek, düzeltme merciine
gönderir.
Düzeltme
mercii talebi yerinde gördüğü takdirde, düzeltmenin yapılmasını emreder;
yerinde görmediği takdirde, keyfiyet düzeltmeyi isteyene yazı ile tebliğ
olunur.
Şikayet Yolu İle Müracaat :Vergi mahkemesinde dava açma süresi
geçtikten sonra yaptıkları düzeltme talepleri reddolunanlar şikayet yolu ile
Maliye Bakanlığına müracaat edebilirler.
Bu madde gereğince il özel idare vergileri
hakkında valiliğe ve belediye vergileri hakkında belediye başkanlığına müracaat
edilir.
Düzeltmenin Şümulü : Vergi mahkemesi, bölge
idare mahkemesi ve Danıştaydan geçmiş olan muamelelerde vergi hataları
bulunduğu takdirde, bu hatalar, yargı kararları kesinleşmiş olsa bile, evvelki
maddelerde yazılı usul dairesinde düzeltilebilir. şu kadar ki; düzeltmenin
yapılabilmesi için hatalar hakkında anılan yargı mercileri tarafından bir karar
verilmemiş olması şarttır.
Düzeltmede Zamanaşımı :114’üncü maddede yazılı zamanaşımı
süresi dolduktan sonra meydana çıkarılan vergi hataları düzeltilemez. şu kadar
ki, düzeltme zamanaşımı süresi:
a) Zamanaşımı süresinin son yılı içinde
tarh ve tebliğ edilen vergilerde hatanın yapıldığı;
b) İlan yolu ile tebliğ edilip vergi
mahkemesinde dava konusu yapılmaksızın tahakkuk eden vergilerde mükellefe ödeme
emrinin tebliğ edildiği;
c) İhbarname ve ödeme emri ilan yoluyla
tebliğ edilen vergilerde 6183 sayılı Kanuna göre hacizin yapıldığı;
Tarihten başlayarak bir yıldan aşağı
olamaz
Katma değer
vergisinde hataların düzeltilmesi
Vergiye tabi bir işlem söz konusu olmadığı
veya KDV’yi fatura ve benzeri vesikalarda göstermeye hakkı bulunmadığı halde,
düzenlediği bu tür vesikalarda KDV gösterenler, bu vergiyi ödemekle
mükelleftirler. Bu husus kanuna göre borçlu oldukları vergi tutarından daha
yüksek bir meblağı gösteren mükellefler için de geçerlidir.Bu gibi sebeplerden
fazla ödenen vergiler, Maliye Bakanlığının belirleyeceği usul ve esaslara göre
ilgililere iade edilir. (KDV 8/2 )
Örnek: %1 oranında vergiye tabi olması gereken 150
m2’den küçük konut satan mükellef (A)’nın bu satışa ilişkin düzenlediği
faturada vergi oranını %10 yazması halinde alıcının durumuna göre düzeltme
farklı olacaktır.
- Alıcının da KDV mükellefiyetinin olması
halinde, (A) bu vergiyi beyan edip öderken indirim hakkı bulunan alıcı da bu
vergiyi kendi hasılat KDV’sinden indirmek suretiyle düzeltir. Defter, belge ve
beyannamelerde herhangi bir düzeltme yapılmaz. İndirim konusu
yapılamayan vergiyi 91 Seri No.lu KDVG Tebliğinde belirtilen usul ve
esaslarda iade konusu yapabilir.
- Alıcının indirim hakkı bulunmayan, banka
veya nihai tüketici olması halinde, (A) bu vergiyi beyan edip öder fakat
hatanın ortaya çıkmasından sonra alıcı ile birlikte vergi dairesine düzeltme
talebinde bulunur. Hatanın beyan süresinden önce ortaya çıkarılması halinde
faturanın iade edilerek yeni bir fatura düzenlenerek de hata düzeltilebilir. 23
Seri No.lu KDVG Tebliğinde belirtilen usule göre iade edilir.
- Müzayede mahallinde yapılan satışlarda,
ihalenin iptal edilmesi halinde, alıcının indirim hakkının bulunup
bulunmadığına bağlı olmaksızın 15 ve 82 No.lu KDVG Tebliğlerinde belirtildiği
üzere vergi alıcıya iade edilir.
Vergi Borcunu Sona Erdiren Diğer Nedenler
Uzlaşma, Resen, ikmalen ve idarece tarh
edilen vergilerde idare ile yükümlüler karşı karşıya gelerek anlaşabilirler
Uzlaşma gerçekleştiği takdirde idarenin vazgeçtiği miktardaki vergi borcu ve
vergi borcu aslına bağlı olarak vergi cezası belli miktar itibariyle sona ermiş
olur. Uzlaşma talebinin vergi mahkemesinde dava açma süresi içinde yapılması
gerektiğinden , uzlaşma sonucunda , henüz tahakkuk etmemiş, yani tarh edilmekle
birlikte ödenmesi gerekli duruma gelmemiş borç son bulur.
Yargı
Kararları, Yükümlüler tarh edilen vergi ve cezalara
karşı süresi içinde vergi yargısı organlarına başvurabilirler. Yargı
organlarının kararı vergi borcunun ve cezasının kısmen ya da tamamen
kaldırılması yönünde olduğu takdirde yapılan idari işlem geri alınacağından
vergi veya ceza o oranda sona erer.
CEZALARIN ÖDENMESİ VE KALKMASI
1- Vergi cezalarının Ödenmesi :
1.
Cezaya karşı vergi mahkemesinde dava açılmamışsa dava açma süresinin bittiği
tarihten;
2. Cezaya karşı dava açılmışsa; vergi
mahkemesi kararı üzerine vergi dairesince düzenlenecek ihbarnamenin ilgiliye
tebliğ tarihinden; başlayarak bir ay içinde ödenir.
2- Yanılma:
Aşağıda yazılı hallerde vergi cezası
kesilmez :
1.
Yetkili makamların mükellefin kendisine yazı ile yanlış izahat vermiş olmaları
;
2.
Bir hükmün uygulanma tarzı hususunda yetkili makamların görüş ve kanaatini
değiştirmiş veya bu hükme ait bir içtihadın değişmiş olması.
3- Pişmanlık ve ıslah:
Beyana
dayanan vergilerde vergi ziyaı cezasını gerektiren (360 ıncı
maddede yazılı iştirak şeklinde yapılanlar dahil) kanuna aykırı
hareketlerini ilgili makamlara kendiliğinden dilekçe ile haber veren
mükelleflere aşağıda yazılı kayıt ve şartlarla vergi ziyaı cezası kesilmez.
1.
Mükellefin keyfiyeti haber verdiği tarihten önce bir muhbir tarafından herhangi
resmi bir makama dilekçe ile veya şifahi beyanı tutanakla tevsik edilmek
suretiyle haber verilen husus hakkında ihbarda bulunulmamış olması (Dilekçe
veya tutanağın resmi kayıtlara geçirilmiş olması şarttır.)
2.
Haber verme dilekçesinin yetkili memurlar tarafından mükellef nezdinde herhangi
bir vergi incelemesine başlandığı veya olayın takdir komisyonuna intikal
ettirildiği günden evvel (kaçakçılık suçu teşkil eden fiillerin işlendiğinin
tespitinden önce) verilmiş ve resmi kayıtlara geçirilmiş olması;
3.
Hiç verilmemiş olan vergi beyannamelerinin mükellefin haber verme dilekçesinin verildiği
tarihten başlayarak 15 gün içinde tevdi olunması;
4.
Eksik veya yanlış yapılan vergi beyanının mükellefin keyfiyeti haber verme
tarihinden başlayarak 15 gün içinde tamamlanması veya düzeltilmesi ;
5.
Mükellefçe haber verilen ve ödeme süresi geçmiş bulunan vergilerin ödemenin
geciktiği her ay ve kesri için, 6183 sayılı Kanunun 51 inci maddesinde
belirtilen nispette uygulanacak gecikme zammı oranında bir zamla birlikte haber
verme tarihinden başlayarak 15 gün içinde ödenmesi.
Bu madde hükmü Emlak Vergisinde
uygulanmaz.
4- Ölüm:Ölüm
halinde vergi cezası düşer.
5- Mücbir sebepler: Vergi
Usul Kanununun 13. maddesinde yazılı mücbir sebeplerden herhangi birinin vukua
geldiği malum ise veya tevsik ve ispat olunursa vergi cezası kesilmez.
6- Ceza kesmede zamanaşımı:Aşağıda yazılı süreler geçtikten sonra
vergi cezası kesilmez.
1. Vergi ziyaı cezasında, cezanın
bağlı olduğu vergi alacağının doğduğu takvim yılını takip eden yılın
birinci gününden; Özel usulsüzlük ve Bilgi vermekten çekinenler ile 256,257 ve
mükerrer 257 nci madde hükmüne uymayanlar için kesilecek usulsüzlük
cezalarında, usulsüzlüğün yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden
başlayarak beş yıl,
2. Usulsüzlükte, usulsüzlüğün
yapıldığı yılı takip eden yılın birinci gününden başlayarakiki yıl;
İçinde
zamanaşımına uğrar.
Vergi ziyaı cezası ile usulsüzlüğün
birleşmesi halinde kesilecek ceza, vergi ziyaı cezası için belli
edilen zamanaşımı süresi içinde kesilir.
Bu
süreler içinde ceza ihbarnamesi tebliğ edilmekle zamanaşımı kesilmiş
olur.
7-.Af, Devletin tek taraflı olarak alacağından vazgeçmesi
demek olan af vergi cezalarının sona erme nedenlerindendir. Tarh edilmiş
vergilerin belli süreler içinde ödenmesi kaydıyla bunlara ilişkin cezaların
veya gecikme zamlarının affedileceği öngörülür. Af esas itibariyle vergi
cezalarını sona erdiren bir neden olmakla birlikte bazen cezanın yanında vergi
aslının bir kısmı da affedilmektedir
VERGİ KANUNLARIMIZA GÖRE SORUMLULUK HALLERİ
Vergi sorumlusu, verginin ödenmesi
bakımından, alacaklı vergi dairesine karşı muhatap olan kişi olarak
tanımlanmaktadır.
Kanuni Temsilcilerin Ödevleri(VUK-10) Küçük ve kısıtlılarla tüzel
kişilerin mükellef olması halinde bunlara düşen ödevler kanuni temsilciler
tarafından yerine getirilir. Cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan topluluklar
mükellef olduğunda bunlara ait ödevler idare edenler veya varsa temsilcileri
tarafından yerine getirilir.
1. Küçük ve Kısıtlıların Temsilinde
Sorumluluk
a) Vergi Aslında Sorumluluk:
Küçük ve kısıtlılara ait ödevlerin kanuni
temsilciler tarafından yerine getirilmemesi dolayısı ile alınamayan vergiler
küçük ve kısıtlının mal varlığından alınamadığı takdirde, kast ve ihmale
bakılmaksızın kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.
Kanuni temsilcilerin asıl mükellefe rücu
hakkı vardır.
b) Vergi Aslına Bağlı Alacaklarda Sorumluluk:
Küçük ve kısıtlılara ait ödevlerin kanuni
temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı kesilen vergi aslına
bağlı alacaklar (Gecikme faizi ve gecikme zammı ) küçük ve kısıtlının mal
varlığından alınamadığı takdirde, kanuni temsilcinin mal varlığından alınır.
Kanuni
temsilcilerin asıl mükellefe rücu hakkı vardır.
c)
Vergi Cezasında Sorumluluk
Küçük
ve kısıtlılara ilişkin vergileme ile ilgili ödevlerin kanuni temsilciler
tarafından yerine getirilmemesinden dolayı kesilecek vergi cezası her hal ve
takdirde kanuni temsilciden alınır ve kanuni temsilcinin ödediği cezaları
mükellefe rücu hakkı yoktur.
d)
Diğer Cezalar:
Hapis
cezaları da kanuni temsilciler adına hükmolunur.
2. Tüzel Kişilerin Temsilinde Sorumluluk:
Vergi
Aslı Vergi Aslına Bağlı Alacaklar ve Vergi Cezasında:
Tüzel kişiliğe ilişkin vergileme ile
ilgili ödevlerin kanuni temsilciler tarafından yerine getirilmemesinden dolayı
salınan vergi aslı, vergi aslına bağlı alacaklar ve kesilen vergi cezaları
tüzel kişiliğin mal varlığından alınamadığı takdirde, kanuni temsilcinin mal
varlığından alınır.
Kanuni
temsilcinin cezalar dışındakileri tüzel kişiliğe rücu hakkı vardır.
Vergi Ödevlerinin Yerine Getirilmediğinin
Kanuni Temsilcinin Değişmesinden Sonra Ortaya Çıkarılması
Bu tür durumlarda, vergi ödevlerinin
ilişkin olduğu dönemdeki kanuni temsilci muhatap olacaktır.
3.Vergi kesenlerin sorumluluğu(VUK-11)
Yaptıkları veya yapacakları ödemelerden
vergi kesmeye mecbur olanlar, verginin tam olarak kesilip ödenmesinden ve
bununla ilgili diğer ödevleri yerine getirmekten
sorumludurlar. Bu
sorumluluk, bunların ödedikleri vergilerden dolayı asıl mükelleflere rücu etmek
hakkını kaldırmaz.
Yaptıkları ödemelerden vergi
kesmeye mecbur olanlar şunlardır.
i. Gelir Vergisinde:GVK 94 üncü maddesinde belirtilen kuruluş
ve mükellefler, ayni maddede yazılı nev’iden olan ödemelerinden vergi keserek
ilgili vergi dairelerine yatırırlar.
ii. Kurumlar Vergisinde: KVK 24 üncü maddesinde yer alan
kazanç unsurlarını dar mükellefiyete tabi kurumlara sağlayanlar, bunlardan
vergi kesip, ilgili vergi dairesine yatırmak zorundadırlar.
iii. Veraset ve İntikal Vergisinde: VİV 17 nci maddesine göre, belli
kuruluşlar istikak sahibi mirasçılara yaptıkları ödemelerden veraset ve intikal
vergisine mahsuben vergi keserler.
iiii.Damga Vergisinde: DVK 19 uncu maddesinde sayılan kuruluşlar,
aynı maddede belirtilen mahiyetteki kağıtlara ait vergileri, ilgilinin
istihkakının ödenmesi sırasında keserler, Bazı hallerde Maliye Bakanlığı bu
hususu mecburi tutabilir.
Yukarıda belirtilen sorumlular vergiyi kesip ilgili
vergi dairesine ödemedikleri takdirde, vergi kendilerinden, ikmalen veya re’sen
tarh edilmek suretiyle alınır. Sorumlular vergi aslı bakımından asıl mükellefe
rücu edebilirler. Ancak ödedikleri cezayı mükelleften isteyemezler.
4. Mirasçıların Sorumluluğu: Mükellefin ölmesi durumunda
mükellefin vergi ile ilgili yapması gereken işlemler, mirası reddetmemiş olan
kanuni ve atanmış mirasçıları tarafından yerine getirilir. Ancak, mirasçılardan
herbiri ölen kişinin vergi borçlarından dolayı miras payları
oranında sorumlu tutulurlar.
Mirasçıların
sorumluluğu vergi aslı ve usule ilişkin mükellefiyetlerle ilgilidir. Vergi Usul
Kanununun 372 nci maddesine göre mirasçılara cezai sorumluluk söz konusu
değildir.
Medeni
Kanuna göre mirasçılar ölenin borçlarından müteselsilen sorumlu oldukları halde
vergi hukukuna göre mirasçılar ölenin vergi borcundan miras hisseleri
nispetinde sorumlu tutulurlar.
5.
Motorlu taşıtlar Vergisinde Sorumluluk: Motorlu taşıt vergisinin
ödendiğini gösterir belge aramadan motorlu taşıtların her türlü satış veya
devir işlemini yapan noterler, memurlar ödenmeyen ya da noksan ödenen
vergilerden yükümlülerle birlikte müteselsilen sorumludurlar
5. Müteselsil sorumluluk; Mal alım ve satımı ve hizmet ifası
dolayısıyla vergi kesintisi yapmak ve vergi dairesine yatırmak
zorunda olanların, bu yükümlülükleri yerine getirmemeleri halinde verginin
ödenmesinden, alım satıma, taraf olanlar, hizmetten yararlananlar ve aralarında
doğrudan veya hısımlık nedeniyle ya da sermaye, organizasyon veya yönetimine
katılmak veya menfaat sağlamak suretiyle dolaylı olarak ilişkide bulunduğu
tespit edilenler müteselsilen sorumludurlar.
-Vergiye tabi işlemler nedeniyle
yüklenilen ve indirim veya iade konusu yapılan KDV’nin, ilgili mükellef
tarafından beyan edilerek ödenmemiş olduğunun yapılan incelemelerle tespit
edilmesi halinde, ziyaa uğratılan KDV yönünden, mükellefle birlikte, işleme
taraf olanlar ile aralarında zımmen dahi olsa irtibat olduğu tespit olunanlar
müteselsilen
sorumludurlar.
-Müteselsilen sorumluluk mal üreten
çiftçiler ile nihai tüketiciler için söz konusu değildir.
6. Zirai Ürün Alış Bedeli Üzerinden Yapılacak
Vergi Kesintisi
-Destekleme alımı yapan ile zirai ürün
işleyen veya alım satımda bulunan kamu kurum ve kuruluşları satın aldıkları
tarımsal ürünlerin alış bedeli üzerinden tevkifat yapacaklardır.
-Ticaret borsalarında tescil ettirilerek
satın alınan zırai ürün bedellerinde stopaj, ürün çiftçiden satın alındığında
yapılır. Çiftçiden alınan ürünlerin vergi kesintisinden borsalar, yöneticileri
ve ürünü satın alanlar( ihracatçılar dahil) müteselsilen sorumludur. Bu
ürünlerin Çiftçiden satın alındığı önceki aşamada ödenmesi gereken vergi
kesintisi ödenmemiş ise tescili yapan borsalar, yöneticileri ve zirai ürünü
borsaya getirenler müteselsilen sorumludur. Çiftçi dışındaki kişilerden zirai
ürün alanlar
Müteselsil sorumluluğun tespiti ve buna
göre işlem yapılabilmesi için, vergi inceleme raporu düzenlenmesi şarttır.
7.
Karnesiz Hizmet Erbabı Çalıştıranların Sorumluluğu
VUK 251 inci
maddesinde,kazançları basit usulde tespit edilen ticaret ve serbest meslek
erbabı ile götürü gider usulünü kabul eden GMSİ mükellefleri, yanlarında
çalıştırdıkları hizmet erbabının vergilerini zamanında ödemelerini temin etmek
bakımından, vergi dairesine karşı tutulmuşlardır. İşveren vergi aslı bakımından
diğer ücretliye rucu edebilir, ancak , cezayı kendisi ödeyecektir.
8. Türkiye’de Bulunmayan Mükelleflerin
Temsilinde Ve Tüzel Kişilerin Tasfiyesinde Durum
Türkiye’de bulunmayan mükelleflerin
Türkiye’deki temsilcileri hakkında VUK’nun 10. maddesi aynen uygulanır. Kanuni
temsilcinin kasıt ve ihmali yüzünden, vergi aslı, mükelleften alınamıyor ise,
temsilcinin varlığından alınır.
Türkiye’de bulunmayan mükellefin gerçek
kişi olması durumunda, vergi cezası yönünden kanuni temsilcinin durumunun ne
olduğu konusunda yasada bir hüküm yoktur. Ancak VUK’nun 332. maddesiyle bir
kıyas yoluna gidilerek. vergi kanunlarına aykırı hareketlerden doğacak cezanın
muhatabı kanuni temsilci olarak alınabilir.
VUK’nun 10. maddesinin son fıkrasına göre
de, tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmaları, kanuni
temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait
sorumluluklarını kaldırmaz. Burada sözkonusu olan kanuni temsilci, tasfiye
memuru değil, vergi ve cezanın ait olduğu dönemdeki kanuni temsilcidir.
Kanuni temsilcinin mal varlığına gidebilmek için tüzel kişinin mal
varlığının yeterli olmaması gerekir.
İKMALEN, RE`SEN VE
İDARECE TARH
İkmalen vergi tarhı (VUK
29):
Vergi tarh edildikten sonra, bu vergiye
müteallik olarak meydana çıkan ve defter, kayıt ve belgelere veya kanuni
ölçülere dayanılarak miktarı tespit olunan bir matrah veya matrah
farkıüzerinden salınacak verginin tarh edilmesidir.
Beyanname idare ile mükellef arasında
hukuki bir durum oluşturur. Beyanda zarar dahi gösterilse hukuki durumun
oluşması nedeniyle ikmalen tarhiyat yapılır.
Bir gelirle ilgili matrah farkının tespit
edildiği durumlarda;
a) Başka bir gelir unsuru dolayısı ile
beyanda bulunulmuş olunması halinde ikmalen tarhiyat,
b) Hiçbir beyanda bulunulmayan hallerde
re’sen tarhiyat yapılır.
İki unsuru vardır.
-daha önce bir verginin tarhedilmiş
olması,
-ilave vergi salınmasını gerektiren matrah
veya matrah farkının defter, kayıt ve belgelere dayanılarak tespit edilmiş
olması gerekir.
Daha önce yapılmış bir tarhiyat
yoksa,matrah, defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere göre tespit edilmiş
olsa dahi ikmalen tarhiyat mümkün değildir. Tarhiyatın re’sen yapılması
gerekir.
Beyannamede zarar gösterilmesi veya beyan
edilen matraha indirimler dolayısıyla vergi isabet etmemesi, ikmalen tarhiyata
engel değildir.
1-Defter, kayıt ve belgelerden tespit
Gelir vergisinde, bir satış faturasının
deftere kaydedilmediğinin tespiti, mal satışının emtea hesabının borcuna
yazılması, emtea hesabının toplamının yanlış yapılması, yıl sonunda mevcut
emteanın stokta gösterilmemesi, mükerrer kayıt,geçmiş yıl zararlarının fazla
olarak mahsup edilmesi, amortismanın kanuni nispetten fazla ayrılması gibi
hallerde ikmalen tarhiyat yapılır.
2-Çift defter kayıtları
İkmalen tarhiyatta, mtarah farkıtespitinin
dayanağı olarak zikredilen defter kayıt ve belgeler kanuni defter ve belgelerle
sınırlıdır. Çift defter tutulan hallerde, kanuni defterlerin ve buna dayanan
beyanın sıhhat ve geçerliliğinden söz edilemeyeceğinden re’sen tarhiyat
yapılır.
3- Vergi kanunları dışında, özel kanunlara
göre tutulan defter kayıtları
Kliniklerde tutulan özel klinik defteri,
otellerdeki polis defteri,hekimlerin tuttuğu protokol defteri gibi defterlerden
tespit edilecek matrah farkı yasal defterlerin (VUK’na göre tutulan) sıhhatini
bozacak nitelikte değilse ikmalen tarhiyat, Ancak, yasal defterlere göre önemli
bir farklılık oluşması halinde re’sen tarhiyat yapılmalıdır.
Kanuni
ölçü kavramı
Matrahın tespiti ile ilgili olarak vergi
kanunları ile tespit edilmiş olan ölçü ve esasları ifade eder.
-VUK’nun değerleme
kitabında yer alan değerleme ölçüleri(gerek değişik ölçü kullanılması, gerek se
ayni ölçünün farklı şekilde tespiti dolayısıyla, ön tarhiyata göre tahakkuk
edene ilave olarak hesaplanacak vergi ikmalen tarh edilir.)
-VUK’nun 267 maddesine göre emsal bedelinin
takdir komisyonunca belirlendiği durumlar. (emsal bedelin yanlış
hesaplanmasından doğan matrah farkları ile ilgili tarhiyat ikmalen yapılır.)
-Gelir vergisinde emsal kira bedeli
uygulamasında tarhiyat ikmalen yapılır.
Re`sen
vergi tarhı:
Vergi matrahının tamamen veya
kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak
tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir
edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi
inceleme raporlarında belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh
olunmasıdır.
Aşağıdaki
hallerden herhangi birinin bulunması durumunda, vergi matrahının tamamen veya
kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitinin
mümkün olmadığı kabul edilir.
1.Vergi beyannamesi kanuni süresi geçtiği halde
verilmemişse,
2.Vergi beyannamesi kanuni veya ek süreler içinde
verilmekle beraber beyannamede vergi matrahına ilişkin bilgiler
gösterilmemiş bulunursa, (Pişmanlık talebiyle verilen beyannamelerde,
zarar gösterilmesi veya indirim ve istisnalar dolayısıyla matraha vergi isabet
etmemesi re’sen tarhiyat nedenidir.)
3. Bu kanuna göre tutulması mecburi
olan defterlerin hepsi veya bir kısmı tutulmamış veya tasdik
ettirilmemiş olursa veya vergi incelenmesi yapmaya yetkili olanlara her
hangi bir sebepleibraz edilmezse, (Tutulması veya tasdiki zorunlu
defterlerden sadece birinin tutulmamış veya tasdik ettirilmemiş olması veya
incelemeye ibraz edilmemesi re’sen takdir için yeterlidir. Defterlerin tasdik
süreleri ise VUK 221’de belirtilmiştir. Bu süreler geçtikten sonra bir ay
içinde defterler tasdik ettirilmezse VUK 352/1-8 uyarınca hiç tasdik
ettirilmemiş sayılır.)
4. Defter kayıtları ve bunlarla
ilgili vesikalar, vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan
vermeyecek derecede noksan, usulsüz ve karışık olması dolayısiyle
ihticaca salih bulunmazsa. (Defterlerin kısmen tutulmamış olması halinde defter
ve belgelerin ihticaca salih olmadığı kabul edilir.)
5. Tutulması zorunlu
olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu
yansıtmadığına dair delil bulunursa.
6. Bu Kanuna ve 3568 sayılı göre yetki
almış meslek mensuplarına imzalattırma mecburiyeti getirilen
beyanname ve ekleri imzalattırılmazsa veya tasdik kapsamına alınan konularda
yeminli mali müşavir tasdik raporu zamanında ibraz edilmezse,
Re`sen tarhta mahsup: Re`sen takdir edilen matrah,
mükellef tarafından bildirilen matrahtan fazla değilse, re`sen vergi tarh
edilmez; fazla ise sadece aradaki fark üzerinden vergi tarh
edilir.
Verginin idarece
tarhı:
İkmalen ve re’sen tarhiyatlar dışında
kalan hallerde, mükelleflerin verginin tarhı için vergi kanunları ile muayyen
zamanlarda müracaat etmemeleri veya aynı kanunlarla kendilerine tahmil edilen
mecburiyetleri yerine getirmemeleri sebebiyle zamanında tarh edilemeyen verginin
kanunen belli matrahlar üzerinden idarece tarh
edilmesidir.
Bu takdirde vergi, “yoklama fişine”
istinaden tarh
olunur.
Bu şekilde tarh olunan vergilerle cezalarına
ilişkin ihbarnameler bir taraftan, mükellefin adresine posta ile yollanır;
diğer taraftan tarh edilen verginin ve kesilen cezanın miktar ve cinsini
gösterir bir ilan vergi dairesine asılır.İlanın asılması durumu ve tarihi
tutanakla tespit olunur.
Verginin tahakkuku ve cezanın kesinleşmesi
için geçmesi gereken vergi mahkemesinde dava açma süresi; mükellefin bilinen
adresinde tebligat yapıldığı hallerde tebliğ tarihinden, aksi halde
tutanakla tespit olunan ilan tarihinden başlar.
Örnek;
- Diğer ücretlerde mükellef zamanında
vergi dairesine başvurmazsa, vergi idarece tarh olunur.- Basit usulde
vergilendirilen ticaret ve serbest meslek erbabı ile götürü gider usulünü seçmiş
gayrimenkul sermaye iradı sahibi, çalıştırdıkları kişilerin karne almalarını ve
vergi ödemelerini sağlamaya mecburdur.Buna riayet edilmezse bununla ilgili
vergi ve cezalar çalıştırandan alınır. İşte çalıştıranlardan alınacak bu vergi
idarece tarh olunur.
Emlak
vergisinde beyan esası kaldırılmasından sonra bu vergiye ilişkin olarak
bildirimde bulunulmadığının tespiti halinde idarece tarhiyat yapılır.
İhbarname esası: İkmalen ve re`sen tarh edilen vergiler
"İhbarname" ile tebliğ olunur. Nev`i ve doğuşu ayrı olan vergiler
için ayrı ihbarname kullanılır.
İKTİSADİ KIYMET
DEĞERLERİ**
Değerleme: Vergi matrahının hesaplanması amacıyla
iktisadi kıymetlerin değerinin tespit edilmesidir.
Değerlemede,
iktisadi kıymetlerin vergi kanunlarında gösterilen gün ve zamanlardaki
kıymetleri
bulunur.
Değerlemede, iktisadi kıymetlerden her
biri tek başına değerlemeye tabi tutulur. Aynı cinsten sayılan mallar ile düşük
kıymetli eşyalar toplu olarak değerlemeye tabi tutulabilir.
Değerleme ölçüleri: Değerleme, iktisadi kıymetin niteliğine
göre, aşağıdaki ölçülerden biri ile yapılır.
1-
MALİYET BEDELİ: Maliyet
bedeli, iktisadi bir kıymetin elde edilmesi veya değerinin artırılması amacıyla
yapılan ödemelerle, bunlara ilişkin harcamaların toplamını ifade eder.
Maliyet
Bedeli ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a- Gayrimenkuller: İktisadi işletmelere dahil aşağıda
yazılı kıymetler de gayri menkuller gibi değerlenir:
1.
Gayri menkullerin mütemmim cüzleri ve
teferruatı;
2.
Tesisat ve
makinalar;
3.
Gemiler ve diğer taşıtlar;
4.
Gayri maddi
haklar.
Gayri
menkullerde maliyet bedeline giren
giderler:
1.
Satın alma bedeli,
2.
Makine ve tesisatta gümrük vergileri, nakliye ve montaj
giderleri;
3.
Mevcut bir binanın satın alınarak yıkılmasından ve arsasının tesviyesinden
oluşan
giderler.
Noter, mahkeme, kıymet takdiri, komisyon
ve tellaliye giderleri ile Emlak Alım ve Taşıt Alım Vergilerini maliyet
bedeline ithal etmekte veya genel giderler arasında göstermekte mükellefler
serbesttirler.
Gayri
menkullerde maliyet bedelinin artması: Normal bakım, tamir ve temizleme giderleri dışında,
gayri menkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı olarak artırmak
maksadıyla yapılan giderler, gayrimenkulun maliyet bedeline eklenir.
b-Özel maliyet bedeli: Gayri menkuller kira ile tutulmuş ise,
kiracı tarafından, gayri menkulü genişletmek veya iktisadi kıymetini devamlı
olarak artırmak maksadı ile yapılan giderler özel maliyet bedeli
olarak değerlenir.
c-Demirbaş eşya: Bunların maliyet bedeline giren
giderler, satın alma bedelinden başka komisyon ve nakliye giderleri gibi
özel
giderlerdir.
d- Emtia: Satın alınan veya imal edilen
emtiadan oluşur. Mükellefler, satın aldıkları veya imal ettikleri emtianın
maliyet bedelini, son giren ilk çıkar (LİFO) yöntemini uygulamak suretiyle de
tespit edebilirler. Bu yöntemi seçenler, en az 5 yıl süre ile bu yöntemden
vazgeçemezler.
İmal edilen emtiada maliyet bedeline giren
unsurlar.
1.Mamulün
üretiminde kullanılan ham maddelerin
bedeli,
2. Mamule
isabet eden
işçilik,
3. Genel
imal giderlerinden mamule düşen
hisse;
4.
Genel idare giderlerinden mamule düşen hisse, (Bu hissenin mamulün maliyetine
katılması
ihtiyaridir.)
5. Ambalajlı
olarak piyasaya arz edilmesi zaruri olan mamullerde
ambalaj malzemesinin
bedeli.
e- Zirai mahsuller ve hayvanlar: İmal edilen emtiadaki unsurlar maliyet
bedeline girer.
2-BORSA
RAYİCİ: Borsa
rayici, menkul kıymetler borsası, kambiyo borsası, ve ticaret borsalarına
kayıtlı olan iktisadi kıymetlerin değerleme gününden önceki son muamele gününde
borsadaki muamelelerinin ortalama değerlerini ifade eder. Normal hareketler
dışında fiyatlarda bariz kararsızlıklar görülen hallerde, son muamele günü
yerine değerlemeye son 30 gün içindeki ortalama rayiç esas alınır.
Borsa
Rayici ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a.Menkul kıymetler borsasına kayıtlı iktisadi
kıymetler:*
Hisse senetleri ile fon portföyünün en az % 51`i
Türkiye`de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan yatırım fonu
katılma belgeleri alış bedeliyle, bunlar dışında kalan her türlü menkul kıymet
borsa rayici ile değerlenir.( İMKB’de işlem gören devlet tahvili ve hazine
bonoları)
Borsa
rayici yoksa veya borsa rayicinin muvazaalı bir şekilde oluştuğu anlaşılırsa
değerlemeye esas bedel, menkul kıymetin alış bedeline vadesinde elde edilecek
gelirin (kur farkları dahil) iktisap tarihinden değerleme gününe kadar geçen
süreye isabet eden kısmının eklenmesi suretiyle hesaplanır.( Borsada işlem
görmeyen; finansman bonoları, banka bonoları, banka garantili bonolar, varlığa
dayalı menkul kıymetler, İpotekli borç senetleri, konut sertifikaları,
gayrimenkul sertifikaları, Fon portföyünün %51’i Türtiye’de kurulmuş bulunan
şirketlerin hisse senetlerinden oluşmayan yatırım fonu katılma belgeleri.)
Ancak,
borsa rayici bulunmayan, getirisi ihraç edenin kar ve zararına bağlı olarak
doğan ve değerleme günü itibariyle hesaplanması mümkün olmayan menkul
kıymetler,(Kar zarar ortaklığı belgeleri, Gelir Ortaklığı Senetleri, Geçici
İlmühaberler) alış bedeli ile değerlenir.
b.Kambiyo borsasına kayıtlı iktisadi kıymetler,
c.Ticaret borsalarına kayıtlı iktisadi kıymetler,
d.Yabancı paralar:Yabancı paralar borsa rayici ile
değerlenir. Borsa rayicinin takarrüründe muvazaa olduğu anlaşılırsa bu rayiç
yerine alış bedeli esas alınır. Yabancı paranın borsada rayici yoksa,
değerlemeye uygulanacak kur Maliye Bakanlığınca tespit olunur.
e.Yabancı para ile olan alacak ve borçlar.
3-TASARRUF DEĞERİ: Tasarruf değeri, bir iktisadi kıymetin
değerleme gününde sahibi için arz ettiği gerçek değerdir. İktisadi kıymetin,
şahsın subjektif anlayışına göre değil objektif esaslara göre yapılan
değerlemedir.
Tasarruf
Değeri ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a.Senede bağlı alacak ve borçlar: Vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacak
ve borçlar değerleme günü kıymetine irca edilebilir. Senetlerde faiz nispeti
açıklanmışsa bu nispet, açıklanmamışsa Merkez Bankasının resmi iskonto
(reeskont) haddinde bir faiz uygulanır.
Bankalar, bankerler ile sigorta şirketleri
alacak ve borçlarını değerleme günü kıymetine irca etmeye mecburdur.
Alacak senetlerini değerleme gününün
kıymetine irca eden mükellefler, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi
tutmak zorundadırlar.
4-MUKAYYET
DEĞER: Mukayyet
değer, bir iktisadi kıymetin muhasebe kayıtlarında gösterilen hesap değeridir.
Mukayyet
Değer ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a.Aktifleştirilen ilk tesis ve taazzuv giderleri:
İlk
tesis ve taazzuv giderlerinin aktifleştirilmesi ihtiyaridir.
b.Peştemallıklar
c. Aktif geçici hesap hesap kıymetleri: Gelecek bir hesap dönemine ait olarak
peşin ödenen giderler ile cari hesap dönemine ait olup da henüz tahsil
edilmemiş olan hasılat. (180,181,280,281 no.lu hesaplar)
d. Pasif geçici hesap kıymetleri: Gelecek hesap dönemlerine ait olarak peşin
tahsil olunan hasılat ile cari hesap dönemine ait olup henüz ödenmemiş olan
giderler.(380,381,480,481 no.lu hesaplar)
e. Karşılıklar: Meydana gelmiş veya meydana gelmesi beklenen
fakat miktarı katiyetle kestirilemeyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz
eden belli bazı zararlar karşılamak amacıyla hesaben ayrılan meblağlardır.
f. Alacak ve borçlar (Senetli alacak ve borçlar reeskont
yoluna gidilmediğinde mukayyet değerle
değerlenir.)
5-İTİBARİ DEĞER: İtibari değer, her nevi senetlerle esham
ve tahvillerin üzerinde yazılı olan
değerlerdir.
İtibari
Değer ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:
a.Kasa mevcudu (yabancı paralar
hariç)
b.Eshamlı şirketlerde, ihraç edilen hisse
senetleri
c.Eshamlı şirketler ve iktisadi kamu
müesseselerince çıkarılan tahviller.
6-VERGİ
DEĞERİ: Vergi
değeri, bina ve arazinin Emlak Vergisi Kanununun 29. maddesine göre tespit
edilen değeridir.
7-RAYİÇ
BEDEL: Rayiç bedel, bir iktisadi kıymetin
değerleme günündeki normal alım satım
değeridir.
8-EMSAL BEDELİ VE EMSAL ÜCRETİ: Emsal bedeli, gerçek bedeli olmayan, veya
bilinmeyen veya doğru olarak tespit edilemeyen bir malın, değerleme gününde
satılması halinde emsaline nazaran haiz olacağı
değerdir.
Emsal
bedeli sıra ile, aşağıdaki esaslara göre tayin olunur:
Birinci sıra: (Ortalama fiyat esası) aynı cins ve nevideki mallardan
sıra ile değerlemenin yapılacağı ayda veya bir evvelki veya
bir daha evvelki aylarda satış yapılmışsa,emsal bedeli bu satışların miktar ve
tutarına göre mükellef tarafından çıkarılacak olan "Ortalama satış
fiyatı" ile hesaplanır. Bu esasın uygulanması için, aylık satış
miktarının, emsal bedeli tayin olunacak her bir malın miktarına nazaran % 25
ten az olmaması şarttır.
İkinci sıra: (Maliyet bedeli esası) Emsal bedeli belli edilecek
malın, maliyet bedeli bilinir veya çıkarılması mümkün olursa, bu
takdirde mükellef bu maliyet bedeline, toptan satışlar için % 5, perakende
satışlar için % 10 ilave etmek suretiyle emsal bedelini bizzat belli
eder.
Üçüncü sıra: (Takdir esası) Yukarıda yazılı esaslara göre belli
edilemeyen emsal bedelleri ilgililerin müracaatı üzerine takdir
komisyonunca takdir yolu ile belli edilir. Takdirler, maliyet bedeli
ve piyasa kıymetleri araştırılmak ve kullanılmış eşya için ayrıca yıpranma
dereceleri nazara alınmak suretiyle yapılır.
Taktir
komisyonu kararına karşı vergi dairesince ve mükellefce dava açılması
mümkündür.
9-ALIŞ BEDELİ: İktisadi kıymetin satın alınması karşılığında
ödenen veya borçlanılan bedeldir. Maliyet bedelinden farkı, satın alma bedeli
yanında iktisap edilmeye ilişkin diğer giderleri de içermemesidir.
Alış
Bedeli ile Değerlenecek İktisadi Kıymetler:Diğer şirketlere ait hisse senetleri ve fon portföyünün
en az % 51`i Türkiye`de kurulmuş bulunan şirketlerin hisse senetlerinden oluşan
yatırım fonu katılma belgeleri alış bedeliyle değerlenir.
AMORTİSMAN MEVZUUNDAN
BAHSEDEREK USULLERİNİ AÇIKLAYINIZ.
İşletmede bir yıldan fazla kullanılan ve
yıpranmaya, aşınmaya veya kıymetten düşmeye maruz bulunan gayrimenkullerle
269’uncu madde gereğince gayrimenkul gibi değerlenen iktisadi kıymetlerin,
alet, edavat, mefruşat, demirbaş ve sinema filmlerinin birinci kısımdaki
esaslara göre tespit edilen değerinin bu Kanun hükümlerine göre yok edilmesi
amortisman mevzuunu teşkil eder.
İlgili mevzuat gereğince sözleşme
süresinden sonra bedelsiz olarak devlete veya devletçe tensip olunan bir
teşekküle veya belediyeye intikali öngörülen amortismana tabi iktisadi
kıymetlerden (sözleşme süresinde yenilenmesi gerekenler hariç), sermayenin veya
özel maliyet bedellerinin itfası hükümlerine göre amortismana tabi tutulanlar,
genel hükümler uyarınca ayrıca amortismana tabi tutulamazlar.
Değeri 1.1.2005’den itibaren 480, – YTL’yi aşmayan
peştemallıklar ile işletmede kullanılan ve değeri 480, – YTL’yi aşmayan
alet, edevat, mefruşat ve demirbaşlar amortismana tabi tutulmayarak doğrudan
doğruya gider yazılabilir. İktisadi ve teknik bakımdan bütünlük arz edenlerde
bu had topluca dikkate alınır.
1.Normal amortisman: Mükellefler amortismana tabi iktisadi
kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa
ederler. İlan edilecek oranların tespitinde iktisadi kıymetlerin faydalı
ömürleri dikkate alınacaktır.
2.Azalan bakiyeler usulüyle
amortisman: Bilanço
esasına göre defter tutan mükelleflerden dileyenler, amortismana tabi iktisadi
değerlerini, azalan bakiyeler üzerinden amortisman usulü ile
yok edebilirler.
Bu usulün uygulanmasında;
-Enflasyon düzeltmesi yapılan dönemlerde,
üzerinden amortisman ayrılacak değer, amortismana tabi iktisadi kıymetin
düzeltilmiş değerinden daha evvel ayrılmış olan amortismanların toplamının
taşınmış değerleri indirilmek suretiyle tespit edilir.
-Bu usulde uygulanacak amortisman
nispeti normal amortisman nispetinin (%50’yi geçmemek şartıyla) iki
katıdır.
-Bu usulde amortisman süresi normal
amortisman nispetlerine göre
hesaplanır.
-Bu sürenin son yılına devreden bakiye
değer, o yıl tamamen yok edilir.
3. Fevkalade amortisman: Amortismana tabi olup ta,
1.
Yangın, deprem, su basması gibi afetler neticesinde değerini tamamen veya
kısmen kaybeden;
2.
Yeni icatlar dolayısiyle teknik verim ve kıymetleri düşerek tamamen veya kısmen
kullanılmaz bir hale
gelen;
3.Cebri
çalışmaya tabi tutuldukları için normalden fazla aşınma ve yıpranmaya maruz
kalan;
menkul
ve gayri menkullerle haklara, mükelleflerin müracaatları üzerine Maliye
Bakanlığınca her işletme için işin mahiyetine göre ayrı ayrı belli edilen
"Fevkalade ekonomik ve teknik amortisman nispetleri"
uygulanır.
4.Arazide Amortisman: Boş arazi ve boş arsalar amortismana tabi
değildir. Ancak:
1. Tarım işletmelerinde vücuda getirilen
meyvalık, dutluk, fındıklık, zeytinlik ve güllüklerle incir bahçeleri ve bağlar
gibi tarım tesisleri;
2. İşletmede inşa edilmiş olan her nev’i
yollar ve harklar; amortismana tabi tutulur
5-Madenlerde amortisman: İşletme sebebiyle içindeki cevherin
azalmasından dolayı maddi değerini kaybeden madenlerin ve taş ocaklarının
imtiyaz veya maliyet bedelleri, ilgililerin müracaatları üzerine ayrı ayrı
olmak üzere Maliye Bakanlığınca belli edilecek nispetler üzerinden yok
edilir.
6-Alacaklarda ve Sermayede Amortisman
a-Değersiz alacaklar: Mahkeme kararına veya ispat
edici bir vesikaya göre tahsiline artık imkan kalmayan alacaklar, değersiz
alacaktır.
Değersiz alacaklar, bu niteliğe girdikleri
tarihte tasarruf değerlerini kaybederler ve mukayyet değeriyle zarara
geçirilerek yok edilirler.
İşletme hesabı esasına göre defter tutan
mükellefler değersiz alacakları, gider kaydetmek suretiyle yok ederler.
b-Şüpheli alacaklar: Ticari ve zirai kazancın elde edilmesi
ve idame ettirilmesi ile ilgili olmak şartıyla;
1. Dava
veya icra safhasında bulunan alacaklar;
2. Yapılan
protestoya veya yazı ile bir defadan fazla istenilmesine
rağmen borçlu tarafından ödenmemiş bulunan dava ve icra takibine
değmeyecek derecede küçük alacaklar şüpheli alacak
sayılır.
Sayılan nedenlerle şüpheli alacak niteliği
kazanan alacaklar için değerleme gününün tasarruf değerine göre pasifte
karşılık ayrılabilir. Şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen miktarları
tahsil edildikleri dönemde kar-zarar hesabına
aktarılır.
7-Sermayenin itfası: İmtiyazlı işletmelerde, tesisin
imtiyaz süresinden sonra, bedelsiz olarak Devlete veya Devletçe belirlenecek
bir kuruma veya belediyeye devredilmesi sözleşme gereğince belirlenmiş ise
imtiyaz sözleşmesinde de sermayenin itfası için yıllık belli bir oran veya
miktar ayrılması gösterilmiş olduğu takdirde, bu oran veya miktar üzerinden
sermaye itfa olunur.
8-İlk tesis ve taazzuv giderlerinin ve
peştemallıkların itfası:
Kurumların aktifleştirdikleri ilk tesis ve taazzuv giderleri ile
peştemallıklar mukayyet değerleri üzerinden eşit miktarlarda ve beş yıl
içinde itfa
olunur.
9-Özel maliyet bedellerinin itfası: Özel maliyet bedelleri, kira
süresine göre eşit yüzdelerle itfa edilir. Kira süresi dolmadan, kiralanan
şeyin boşaltılması halinde henüz itfa edilmemiş olan giderler, boşaltma
yılında bir defada
gider yazılır.
Amortismana
tabi malların satılması: Amortismana tabi iktisadi kıymetlerin
satılması halinde alınan bedel ile bunların envanter defterinde kayıtlı
(amortismanlar düşüldükten sonra kalan) değerleri arasındaki fark kar ve zarar
hesabına geçirilir. İşletme hesabı esasında defter tutan mükelleflerle serbest
meslek kazanç defteri tutan mükellefler bu farkı defterlerinde hasılat veya
gider kaydederler.
Yenileme Fonu: Satılan iktisadi kıymetlerin yenilenmesi, işin
durumuna göre mecburi olursa veya bu konuda işletmeyi idare edenlerce karar
verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu durumda, iktisadi kıymetin satışından
elde edilen kar, yenileme giderlerini karşılamak üzere, pasifte geçici bir
hesapta azami üç yıl süre ile tutulabilir. Bu süre içinde yeni kıymetin
iktisabında kullanılmamış olan karlar üçüncü yılın vergi matrahına eklenir. Üç
yıldan önce işin terki, devri veya işletmenin tasfiyesi halinde bu karlar o
yılın matrahına ilave
edilir.
Bu açıklamalar çerçevesinde yeni
değerlerin iktisabında kullanılan kar, yeni değerler üzerinden bu kanun
hükümlerine göre ayrılacak amortismanlara mahsup edilir. Bu mahsup
tamamlandıktan sonra yok edilmemiş olarak kalan değerlerin amortismanına devam
edilir.
Amortismana tabi malların sigorta
tazminatı: Yangın, deprem, sel, su basması gibi
afetler yüzünden tamamen veya kısmen zıyaa, uğrayan amortismana tabi iktisadi
kıymetler için alınan sigorta tazminatı bunların değerinden (Amortismanlı
olanlarda ayrılmış olan amortisman çıktıktan sonra kalan değerden) fazla veya
eksik olduğu takdirde farkı kar veya zarar hesabına
geçirilir.
Ancak, zarara uğrayan iktisadi kıymetlerin
yenilenmesi, işin durumuna göre mecburi olursa veya bu konuda işletmeyi idare
edenlerce karar verilmiş ve teşebbüse geçilmiş olursa bu durumda sigorta
tazminat fazlası, yenileme fonu uygulamasına tabi tutulabilir.
GECİKME FAİZİNİN
UYGULANMASINDAN BAHSEDEREK, GECİKME ZAMMI VE TECİL FAİZİ İLE ARASINDAKİ FARKI
BELİRTİNİZ
Gecikme
Faizinin Niteliği: Gecikme
faizi 6183 sayılı AATUHK kapsamında fer’i alacak olarak tanımlanmıştır. Anaya
Mahkemesi Kararında, gecikme faizinin niteliği, “vergisini ödemek yerine , bu
parayı kendi işlerinin finansmanında kullanan veya başkasına ödünç veren ya da
mevduat olarak bankaya yatıran yükümlü, enflasyon oranı üzerinde veya en
azından bu orana eşit bir yarar sağlamaktadır. Gecikme faizi ile yapılan bu
yararın, paranın asıl sahibi olan Devlete geri verilmesidir.
Gecikme
faizi , ikmalen re’sen veya
idarece yapılan tarhiyatlar için bunların ilgili bulunduğu döneme
ilişkin normal vade tarihinden tahakkuk tarihine, dava konusu
yapılmaları halinde, yargı organı kararının tebliğ tarihine kadar uygulanan
faizdir. VUK’un 112. Maddesinde düzenlenmiştir.
Gecikme
zammı, alacağın belirlenen vadede ödenmemesi halinde borçlunun gecikme
süresi için ödemesi öngörülen bedeldir. 6183 sayılı AATUHK 51. Maddesine göre
kesinleşip vadesinde ödenmeyen amme alacağına uygulanır.
Tecil
Faizi, 6183 sayıl Kanunun 48.
Maddesine göre, kesinleşmiş amme alacağının ödenmesinin borçluyu çok zor duruma
düşüreceği durumlarda idarece kabul edilen ve ertelemesi karşılında alınan
faizdir.
Gecikme Faizi ile Gecikme Zammı Arasındaki
Fark :Gecikme faizi VUK düzenlenmiştir ve
verginin tahakkuk aşamasını takip eden ödeme işleminin geciktirilmesi ile
ilgilidir. Buna karşılık, gecikme zammı kavramı ise, AATUHK düzenlenmiştir ve
vergi ve diğer kamu alacaklarının normal ödeme zamanı içinde ödenememesi
halinde başvurulan cebri tahsil aşaması ile ilgilidir. Dolayısıyla tahakkuku
kesinleşmemiş bir vergi için gecikme zammı aranması mümkün değildir. Gecikme
zammının uygulanabilmesi için ortada tahakkuk etmiş bir vergi olmalıdır.
İkmalen, re`sen veya idarece yapılan
tarhiyatlarda :
a) Dava konusu yapılmaksızın kesinleşen
vergilerde: Kanunda
belirtilen normal vade tarihinden tahakkuk tarihine kadar geçen süre
için;
b) Dava konusu yapılan vergilerde:Normal vade tarihinden, yargı organı
kararının tebliğ tarihine kadar geçen süreler için;
c) Uzlaşılan vergilerde gecikme faizi: Uzlaşılan vergi miktarına, normal
vade tarihinden, uzlaşma tutanağının imzalandığı tarihe kadar geçen süre
için;
d) 376. maddedeki indirim hakkından
faydalanılması durumunda: normal vade tarihinden, (Dava konusu
yapılmaksızın kesinleşen vergilerde olduğu gibi) tahakkuk tarihine
kadargeçen süre için;
6183 sayılı Kanuna göre tespit
edilen gecikme zammı oranında gecikme faizi uygulanır. Gecikme faizi
de vergi ile aynı süre içinde ödenir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay
kesirleri dikkate alınmaz.
e) İtirazi
kayıtla beyan edilip ödendikten sonra yargı kararına göre iade edilip, yine
yargı kararına göre tahsili gereken vergilere: İade tarihinden yargı kararının
vergi dairesine tebliği tarihine kadar geçen süre için, 6183 sayılı AATUHK göre
belirlenen tecil faizi oranında gecikme faizi hesaplanır.
f) Fazla
veya yersiz olarak tahsil edilen veya vergi kanunları uyarınca iadesi gereken
vergilerin,mükellef tarafından tamamlanması gereken bilgi ve belgelerin
tamamlandığı tarihi takip eden üç ay içinde iade edilmemesi halinde, üç
aylık sürenin sonundan itibaren düzeltme fişinin mükellefe tebliğ
edildiği tarihe kadar geçen süre için tecil faizi
oranında hesaplanan faiz, red ve iadesi gereken vergi ile birlikte
mükellefe ödenir.
Mükellef
gecikme faizine muhatap olmamak için, dava açılması nedeniyle tahsili duran
vergi ve cezaları davanın devamı sırasında da kısmen veya tamamen ödeyebilir.
Örnek 1: ABC Limited şirketi 2004 faaliyet
dönemine ilişkin kurumlar vergisi beyannamesini kanuni süre olan 1 Nisan-15
Nisan 2005 tarihleri arasında ilgili vergi dairesine tevdi etmemiştir. Bu durum
re’sen tarhiyatı gerektirdiğinden vergi inceleme raporunda belli edilen veya
takdir komisyonunca takdir edilmiş olan matrah üzerinden vergi dairesince tarh
edilen vergi ve kesilen cezaya ait ihbarnameler 25/7/2005 tarihinde tebliğ
edilmiştir.
1 – Tarhiyat dava konusu yapılmaksızın
kesinleşmişse: Örneğe göre tarhiyatın kesinleşmesi tarihi (tebliğ tarihinden
itibaren 30 gün) 25/8/2005 olup, vergi ve ceza ile gecikme faizinin ödeme
süresinin sonu ( tahakkuk tarihinden itibaren 1 ay) 25/9/2005 tarihidir.
Tarhiyatın normal vade tarihi 30 nisan 2005 olduğundan vergiye uygulanacak
gecikme faizinin hesaplanacağı süre Mayıs 2005 ila Temmuz 2005 aylarını içine
alan (3 ay) süredir. Gecikme faizinin hesaplanmasında ay kesirleri nazara
alınmayacağından Ağustos ayı için faiz hesasasaplanmayacaktır.
2 – Tarhiyat dava açma konusu yapılmışsa:
Örnekteki dava açma süresi olan 25/7/2005 ila 25/8/2005 tarihleri arasında dava
açıldığı takdirde, bu vergi ile ilgili tahsilat işlemleri duracaktır. 4/10/2006
tarihinde tebliğ edilmiş olan Vergi Mahkemesi kararıyla tarhiyat tamamen veya
tadilen onanmıştır. Vergi mahkemesi kararıyle onanan vergi tahsil edilir
safhaya geldiğinden, vergi mahkemesi kararına göre hesaplanan vergiye ait
ihbarnamenin tebliğ tarihinden itibaren bir ay içindc ödenmesi gerekir. Bu
durumda gecikme faizi 1 Mayıs 2005 tarihi ile 30 Eylül 2005 tarihleri arasında
geçen süre için hesaplanacaktır. (Gecikme faizinin hesaplanmasında ay
kesirleri nazara alınmayacağından Ekim ayı için faiz hesaplanmayacaktır.)
112 nci maddenin 3 numaralı bendinin (b)
fıkrasında gecikme faizinin hesaplanacağı sürenin sonu yargı organı kararının
tebliğ tarihine bağlanmıştır. Maddede geçen yargı organı ifadesinden Vergi
Mahkemesi, Bölge İdare Mahkemesi ve Danıştay kararlarının anlaşılması gerekir.
Vergi sistemimizde, yargıya intikal etmiş olan uyuşmazlıklarda, vergi ve buna
bağlı cezalar vergi mahkemesi kararıyle kısmen veya tamamen onanmış ise bu
karar üzerine tahakkuk etmekte, dolayısıyle de vergi ve ceza tahsil edilebilir
safhaya gelmiş olmaktadır. Bir üst yargı merciinde dava açılması (Üst yargı
mercii tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verilmiş olması hali hariç)
vergi ve cezanın tahsilini durdurmamaktadır.
Bu itibarla, vergi mahkemesi kararına
karşı bir üst yargı merciinde dava açılmış olması halinde yine onanan
miktarlara göre hesaplanan vergi ve cezalar ile birlikte gecikme faizinin
tahsili yoluna gidilecektir. Ancak, üst yargı merciinde dava açılması yanında
yürütmenin durdurulması istenilmiş ve yürütmenin de durdurulmasına karar
verilmiş ise bu takdirde tahsil işlemleri de yürütmenin durdurulduğu süreler
kadar otomatikman durmuş olacağından bu safhada vergi ve cezalar ile gecikme
faizinin tahsili yönünden herhangi bir işlem yapılması kanunen mümkün değildir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder